, , , , , , , , , ,

TEKLİ DEĞERLENDİRMELERİ: AYŞE HATUN ÖNAL, FULİN, SİMGE

Pazar, Aralık 25, 2016


AYŞE HATUN ÖNAL – SİRENLER

Müzikal yolculuğunda duruşu, çizgisi ve tarzı ile kendini farklı yerde konumlandırmış bir isim Ayşe Hatun Önal. 13 yıllık müzik kariyerinde hep uzun aralarla çalışmalar yayımlamasına karşın bu açığı dinleyici nazarında her defasında kapatabilmeyi de başardı üstelik.

2014 yılında müzikseverlerin beğenisine sunduğu "Çak Bir Selam"dan bu yana şarkıcı artık öyle uzun aralar da vermiyor. 2015'te "Güm Güm", 2016'da "Şeytan Tüyü" isimli teklilerini dinleyicileriyle buluşturan Önal, bu kez yeni albümünün habercisi niteliğindeki "Sirenler" ile bizi selamlıyor.

"Sirenler" de Önal'ın tıpkı daha önceki şarkılarında olduğu gibi Alper Narman ile Onur Özdemir'in imzasını taşıyor. Şarkının düzenlemesi ise beklenenin aksine Gürsel Çelik yerine Osman Çetin'e ait. Şarkıcı, daha önce "Çeksene Elini", "Kalbe Ben", "Çak Bir Selam"ın yönetmenliğini üstlenen Murad Küçük ile "Sirenler"in video klibi için tekrar bir araya gelmiş.

Belki de "Çak Bir Selam" ile beklentilerimizi çok yükselttiğindendir, o günden bu yana Ayşe Hatun Önal'ın yayımlanan hiçbir yeni şarkısı o denli güçlü bir etki yaratamıyor. Gerçek anlamda bir hit olduğunu düşünmesem de "Güm Güm" 2015 yılının en çok dinlenen şarkılarından biri olmuştu. Ne var ki bu yılın başlarında yayımlanan "Şeytan Tüyü" pek ses getirmedi. Yeni tekli "Sirenler" de Ayşe Hatun Önal gibi iddialı duruşu olan bir kadın şarkıcı için pek de iddialı olmayan, ana akımın içerisinde alternatif kalan bir şarkı sanki. Keşke bu kadar güzel başlayan bir şarkıya Narman-Özdemir ikilisi daha ayakları yere basan, bir şeyler anlatan bir nakarat yazsaymış. "Sirenler"in en büyük eksiği bu bence. Osman Çetin'in düzenlemesini şarkının söz ve bestesinden daha parlak bulduğuma da belirtmek isterim. İsmine son zamanlarda sıkça rastladığımız genç aranjörün her yeni çalışmasında üzerine bir şeyler koyduğu ve hızlı bir yükselişe geçtiği de dikkatlerden kaçmıyor.

Ben artık Önal'ın başka söz yazarı ve bestecilerle de çalışması, yeniliğin peşine düşmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu tekrarcılık Ayşe Hatun Önal'a yakışmıyor. Hâliyle gidişat "Sirenler"in değil de tehlike çanlarının çaldığına işaret ediyor.


FULİN – SÜPER KAHRAMAN

2014 yılında "Firardayım" isimli iki şarkılık çalışmasıyla müzik dünyasına merhaba diyen Fulin, çıkış şarkısı "İçinden Oku" ile o dönem hatırı sayılır bir çıkış yapmayı ve dikkat çekmeyi başarmıştı. İlk projesinde besteci ve aranjör olarak Emrah Karaduman ile çalışan genç isim, bir süre sonra hem aranjörü hem de müzik şirketiyle yollarını ayırarak kendine yeni bir yol çizdi.

Şarkıcı, 2015 yılının sonlarına doğru "Keyf-i Halik" isimli teklisini dinleyicilerin beğenisine sundu. "Keyf-i Halik", "Firardayım"a kıyasla kuşkusuz ki daha iddialı bir prodüksiyona sahipti. Nitekim ortada Alper Narman-Onur Özdemir imzalı bir beste, Ozan Çolakoğlu'dan çıkma bir düzenleme, Murad Küçük'ün yönettiği bir video klip vardı. Üstelik imaj açısından daha çekici ve "havalı" bir Fulin gördük bu defa karşımızda. Ne var ki Fulin, "İçinden Oku" ile gece hayatını seven gençlerin beğenisini kazandığını fark edememiş ya da göz ardı etmiş olacak ki bu kitleyi elinin tersiyle itip şansını "Keyf-i halik bombastik" gibi çocukça söylemi olan bir şarkıdan yana kullanmayı tercih etti. İşte tam da bu sebeple, çocuklara yönelik olan bu imaj çalışması ve şarkı seçimi bence bir hataydı. Zaten Fulin'in kariyerine de pek bir şey katmadı. Genç isim, bir süre önce müzik kariyerinin üçüncü projesi "Süper KahramanDMC etiketiyle yayımladı. Sözleri ve bestesi Sude Bilge Demir'e, düzenlemesi Emirhan Cengiz'e ait olan şarkının video klibinin yönetmen koltuğunda ise İmre Haydaroğlu bulunuyor.

Fulin, bu defa yerinde bir şarkı seçimi yaparak kendini ve tarzını tekrar bulmuş. Ben Fulin'e hikâyesi, derinliği olan ve ayakları yere basan şarkıların yakıştığı kanaatindeyim. Hele ki genç jenerasyon kontenjanında böyle bir eksiklik varken genç isim bence bu kulvarda ilerlemeli. Bu arada, ilk dinlediğimde şarkıyı Gülşen'in yazdığını hatta Fulin'e geri vokal yaptığını zannettim. İnternette yaptığım küçük bir araştırma sonucu tahminimin doğru olmadığını öğrenmiş oldum. Ancak anlaşılan o ki birçok dinleyici de başta benim gibi zannetmişti.

Şarkının söz yazarı ve bestecisi Sude Bilge Demir'in kelime oyunları yapmayan, sözleri yormayan, derdini doğrudan anlatan kalemini gerçekten beğeniyorum. Ülkemizdeki birçok söz yazarı kalemini ispatlama kaygısıyla çoğu zaman büyük sözler etme gafletine düşüp ağdalı ve sakil sözler yazabiliyor. Oysa yalınlık en büyük iddia bana kalırsa. Hele hele pop şarkı yazıyorsak derdimizi anlatmak için çok da vaktimiz yok, eveleyip gevelememek gerek. Bu anlamda "Süper Kahraman" hem söz yapısı itibariyle hem de melodik açıdan akıcı bir şarkı. Son zamanların dikkat çeken aranjörlerinden Emirhan Cengiz, şarkıya ayarında ve kıvamında bir düzenleme yaparak "Süper Kahraman"a şık bir pelerin örmüş.

"Süper Kahraman" son dönemlerin en dinamik şarkılarından biri olarak öne çıkarken Fulin'in büyük aşama kaydeden vokali de kendini belli ediyor. En az beğendiğim şey ise klipteki dans koreografisi. İçerisine girdiği magazin çemberini görmezden gelirsek, Fulin açısından her şey şimdilik gayet umut verici.


SİMGE – KAMERA

"Miş Miş"ten sonra kuşkusuz ki Simge'nin nasıl bir şarkıyla yola devam edeceği merak konusuydu. Şarkıcı çok akıllıca bir hamlede bulunarak aynı topa girmedi, farklı türden bir şarkı olan "Yankı" ile ters köşe yaptı. Öyle ki "Yankı", "Miş Miş"e bile burun kıvıranların kulak kabarttığı ve keyifle dinlediği bir şarkı oldu. Deyim yerindeyse "Yankı"nın yankısı epey uzun sürdü...

Simge, uzun süredir merakla beklenen yeni şarkısı "Kamera"yı geçtiğimiz temmuz ayında müzikseverlerin beğenisine sundu. Müzik çevrelerinde sıkça Simge'nin bu projesi için kesenin ağzını iyice açtığı ve günümüz koşullarına göre büyük paralar harcadığı konuşuluyordu. Konuşulan bir başka konu daha vardı: Simge, Türkçe söz yazdırmak için besteyi birilerine götürmüş ancak bu "birilerinin" yazdıkları sözleri pek de beğenmemişti. Bunun üzerine söz konusu kişiler Hindistan'daki telif şirketiyle irtibata geçip şarkıyı Simge'nin elinden almaya çalışmıştı. Hâl böyle olunca iki cephe arasında sıkı bir rekabet başlamış ve bestenin fiyatı yükseldikçe yükselmişti. Sonuç olarak Simge, başta ödeyeceğinden çok daha fazla telif ödemek zorunda kalmıştı...

"Kamera" arkasında yaşananları bir kenara bırakıp gelelim "Kamera"ya... Öncelikli olarak Simge'nin bu türden bir şarkıya yüz binlerce lira harcama konusundaki ısrarını anlayamamakla birlikte bu şarkı konusundaki inadını da yersiz bulduğumu belirtmek isterim. Her şeyden önce şarkının aşırı uzun söz yapısı Türk dinleyicisi için zaten hiç uygun değil. Simge, olmayacak bir duaya âmin demekle yetinmeyip üzerine bir de âdeta türbe yaptırmış...

Bu türden bir şarkıyı Türkçe sözlere adapte edebilmek kuşkusuz ki oldukça zor. Bu zorlu görev teknik açıdan başarıyla gerçekleştirilmiş olsa bile söz gelimi "kâh murat kâh felaket" ile "kamera, kamera" gibi farklı dönemlerin ve jargonların sözlerinin bir arada kullanılması bile şarkı açısından başlı başına bir kimlik sorunu. Çok fazla söz yazarının elinden geçmesinden mütevellit şarkıda zaten bir tavır, üslup sorunu mevcut. "Miş Miş" de sözleri gereği çok akılda kalıcı değildi ancak "Kamera"da bu sorun daha da tırmanmış. Simge anlaşılan farkında değil ama dinleyiciler ciddi anlamda onun şarkılarını baştan sona ezberlemekte ve ona eşlik etmekte problem yaşıyorlar. Şarkıcı, Sezen Aksu'ya ve çevresine söz yazdırma inadından vazgeçip daha dinamik, daha bu döneme ait ve günümüz jargonuna hâkim söz yazarlarıyla çalışmalı bence. Devir çoktan değişti, 2020'ye bile pek bir şey kalmadı.

"Badtameez Dil"deki atmosfer ve heyecan ne yazık ki "Kamera"nın düzenlemesinde yok. Kendi adıma şarkının orijinalini dinlemekten çok daha fazla keyif aldığımı ve "Kamera"yı ilk dinlediğimde bu anlamda hayal kırıklığı yaşadığımı belirtmek isterim. Bana kalırsa Simge'nin "Kamera"ya bu kadar "oynamaması" gerekiyordu. Belki de şarkıcı, artık şarkı devşirmek yerine yeni enerjilere ve arayışlara yönelmeli. Çok uzağa gitmeye gerek yok, "Yankı" bu anlamda çok iyi bir referans.

Olmadı bu, baştan alıyoruz! Üç, iki, bir, kamera, kamera!

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com