, , , , , ,

HARBİYE'Yİ HANDE YENER

Pazartesi, Ağustos 03, 2015

31 Temmuz Cuma akşamı Harbiye Açıkhava Tiyatrosu tıklım tıklımdı, neredeyse hiç boş koltuk yoktu. Seyirciler yerlerinde hazır ve nazır bir şekilde Hande Yener'in konserinin başlamasını bekliyorlardı.

Hande Yener'in geçtiğimiz yılki Harbiye konserine de gitmiştim. 50 kişilik bir orkestrayla sahne alan Yener, renkli gösteriler eşliğinde keyifli bir konsere imza atmıştı. O çok sevdiğimiz şarkılarını farklı bir lezzette, senfonik düzenlemelerle dinlemiştik. Yener, 2014'teki Harbiye konserinde klişe deyişle hem göze hem de kulağa hitap etmişti. Hem o konseri izlemiş hem de evvelinde defalarca konserine gitmiş biri olarak, Yener'in 2015 konserini değerlendirmek için elimde yeterince malzeme vardı. Bu hususta dikkatimi ilk çeken, geçen yılki konsere kıyasla bu yılki konsere olan ilginin çok daha yoğun olmasıydı. Müzik çevrelerinde sanatçının bu konsere uzun zamandır çok sıkı ve iddialı bir şekilde hazırlandığı konuşuluyor, biliniyordu. Hâl böyle olunca beklentiler de doğal olarak bir o kadar yüksekti.

Hande Yener, seyircilerini çok bekletmedi ve 21.30 sularında sahne açıldı. Beyaz elbisesi ve sahnenin iki yanına uzanan kanatlarıyla "havalanmış", yerden metrelerce yüksekte "Naber?" diyerek Harbiye'yi selamladı Yener. Konser öyle iddialı başlamıştı ki ilerleyen dakikalarda birçok sürprizle karşılaşacağımız aşikârdı... Sahneye inen ve ayakları yere basan Yener, bu defa Harbiye'ye "Alt Dudak" verdi. Saçına takılı, Eiffel Kulesi'ni anımsatan sarı renkli aksesuar o kadar ağırlık yapmış olacak ki bir ara Yener'in saçı açılır gibi oldu. Neyse ki bir fire vermeden şarkısını tamamladı. "Yalanın Batsın" ile 2000'e, her konserinde en çok beklediğim iki şarkıdan biri olan "Acele Etme" ile 2004'e gittik. Bizi geçmişe götüren ama aynı zamanda zamansız şarkılardı bu şarkılar; hiç eskimeyen, modası geçmeyen, değerinden bir şey kaybetmeyen...


"Acı Veriyor"u söylerken sahneden inip seyircilerin arasında dolaşmaya başladı Yener ve hayranlarıyla fotoğraf çektirdi. "Ben domuzumdur, öyle kolay kolay ağlamam" derken duyduğu mutluluk gözlerinden okunmakla kalmadı, aktı. Gerçekten Yener'i sanırım ilk kez ağlarken gördüm ama bunlar mutluluk gözyaşlarıydı elbette. "Acı Veriyor"u dinlerken Hande Yener'in gerçekten ne kadar iyi bir yorumcu olduğunu ve Altan Çetin'le ne muhteşem şarkılara imza attıklarını düşündüm bir kez daha...

Bu yılki konser, sahnesi ve gösterileri bakımından geçen yılki konserden daha iyiydi. Bir başka deyişle Yener, bu yıl çıtalarını daha da yükseltmişti. Kostümler, sahne, ışık, dekor, koreografiler izleyenlere tam anlamıyla görsel şölen sunuyordu. Bu türden renkli ve iddialı bir konsere 2012 yılında Kuruçeşme Arena'da Ajda Pekkan imza atmıştı. Bütün ekibin konsere fazlasıyla özendiği ve ciddi harcamalar yapıldığı belliydi. Bunun yanında elbette aksaklıklar vardı. Bir şarkıdan diğer şarkıya geçiş esnasında illa hep es verildi. Öyle ki verilen aralar yer yer dikkatten kaçmayacak kadar uzun sürdü. Bu durum da ister istemez seyircilerin konsantrasyonunu etkiledi. Zaman zaman Yener'in ses hâkimiyetini kaybettiği de oldu, teknik problemlerin yaşandığı da. Ancak Hande Yener'in ne kadar iyi bir ses olduğunu bildiğimden ve defalarca canlı dinlemiş olduğumdan bu durum beni hiç rahatsız etmedi.


Hande Yener, bu defa eline "Sopa"yı alıp hepimizi 2010 yılına götürdü. Sonra "Ya Ya Ya Ya" ile 2013'e uzandık. Ardından Yener'in vokalistleri Özge ve Altay sahneye çıkarak Amy Winehouse'un "Back to Black" şarkısını seslendirdiler. Akabinde Yener, sahneye çıktığında Amy Winehouse'u bir de kendi cümleleriyle andı. Yener, geçtiğimiz yıl da Ahmet Kaya'yı anmış ve "Penceresiz Kaldım Anne"yi seslendirmişti.

Gecenin sürprizlerinden biri, Seksendört'ün solisti Tuna Velibaşoğlu'nun "Rüya" şarkısında Yener'e sahnede eşlik etmesiydi. "Rüya"yı "Hasta" takip etti. Dansçılar Yener'e ateş gösterisiyle eşlik ettiler ki bence gecenin en güzel anlarından biriydi. Zaten "Hasta" çok sevdiğim ve etkilendiğim bir şarkıdır. Ateşler eşliğinde bu şarkıyı dinlemek hem çok keyifliydi hem de hafif tatlı bir hüzün verdi. Yener, kostüm değiştirip bu defa "Bana Anlat" ile sahneye çıktı. Doğruyu söylemek gerekirse bence bu şarkı olmasa da olurdu. Öyle ki yanımdaki arkadaşım kulağıma eğilip "Bu şarkıyı ilk kez duyuyorum" dedi. Ardından "Kışkışşş" ile konserin ilk yarısı tamamlanmış oldu. Bu arada, Yener "Kışkışşş"ı söylerken lavabodan dönüyordum ve bu şarkıyla karşılaşınca arkadaşıma bakarak kusma taklidi yaptım. Bu hareketim tamamen istem dışıydı ama şu da gerçek ki böyle bir şarkı Yener'e yakışmadı.

"Kırmızı" ile konserin ikinci yarısı başladı. Yener, kırmızı renkteki kostümüyle yine iddialı ve sıra dışı bir açılış yaptı. Kesinlikle işin "show" kısmında oldukça başarılıydı Yener. "Kırmızı"yı "Sebastian" takip etti. Açıkçası ben "Sebastian"ı orta dereceli bir şarkı olarak görüyordum ama bu konserle bir kez daha gördüm ki "Sebastian" müzikseverlerde edindiği yer açısından hiç de hafife alınacak bir şarkı değil. Yener''in söylemeye başlamasıyla seyircinin artan coşkusu "Sebastian" için bana iyi bir referans oldu.


"Kelepçe", "Armağan", "Bodrum" derken Yener sahneye Berksan'ı davet etti. İkili "Haberi Var Mı"yı Yener'in Harbiye konserinde tanıtmıştı. Yener ve Berksan, şarkıyı yine aynı sahnede seslendirerek geçen yılı yad etmiş oldular. Yener, "Sanatçıdan dost olacak diye kafayı kırdım. Sonunda oldu" sözleriyle Berksan'a duyduğu sevgiyi ve güveni esprili bir dille ifade etti. Altan Çetin'i, Mert Ekren'i, Ersay Üneri'i de anan Yener, konserini izlemeye gelen Alişan'a ve Murat Dalkılıç'a takılmayı da ihmal etmedi.

Hande Yener, "Bakalım hatırlayacak mısınız?" diyerek bu defa "Yoksa Mani"yi seslendirdi. Ben de içimden ister istemez "Hatırlamak istemediğimiz bazı şarkıların elbette var ama bu şarkı kesinlikle onlardan biri değil" diye geçirdim ve oturduğum yerden Yener'e eşlik ettim. İkiz gladyatörlerin savaşına tanıklık ettikten sonra -ki bu gösteriyi şarkılarla pek bağdaştıramadım- Yener bu defa "Atma"yı seslendirdi. Sinan Akçıl'ın albümünde yer alması ve Yener'in ona eşlik etmiş olması münasebetiyle konserde "Atma"yı duymayı nedense beklemiyordum ama fena da olmadı doğrusu. Yener, şarkıdan sonra şakayla karışık müzik camiasında düşmanları olduğundan bahsetti. Ben de "Böyle iddialı bir konserden sonra düşmanların daha da artacak Hande" dedim kendi kendime.

"Aşkın Ateşi" ile tansiyon yükseldikten sonra sıra konser boyunca en çok beklediğim şarkı olan "Kibir"e geldi. Herkesin hayatında muhakkak çok önemli yeri olan bir şarkısı vardır. "Kibir" de benim için öyle bir şarkı. Bu yüzden Yener'e en çok "Kibir"de eşlik ettim. Tabii ona eşlik eden sadece ben değildim. "M3 Show Live" adını taşıyan grubun üyeleri gitar, saksafon ve kemanla sahnedeydiler. "Kibir" ile 2007'ye gitmişken "Romeo"yu anmamak olmazdı. Popüler adam "Sebastian", yılların "Romeo"sunun pabucunu öyle kolayca dama atacak değildi elbette. "Romeo" için hazırlanan demir parmaklıklı koreografi bence konserin en iyi gösterilerinden biriydi. Oldukça şıktı, havalıydı.

Yener, ardından tekrar 2014'e döndü ve "Mükemmel" albümünden "Hani Bana"yı seslendirdi. Mert Ekren'in imzasını taşıyan "Hani Bana" bence kliplendirilmesi gereken çalışmalardan biriydi. Ancak Yener, "Mükemmel" albümünü sanki haddinden erken rafa kaldırdı. "Hani Bana"yı duyunca konserin sonuna geldiğimizi fark edip arkadaşlarımla ayaklandık. İkinci kez "Kışkışşş"ı duymaya başlayınca konseri zirvede bırakmak adına adımlarımızı hızlandırıp Harbiye'den yol aldık...

Hande Yener, geçtiğimiz yılki konserinin açılışını yaptığı "Kraliçe"yi bu yıl okumadı ki bence doğru bir karardı. Ama bununla birlikte mesela bir "Hayrola", "Kim Bilebilir Aşkı", "Bu Yüzden", "Yasak Aşk" ya da "Bir Bela"yı seslendirebilirdi. Genel anlamda iyi seçilmiş bir repertuvar, üzerine bir hayli kafa yorulmuş dekorlar, geçen yıla göre daha güçlü koreografi vardı bu defa Hande Yener'in Harbiye'deki sahnesinde. Geçen yıla kıyasla daha zayıf kalanlar ise Yener'in yer yer vokali ve şarkılar arasındaki geçiş süreciydi. Ufak tefek teknik sıkıntılar da vardı. Mesela "Kibir"de bilgisayardan verilen altyapıda atlama oldu. Gerçi bu kadar tempoya, koşuşturmaya istinaden bunlar görmezden gelinebilir diye düşünüyorum.

Bence bu yılki Harbiye konseri, Hande Yener'in kendi kulvarında bir ekol olduğunun bir göstergesidir. Sesiyle, sahnesiyle, şarkılarıyla, görseliyle, vizyonuyla rakiplerinden -Gülşen'i ayrı tutuyorum- gömlek gömlek üstün olduğunu, kıyas bile kabul etmez nitelikte bir şarkıcı olduğunu bir kez daha gösterdi Yener. Bir de pek tabii unutmamak gerekir ki 5.000 kişi kapasiteli konser alanını doldurabilmek ve konserin bitimine dek o seyirciyi yerinde tutabilmek de başlı başına bir maharet.

Bu yıl kadın vokallerin konser yarışlarında kim kimi yener, bilemem ama açık ara farkla Harbiye'yi Hande Yener.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com