, , , , , , , ,

BÜTÜN BİR KIŞI NASIL GEÇİRDİM?

Pazartesi, Haziran 22, 2015

"Bütün bir kışı nasıl geçirdim?" diyorum diye "Kış çoktan bitmiş. Şimdi niye kıştan bahsediyorsun?" diyebilirsiniz. Ancak malumunuz tam "Yaz geldi! Yaşasın!" dediğimiz anda İstanbul'da şimşekler çakmaya, gök gürültüsü eşliğinde bardaktan boşalırcasına yağmur yağmaya başlıyor.

Müzik yazarı olmakla birlikte televizyon programları, ödül törenleriyle ilgili defalarca yazı yazmama karşın bugüne kadar müzik dünyasının can damarı olan radyolar hakkında hiçbir yazı kaleme almadığımı fark ettim. Açıkçası hem kendime şaşırdım hem de radyolara değinmemiş olmamın eksikliğini duydum. Üstelik evde vakit geçirdiğimde sürekli dinlediğim bir radyo varken...

Kar yağışının, yağmurun, kasvetin, soğuğun, çamurun İstanbul'dan eksik olmadığı koca bir kışı -elbette mesai saatlerim haricinde- battaniye altında, tütsü eşliğinde televizyonun karşısında geçirdim. Ama dizi izleyerek değil, televizyon üzerinden radyo dinleyerek.

Slow Time'ı bir akşam Digiturk'te 400'lü kanallar arasında yer alan radyoları dolaşırken keşfettim. Aslında zaten radyonun 419. kanalda olduğunu biliyordum ancak hiç dikkat kesilmemiştim. İşim gereği bütün gün hareketli şarkılar dinleyen, yoğun çalışma hayatına sahip biri olarak akşamları pijamamı giyip televizyon karşısında uzanarak yavaş ve sakin şarkılar dinlemek tam anlamıyla bana terapi gibi geldi...

Radio Slow Time'ı bu kadar sevmemin bir başka nedeni de çalma listelerinde hem yerli hem yabancı şarkılara yer vermesi. Dinlendiren ve demlendiren şarkılar eşliğinde farklı coğrafyalara, farklı kültürlere uzanabilmek bana fazlasıyla iyi geliyor. Hele hele İstanbul gibi gürültülü ve yorucu bir şehirde yaşıyorken bu türden bir sakinliğe ve rahatlamaya bence hepimizin ihtiyacı var. Bana kalırsa bunun da yolu en çok müzikten geçiyor. En azından benim için öyle...

90'lı yıllarda radyocuların yüzünü bilmez ama hayranlık duyduğumuz, hayatımızda yer edinen o seslerin kim olduğunu da merak ederdik. Tabii 2015 yılında bu türden bir merak duymak kulağa demode gelebilir ancak ben de Radio Slow Time'da duyduğum sesin kime ait olduğunu merak edip araştırdım ve Kerem Öztürk olduğunu öğrendim.

Bu arada, radyoda tanımadığım bir şarkıya denk geldiğimde hemen Shazam'a dinletip o şarkının adını öğreniyorum. Bu şekilde adını öğrendiğim ve arşivime dâhil ettiğim birçok şarkı oldu. Hatta bir keresinde Shazam şarkının adını yanlış verince Twitter üzerinden Radio Slow Time'ın hesabına tweet gönderdim. Açıkçası ilgilenmezler sanıyordum ama sosyal medya sorumlusu kısa süre içerisinde dönüş yaparak şarkıyı bulmamı sağladı. Bu tür şeyler küçük görünse de aslında çok da önemli. Ne de olsa şeytan ayrıntıda gizli.


RADIO SLOW TIME'DA HANGİ ŞARKILARI KEŞFETTİM?

Christian Castro  Volver Amar
Iyeoka  Simply Falling
Lady Antebellum  Need You Now
Céline Dion  The Power Of Love
Phil Collins  Another Day In Paradise

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com