, , , , , , ,

BİR FİLM İZLEDİM: BRIGDET JONES'UN BEBEĞİ (BRIDGET JONES'S BABY)

Pazartesi, Eylül 19, 2016

Bayramın dördüncü günü Kendi'den gelen telefon üzerine Bridget Jones serisinin sonuncusu Bridget Jones'un Bebeği filmine gitmeye karar verdik ve soluğu Zorlu Center AVM'deki sinema salonunda aldık.

2001 yılında sinemaseverlerle ilk kez buluşan Bridget Jones o dönem dünyada büyük ses getirmişti. Üç yıl sonra -2004'te- ise filmin devamı niteliğindeki Bridget Jones: Mantığı Sınırı ise 2004'te vizyona girmişti. Serinin son filmi Bridget Jones'un Bebeği ise 12 yıllık bir aranın ardından izleyiciyle buluştu. 

12 yıl önce Mark Darcy ile mutlu sona kavuşan Bridget Jones, bu defa karşımıza 40'lı yaşlarında boşanmış ve hayata yeniden atılan bekâr bir kadın olarak çıkıyor. Darcy ile ayrıldıktan sonra haber yapımcılığı işine daha da sıkı sarılan, çevresinde eski ve yeni arkadaşları olan Jones'un, ona çok yakışan sakarlıkları ise tam gaz devam ediyor. Her şey kontrol altındaymış gibi görünürken Bridget Jones, başına büyük bir çorap örmeyi başarıyor ve hamile kalıyor. Üstelik doğuma dek çocuğun babası da bilinmiyor. İki aday arasında kalan Bridget'ın eski aşkını mı, yoksa yeni sevgilisini mi seçeceği sorusu ise filmin sonunda cevap buluyor. Serinin yıllar sonra gelen üçüncü filminde Oscar'lı Renée Zellweger ve Colin Firth'e bu sefer Patrick Dempsey eşlik ediyor. Ayrıca İngiliz şarkıcı Ed Sheeran da filmde küçük bir rolle karşımıza çıkıyor. Yönetmen koltuğunda ise ilk filmde olduğu gibi yine Sharon Maguire bulunuyor. Bu arada, filmin daha ilk sahnesinde dikkatimi çeken, başrol oyuncusu Renée Zellweger'ın yaşlanmaya başlaması oldu hatta o an içimden "Yıllar ne kadar da çabuk geçiyor." diye de içimden geçirmedim değil doğrusu...


Mark Darcy'den boşandıktan sonra hayatına tekrar bekâr bir kadın olarak devam eden Jones, katıldığı müzik festivalinde Jack isimli bir adamla birlikte oluyor ve sabah ortadan kayboluyor. Küçük kaçamağın ardından bu defa eski eşi Mark ile mercimeği fırına veren Bridget, kısa bir süre sonra hamile olduğunu öğreniyor. Ne var ki iki ilişki arasındaki zaman farkı az olduğu için çocuğunun babasının kim olduğunu bilemiyor. Potansiyel baba adayları Mark ve Jack, bu belirsizliğe karşın doğuma kadar Bridget'ın yanından ayrılmıyorlar. Böylece film boyunca iki erkeğin tatlı sert rekabetine tanıklık ediyoruz. Ancak bu tanıklık sadece iki erkeğin kıyasıya yarışması ve kapışmasıyla da sınırlı kalmıyor. Kendine ait o saf ve masalsı dünyası, ailesi ve arkadaşlarıyla olan kuvvetli bağı, iş arkadaşlarıyla yaşadığı komik ve tatlı olayları, pek tabii tatlı sakarlıklarıyla Bridget Jones, kalbimize yine dokunmayı başarırken bir bakıma kendi hayatı üzerinden hayatımızı ve ilişkilerimizi de sorgulamamızı sağlıyor. Böyle naif ve rafine bir karakter de zaten günümüzden değil, dünümüzden gelebilirdi. Jones'u bu denli naif ve rafine kılan da 2000'lerden, milenyumun başından günümüze uzanmış olması bence... Bridget Jones, yakın sinema tarihimizin yazılmış en tatlı ve özgün romantik-komedi kahramanlarından biri kesinlikle.

122 dakika boyunca izleyiciyi dinç tutmak ve sürekli güldürebilmek pek de kolay değil elbette. Jones'un yeni hikâyesinde bir an olsun sıkılmıyor ve kendinizi hep olayların içinde buluveriyorsunuz. Brigdet Jones'un son zamanlarda izlemekten en çok keyif aldığım ve kahkaha attığım film olduğunu söylersem abartmış olmam sanırım. Hazır eylül gelmiş hatta geçiyorken, açık alanlardan sinema salonlarına göç başlamışken filmi beyaz perdede izlemenizi kesinlikle öneriyorum. Soundtrack olarak seçilen bildiğimiz ve sevdiğimiz şarkılarla yakın geçmişe yolculuk yapacağınızın altını çizmek istiyorum. Özellikle Rihanna'nın şarkısı "Stay"'i duyduğumda nedense çok duygulandım...

Eğer siz de benim gibi romantik-komedi filmlerinden ayrıca keyif alıyorsanız Bridget Jones'un Bebeği'ni muhakkak izlemelisiniz. Bununla birlikte olayın gerçekliğini -fantezi boyutunda- sorgulamaksızın Mark ile Jack arasında bir seçim yapıp taraf olma ihtiyacı hissedeceksiniz. Ben oyumu Jack'ten yana kullandım. Filmin sonunda kazanan tarafı elbette açıklamayacağım ama şunu paylaşmamda bir mahsur yok sanırım: Bridget anne olacak ve aşk kazanacak.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com