, , , , , , , ,

KONUŞACAKSAN 'KOCAN KADAR KONUŞ'!

Pazartesi, Mart 23, 2015

En son Interstellar'ı izledikten sonra sinema salonuna adım atmamıştım ki bir Ezgi Mola hayranı olarak vizyona girer girmez "Kocan Kadar Konuş"a arkadaşımla gittim.

Şebnem Burcuoğlu'nun aynı adlı romanından uyarlanan film, 30 yaşına gelen ancak evlenmek isteyeceği o doğru adamı bulamayan Efsun'un hikâyesini anlatıyor. Ezgi Mola ile Murat Yıldırım'ın başrollerini paylaştığı filmin yönetmen koltuğunda ise Kıvanç Baruönü oturuyor.

Afişte "%100 Türk kızı" olarak lanse edilse de filmde aslında nevi şahsına münhasır, klişelerden uzak bir kişi olan Efsun'un giderek Türk kızı-laşma sürecine tanıklık ediyoruz. 30 yaşındaki Efsun, bir reklam şirketinde çalışır ve hayatı ev ile iş arasında mekik dokuyarak geçer. Efsun, diğer Türk kızlarının aksine vaktini evde sürekli kitap okuyarak geçirmeyi sever. İki kız kardeşi, süsünden püsünden ödün vermeyen annesi ve anneannesinin kendisini değiştirme ve feminenleştirme çabalarına direnen Efsun, baskılar artınca ve yalnızlık canına tak edince onlara uymaya başlar. Bu arada, Efsun'un da değindiği gibi "Bu kızın babası yok mu?" diyebilirsiniz. Efsun'un daha çok mutfakta vakit geçiren, her eve lazımlık, etliye sütlüye karışmayan, emeklilik hayatının tadını çıkaran bir babası var. Hem de dengeleyen, demleyen, dinlendiren türden bir kız babası...

30 yaşına geldiği için(!) artık evlenmesi beklenen Efsun, teyzesinin kızının evlilik teklifi almasıyla artan baskıya daha fazla dayanamaz ve kendini yenilemeye karar verir. "Dişli" tavırlarından "dişiliğe" geçiş yapan Efsun, bir gece kız kardeşleriyle gece kulübüne gider ve o gece olanlar olur. Efsun, lise aşkı Sinan'la yıllar sonra karşılaşır ve asıl hikâye de böylece başlar...

Film bitene dek bir kez olsun saatime bakma gereksinimi duymadım. Ayrıca film arası verildiğinde salondaki seyirci "Aaa!" şeklinde tepki verdi. Doğrusu yıllardır hiçbir filmde ara veriliyor diye topyekün böyle bir tepkiyle karşılaşmamıştım ancak film seyirciyi kendine öyle bir bağlıyor ki izleyici olmaktan öte kendinizi filmin içinde buluyorsunuz. Filmde gördüğümüz karakterler içimizden, hepimizin hayatında muhakkak olan türden. Gülenay Kalkan'ın kızların annesini canlandırdığı Gönül, Nevra Serezli'nin anneanneyi hayat verdiği Peyker ve hayranı olduğum Ebru Cündübeyoğlu'nun oynadığı Nur karakterine bayıldım. Bir tek kapıcı karakterini fazla sahte ve abartılı buldum. Gerçi komedi dizilerinde, filmlerinde kapıcı karakterleri genellikle gerçek dışı oluyor, o ayrı. Bu arada, Efsun'un yazarın hayaliyle kurduğu bağ ve ikisinin diyalogları filmin hoş esprilerinden ve güzelliklerinden biriydi.


"Kocan Kadar Konuş", son yıllarda yapılan yerli Türk filmlerinin içerisinde kesinlikle kendini farklı yerde konumlandıran bir romantik-komedi filmi olmuş. Espriler bayağılıktan uzak, oldukça akıllıca. Olay örgüsü oldukça sağlam, geçmişe gidip gelmeler oldukça yerinde. Bununla birlikte filmin sanat yönetiminde, animasyon ve efektlerinde bir hayli işçilik olduğu da özellikle değinilmesi gereken bir nokta. Animasyon ve efektlerdeki işçilik, özen yadsınmayacak türden. Detayların ince ince işlendiği açıkça görülüyor ve bu özellikler "Kocan Kadar Konuş"u alışılagelmiş, özensiz Türk komedi filmlerinden büyük ölçüde ayırıyor. Bununla birlikte Efsun'un kamerayla göz kontağı kurup zaman zaman izleyiciyle konuşması başta beni rahatsız etti ancak bunun bir tür tanışma faslı olduğunu da göz önünde bulundurmak gerek.

Lise âşıkları Efsun ile Sinan'ın hikâyesini ben çok sevdim. Sinan'la romantik ilişkisi boyunca kız takımının sürekli taktik vermesi ve aslında bir bakıma onu kendinden uzaklaştırıp Efsun'un başka birine dönüşmesine neden olmalarına karşılık olarak babanın filmin sonuna doğru verdiği "Seni farklı olduğun için seviyorum" mesajı filmde bir kırılma noktasıydı. Bana göre filmin "Kendin ol"un altını çizmesi asıl mesajıydı. "Kocan Kadar Konuş" sadece güldürmelik değil, aynı zamanda kesinlikle düşündüren bir film.

"Kocan Kadar Konuş", bir bakıma hayatındaki en büyük hedefi evlenmek olan Türk kızlarına da hafif bir gönderme yaparak eğlenceli bir şekilde bu durumu tiye alıyor. Ben kendimi o kadar kaptırdım ki filmin sonunda "Gerçekten bitti mi?" dedim. Hatta bir ara gülmekten patlamış mısır boğazımda kaldı. Arkadaşım film izlemeyi bırakmak zorunda kalıp sırtıma vurmakla uğraştı. :)

Ben nedense "Kocan Kadar Konuş"un ikincisinin çekileceğini hissettim. Tahminimin doğru olup olmadığını zaman gösterecek. Filme gitmediyseniz muhakkak gidin, izleyin, gülün, düşünün.

Sözüm hem kızlara hem erkeklere: Filmin de dediği gibi "Seni sen yapan şeyleri asla kaybetme!" :)

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

1 yorum

  1. sanırım kocan kadar konuş kitabının filmi bu. en yakın zamanda gitmeyi planlıyorum. anlatım için teşekkürler

    YanıtlaSil

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com