, , , , , , , ,

TEKLİ DEĞERLENDİRMELERİ: DEEPERISE, SILA, ZİYNET SALİ

Çarşamba, Kasım 08, 2017


DEEPERISE – RAF (FEAT. JABBAR)

Müziğin dijital dünyaya entegre olması ve bu yolla dinleyicilere kolaylıkla ulaşılabilmesiyle birlikte gelinen noktada isteyen herkesin şarkı yayımlaması mümkün. Her gün, her hafta onlarca yeni şarkı ve şarkıcı dijital platformlar üzerinden müzikseverlerle buluşarak kendine şans arıyor. Üstelik müzik dünyasının içinde bulunduğu duruma ve çıkmazlara karşın bu "üretim bolluğu" bereketinden hiçbir şey kaybetmiyor.

Bir prodüksiyonu değerlendiren, yayımlama ya da yayımlamama konusunda karar mekanizması olan yapımcıların bugünün koşulları nedeniyle etkilerini yitirmesi ya da odağını katalog oluşturmaya çevirmesi çok sayıda vasat projenin o süzgeçten geçmeyip fiziksel ya da dijital satışa sunulmasına neden olsa da bir yandan kendi müziğini üreten, özgün tarzı ve farklılığı olan müzisyenlerin kendini göstermesi, sesini duyurması açısından çok önemli bir fırsat sunuyor. Yani artık bir yapımcının elinizden tutmasına, ciddi bir PR gücünüzün bulunmasına, tanınmış bir isim olmanıza gerek yok. Günümüz müzik dünyasında artık güzel içerik, farklılık, "kendine has olmak" çok daha kıymetli ve göze çarpan bir değer. Devir şarkıcıların ve yapımcıların değil, şarkıların ve şarkıları üretenlerin -prodüktör, besteci- devri. Deeperise ve Jabbar'ı bir araya getiren "Raf" da bu durumun en güncel örneklerinden biri.

1990 doğumlu Deeperise ile Jabbar'ın iş birliğinden doğan "Raf", bu yılın mayıs ayında EMI etiketiyle dinleyicilerle buluştu. Ardından kısa bir süre sonra ise şarkının İngilizce versiyonu "Move On" yayımlandı. Başta dikkat kesilmediğim ve hep sonuna denk geldiğim için şarkının dili konusunda fikrim yoktu ki sonrasında iki ayrı versiyonunu baştan sona  dinlememle birlikte durumun fotoğrafını çekmiş oldum. Nedense şarkının iki Türk'e ait olabileceğini düşünmemiştim. Bu türden bir şaşkınlığı geçtiğimiz yıl Mahmut Orhan ile Sena Şener'in buluştuğu "Feel" ile de yaşamıştım.

Yazımın başında aslında "Raf" ile ilgili düşüncelerimi ve nezdinde müzik sektörü hakkındaki değerlendirmelerimi büyük ölçüde ifade ettim. Deeperise ile Jabbar'ın ortaklığı sonucu "sound"uyla, altyapısıyla, havasıyla, sözleriyle, vokaliyle yerel sınırların ve çizgilerin çok dışında, apayrı kulvarda hatta kulvarsız bir üretim ortaya çıkmış. Dünyada müziğin gitmekte olduğu yere ayak basmış, kendi gerçekliğini ve atmosferini yaratmış, ruhu olan bir şarkı "Raf". Günümüzün ve içinde bulunduğumuz dönemin yerli şarkılarıyla kıyaslanmayacak, yarıştırılmayacak, denkliği olmayan türden bir iş. Bu anlamda "Raf"ın yeni bir şeyler söylediği ve bunu da mütevazı bir tavırla yaptığı rahatlıkla söylenebilir.

"Raf", bence 2017'nin en özel şarkılarından biri olmakla kalmayıp Türkiye'deki yerel müzik anlayışının ciddi anlamda değişmeye başladığının ve genç neslin yeni alışkanlıklarının da bir göstergesi olarak kabul görebilir. Bu noktada bundan sonrası için oluşan yüksek beklentiyi Deeperise'ın karşılayıp karşılamayacağını zaman gösterecek. Görünen o ki ikilinin "Raf"ı uzun bir süre daha toz tutmayacak.


SILA  MUHBİR

Her iki yılda bir periyodik olarak albüm yayımladığını göz önünde bulundurduğumuzda Sıla'dan "Mürekkep" sonrası beklediğimiz hareket 2018 yılı için yeni bir albümdü. Ancak sevilen sanatçı, kariyerinin 10. yılını kutlamak amacıyla bir sürpriz yaptı ve "Muhbir" isimli yeni teklisini dinleyicilerine armağan etti. Her ne kadar tekli yeni olsa da Sıla geçtiğimiz yaz Harbiye Açıkhava'daki konserinde Mabel Matiz ile beraber şarkıyı seslendirmişti. Bu performans kısa sürede dikkat çekmiş ve şarkı hızla yayılmıştı.

Sıla ve Matiz ikilisinin sözlerini beraber yazdığı "Muhbir"in bestesi Matiz, düzenlemesi ise Efe Bahadır'a ait. Bu arada tekli kapağına sanatçının ve şarkının adının yazılmaması dikkatimi çekti. Belki de Sıla, "Ben bu şarkıda imzamı attım. Bir şey yazmaya gerek yok." diye düşünmüştür, kim bilir. İmzasını, damgasını bilmem ancak ben "Muhbir"in dinleyicilere erken sunulduğunu, yüksek ilgi görmesinden mütevellit sonrasında işin renginin değiştiğini ve bu sebeple şarkının planlanandan önce yayımlandığını düşünüyorum.

İki farklı şarkıcının bir araya gelip ortak bir çalışmaya imza atması müzik dünyasında her daim heyecan yaratmıştır. Ne var ki şarkı yazarı kimliği meslek yaşamında çok önemli bir yer tutan ve bu özelliğiyle fark yaratan Sıla'nın kariyerini bir başka isimle yazdığı şarkıyla kutlaması doğrusu bana enteresan geldi. Sıla'yı, sanatını, şarkılarını seven biri olarak "Muhbir"in sözlerini de biraz ağdalı ve "büyük" buldum. Ben anlatımda abartılı ifadelere ve çokça söz sanatlarına başvurulan, özden ve yalınlıktan uzaklaşılıp "edebiyat" yapma kaygısı taşıyan şarkıları açıkçası yorucu ve "kurgulu" buluyorum. Bu yüzden dinlerken de keyif alamıyorum.

Aslında ben yukarıdaki bahsettiklerimden de öte Sıla'nın şarkılarında bir "sound" kısır döngüsü, çıkmazı olduğunu düşünüyorum. Şarkılarının isimleri değişse de bana uzun süredir Sıla'dan sanki hep aynı şarkıyı farklı sözlerle dinliyormuşuz gibi geliyor. Bunu kırabilmek, müziğine heyecan katabilmek adına Sıla'nın farklı aranjörlerle de çalışması, yeni deneyimlere kucak açması gerekiyor. Bir tarzının ve çizgisinin olması o sanatçının tekrarcı ya da tekdüze olduğu anlamına gelmiyor fakat arada yenilenmek, şaşırtmak, denemeler yapmak, yeni şeyler söylemek lazım.

"Muhbir"in "bir Sıla klasiği" mi, "klasik bir Sıla şarkısı" mı olacağını zaman gösterecektir. Ancak  her koşulda mevcut durum Sıla'nın aynılığına "Muhbir"lik yapıyor, benden söylemesi.


ZİYNET SALİ – AĞLAR MIYIM? AĞLAMAM

Ziynet Sali, 2017 yılını Enbe Orkestrası ile hazırladığı "Bir Melekten Hediye" isimli tekliyle karşılamış ancak sanatçının bu çalışması sivrilmemiş, pek dikkat çekmemişti. Sevilen isim, 2018'de yayımlayacağı albümü öncesi "Ağlar mıyım? Ağlamam" isimli yeni şarkısını kısa bir süre önce DMC etiketiyle müzikseverlerle buluşturdu.

Sözü ve bestesi Zeki Güner'in imzasını taşıyan "Ağlar mıyım? Ağlamam"ın düzenlemesi ise son dönemlerde adını sıkça duyduğumuz aranjör Alper Atakan'a ait. Sali, Güner ile 2012'de "Sonsuz Ol" isimli albümünde bir araya gelmiş ve özellikle "Alışkın Değiliz" oldukça sevilmişti. Beş yıl önce yaşanan bu ilk buluşma iki ismin kimyasının tuttuğunun da resmiydi.

Bir şarkının "iyi" olması kadar şarkıcı için "doğru" olması da kuşkusuz ki en önemli kıstaslardan biri. Tam da bu noktada söz konusu çalışmayla ilgili olarak iyi bir şarkı ile doğru yorumcunun eşleştiği söylenebilir. Alper Atakan'ın yaptığı modern ve akıcı düzenleme, özünde duygusal bir şarkı olan "Ağlar mıyım? Ağlamam"a dinamik bir yapı da kazandırmış. "Ağlar mıyım? Ağlamam" ile ilgili en sevdiğim detaylardan biri de Sali'nin klipteki görüntüleri oldu. Ziynet Sali, güçlü bir yorumcu olmasının yanı sıra aynı zamanda frapan bir kadın ve bence bu tavrını müziğiyle birleştirdiği ölçüde de parlıyor.

"Ağlar mıyım? Ağlamam"dan bağımsız olarak birkaç noktaya da yeri gelmişken değinmekte fayda görüyorum. Ziynet Sali, kendisine büyük başarı getiren ve kariyerinin dönüm noktası olarak nitelendirebileceğimiz 2008 çıkışlı "Herkes Evine" albümünden sonra tercihlerini çoğunlukla yavaş şarkılardan yana kullandı. Ben Sali'ye hareketli ve orta tempolu şarkıların da çok yakıştığı kanaatindeyim. Bu anlamda "Herkes Evine", "Hava Hoş", "Beş Çayı", "Bize Yeter" oldukça dikkat çeken ve Sali'yi parlatan güçte şarkılardı.

2018'de yayımlayacağı albümüyle ilgili olarak Sali'den hareketli ve iddialı şarkıların ağırlıkta olduğu "genç" bir çalışma bekliyorum. Yine aynı telden çalarsa ağlar mıyım? Ağlamam. Sadece biraz üzülürüm.

BU ARALAR EN ÇOK NE DİNLİYORUM?

Hande Yener – Benden Sonra
Murat Boz – Yana Döne
No Method – Let Me Go
Ed Sheeran – Shape of You
Murat Dalkılıç – Aşinayız (feat. Oğuzhan Koç)

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com