, , , , , , , , , , , ,

TEKLİ DEĞERLENDİRMELERİ: OZAN DOĞULU, SİMGE, SONER SARIKABADAYI

Pazar, Şubat 14, 2016


OZAN DOĞULU FEAT. GÜLDEN MUTLU & BAHADIR TATLIÖZ – UZUN LAFIN KISASI

2010 yılında yayımladığı "130 BPM" albümüyle pop müziğimizde "aranjör" albümü furyasına öncülük eden Ozan Doğulu, kısa bir süre önce yeni çalışması "Uzun Lafın Kısası"nı DMC & DGL etiketiyle müzikseverlerin beğenisine sundu. Doğulu'ya şarkıda vokal olarak Gülden Mutlu ile Bahadır Tatlıöz eşlik ediyor. Aynı zamanda şarkının sözü ve bestesi de Tatlıöz'ün imzasını taşıyor.

Tekli yayımlandığında bu üç ismi bir arada gördüğüm için doğrusu biraz şaşırdım ve hatta yadırgadım. Ne de olsa her birinin tarzı, tavrı, çizgisi birbirinden oldukça farklı. Elbette farklılıkların bir araya gelmesinden yaratıcı, ters köşe üretimler çıktığına zaman zaman tanık oluyoruz. Ancak ben "Uzun Lafın Kısası"nı ne Ozan Doğulu'nun ne de Gülden Mutlu ile Bahadır Tatlıöz'ün müzik kariyerinde bir yere koyabildim. Bununla birlikte Ozan Doğulu gibi yetkin bir aranjör için şarkının düzenlemesinin fazla sıradan, özensiz olduğunu da düşünüyorum. Bir başka zayıf bulduğum nokta da şarkının lirik yapısı. Bu üçlü belli ki Erdem Kınay ile Merve Özbey'in başı çektiği arabesk temalı, elektronik tınılı pop şarkısı furyasından nasibini almak istemiş ancak olmamış.

Bu iş birliğinin bence tek sürprizi, Gülden Mutlu'nun ilk kez tarzının dışına çıkmış olmasıdır. Hoş, Gülden Mutlu'nun "damar"a yakınlığını kendi şarkılarından da biliyorduk. Ne var ki bu şarkıda Mutlu'nun sesi kulağa biraz fazla tiz geliyor. Bunun tam aksine Bahadır Tatlıöz'ün de vokali de bir o kadar naif, yumuşak. Bu noktada her iki ismin ses renginin birbiriyle uyumlu olduğunu söylemek de pek mümkün değil sanırım. Şarkıda herkes ayrı telden çalıyor sanki.

Bir süre her yerde şarkıyı dinleyeceğimiz, listelerin üst sıralarında göreceğimiz su götürmez bir gerçek. Ancak ben bu çalışmanın üç isme de uzun vadede bir şey katacağını, dinleyicide yer edineceğini düşünmüyorum. "Uzun Lafın Kısası", ben beğenemedim durumun esası.


SİMGE – YANKI

2011 yılında "Yeni Çıktı" isimli 6 şarkılık EP'siyle müzikseverlere merhaba diyen ve sonrasında ortalıktan kaybolan Simge, uzun bir aranın ardından 2014 yılının son çeyreğinde "Bip Bip" isimli teklisiyle ikinci kez dinleyicilerle buluşmuştu. Hatta o dönemde Simge'nin bu çalışmasını kaleme almış, kendisinden daha güçlü şarkılar beklediğimi yazmıştım. (Okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.) Simge, arayı çok açmadı ve geçtiğimiz yaz Riff Cohen'in "Dans Mon Quartier" isimli şarkısından uyarlanan "Miş Miş"i yayımladı. Şarkıcı, bu teklisiyle deyim yerindeyse 2015'e damgasını vurarak ülke çapında bilinirlik kazandı.

"Miş Miş"in ardından neler yapacağı merakla beklenen isim, yeni çalışması "Yankı"yı kısa bir süre önce DMC etiketiyle dinleyicilerinin beğenisine sundu. Sözlerini Deniz Erten ve Sezen Aksu'nun yazdığı "Yankı"nın bestesinde ise Ersay Üner, Simge ve Ozan Bayraşa'nın ortak imzası bulunuyor. Bu anlamda şarkının üretim açısından oldukça kalabalık bir ekip tarafından yazıldığını söylemek mümkün. Bu türden bir iş birliği, beyin fırtınası yerli müzikte görmeye pek de alışık olmadığımız cinsten. Zaten yurt dışında şarkılar genellikle böyle kalabalık ekipler tarafından yazılıyor. 

Gel gelelim Simge'nin "Yankı"sına. "Miş Miş"in başarısından mütevellit beklentiler Simge'nin yine hareketli bir şarkı yayımlaması yönündeydi. Ne var ki yaşadığımız mevsimi de göz önünde bulundurmuş ve ters köşe yapmak istemiş olacak ki şarkıcı tercihini bu defa yavaş bir şarkıdan yana kullanmış. Bu sürpriz dinleyicilerin beklentilerini ne ölçüde karşılar, onu hep beraber göreceğiz. Ancak ben Simge'nin güçlü vokali, Ozan Bayraşa'nın titiz düzenlemesiyle "Yankı"nın bu kış dinlediğimiz diğer "standart" duygusal şarkılar arasında farklı bir yerde durduğunu düşünüyorum. Açıkçası bu şarkının müzikalitesi, havası bana Hande Yener'in 2006 yılında yayımladığı albümü "Apayrı"daki şarkıları hatırlattı. Uzun zamandır bu havada, aurada şarkılara rast gelmiyorduk.

Bir deneme ve risk çalışması olarak gördüğüm "Yankı"yı bu anlamda beğendim. "Yankı", "Miş Miş" ile kıyaslanmaması gereken, bambaşka sularda yüzen bir şarkı. "Miş Miş", dinleyiciyi doğrudan kucaklayan, yakalayan bir çalışmaydı. "Yankı" ise bu anlamda dinleyici kitlesini kendi seçen, daha "niş" bir şarkı. Büyük başarının ardından gelen bu yeni şarkının akıbetini zamanla göreceğiz. Ancak görünen o ki Simge'nin "Yankı"sı daha uzun süre devam edecek.


SONER SARIKABADAYI – TAŞ

Yazımın başında Ozan Doğulu'dan bahsederken, başarılı müzisyenin aranjör albümlerine öncülük ettiğine değinmiştim. Soner Sarıkabadayı da bir başka furyanın, "bestecilikten şarkıcılığa geçiş"te başı çekmiş ve bu alanda da kendine has bir tarz ve tavır edinmiş bir isim. Aslında 2001 yılında "Kara" isimli bir albümü olsa da Sarıkabadayı'nın şarkıcılık yönü 2009 yılında "Buz" ile ülke çapında bilinirlik kazandı. Sarıkabadayı, o zamandan bugüne dek yayımladığı teklilerle ve başka isimler tarafından seslendirilen besteleriyle başarısını devam ettirdi.

Başarılı müzisyen, geçtiğimiz yıl Ozan Çolakoğlu ile iş birliği yaptığı "Unuttun mu Beni?" ile uzun süre listelerin üst sıralarında yer almıştı. Soner Sarıkabadayı, arayı açmadan kısa bir süre önce "Taş" isimli yeni teklisini yayımladı. Sözü ve bestesi pek tabii sanatçının kendi imzasını taşıyan "Taş"ın düzenlemesi Erdem Kınay'a ait.

Her iki ismin de çalışmalarını yıllardır büyük beğeniyle takip eden biri olarak doğrusu "Taş"ta hayal kırıklığına uğradım. Ben "bu şarkı için" ikilinin kimyasının pek tutmadığı kanaatindeyim. Bence Sarıkabadayı, Kınay ile mesela "Unuttun mu Beni?", "İnsan Sevmez mi?" türünde, daha hareketli bir şarkı için bir araya gelmeliydi. Bu arada, bundan Erdem Kınay'ın yavaş şarkılara yaptığı düzenlemeleri beğenmediğim gibi bir sonuç çıkmasını istemem. Zira aranjörün 2012 çıkışlı "Proje" albümünde yer verdiği "Aşk Kızı", Demet Akalın'ın 2004 yılında "Banane" albümünde seslendirdiği "Ninni" bugün bile aynı keyifle dinlediğim çalışmalar. Aynı övgüleri "Taş" için yapamayacağım. Bana kalırsa "Taş"ın düzenlemesi daha farklı, daha akustik olmalıydı. Bir başka deyişle, şarkının düzenlemesini bir aranjör yapmalıydı. Zira şarkı bu hâliyle kendi dokusu, duygusuyla örtüşmeyen bir şekilde biraz fazla "mekanik" tınlıyor.

Şarkı yayımlandığında sosyal medyada "Taş, dünyaya düştü." gibi cümlelerle lanse edilmişti. Çalışmalarını yıllardır beğeniyle takip ettiğim Soner Sarıkabadayı'nın "Taş"ının daha ziyade "nazar boncuğu" olduğunu düşünüyorum ve  Sarıkabadayı'dan ilk fırsatta "kaya" gibi bir şarkı bekliyorum.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com