, , ,

SEVGİSİZ İNSANLARDAN OLUŞAN SEVGİSİZ TOPLUM

Cumartesi, Şubat 21, 2015

Hangi ara insanlığımızı, değerlerimizi, akıl sağlığımızı bu denli kaybettik... Bilemiyorum.

Son zamanlarda neredeyse hiç iyi haber duymaz olduk. Ayda birkaç defa duyduğumuz vahşet dolu haberlerin sıklığı da dozu da giderek artıyor. Duyanların tüylerinin ürperdiği cinayetleri işleyenler bir bardak su içmiş gibi büyük bir soğukkanlılıkla nasıl yaptıklarını anlatıyorlar... Onların bu rahatlığı insanın kanını donduruyor...

"Sapıklar idam edilsin, hadım edilsin" diyorlar. Beden suçu işleyenlerin kendi bedenleriyle cezalandırılmasını istiyorlar. Elbette bu suçu işleyenlerin yaptıkları yanına kâr kalmamalı fakat "kısasa kısas" da içinde bulunduğumuz çağ için fazlasıyla ilkel ve tehlikeli. İdamın meşru olduğu coğrafyalarda sanki hiç suç işlenmiyor mu? "İdam edilirim, hapse girerim" korkusu cinayeti işleyeni sanki durduruyor mu? Görmezden geldiğimiz bir nokta var ki bu tür cinayetleri işleyen insanlar maalesef hastalar. Ben her şeye rağmen hasta insanların "imha" edilmesi değil, "tedavi" edilmesi ya da cezalandırılması gerektiğini düşünüyorum.

Her geçen gün giderek sevgisizleşiyor, bir başkasına olan tahammülümüzü yitiriyoruz. Toplu taşıma araçlarında iki kişi sudan sebeple utanmadan sıkılmadan tekme tokat birbiriyle dövüşebiliyor. Trafikte iki araç sürücüsü yoktan yere birbirine rahatlıkla ağza alınmayacak sözler söyleyebiliyor. Televizyon kanallarındaki dejenerasyon almış başını gidiyor. İzdivaç, sözde "moda" içerikli programlar gençlerin ruhunu hızla zehirlerken dizilerde her türlü şiddet "olağanmış" gibi büyük bir rahatlıkla işleniyor. Daha bir sürü şey...

İnternette küçük çocukların komik videolarını kahkahalarla izlerken yazılan yorumları görünce tebessümüm yüzümde donuyor, kalakalıyorum. 6-7 yaşındaki çocuklara yazılan küfürleri aklım almıyor. Bir insan tanımadığı birinden, hele hele küçücük bir çocuktan ne ister, ona neden nefret kusar ki... Toplumun çok büyük kesimi -ki buna insanlık dersi verenler de dâhil- fiziksel olarak yapmasa da sözel olarak karşısındaki kişiyi linç ediyor ve onu yargılama, yerden yere vurma hakkını kendinde görüyor. Ancak kendisine, yakınına yapılan en ufak eleştiride ya da olumsuz muamelede kıyametleri koparıyor. Empati yoksunluğumuz, kişisel "gelişemeyişimiz", manzara gerçekten içler acısı...

İyi olan, doğru olan, güzel ya da yakışıklı olan, şöhret olan, çok para kazanan, başarıya ulaşan kişiler günümüzde alkışlanmak ya da takdir edilmek bir yana saldırı oklarının hedefi hâline geliyor.  Hiç dikkatinizi çekti mi, bilmem ama bu insanların namusuna, özel hayatına, başarısına, alın terine uzatılmadık tek bir laf kalmıyor. Kıskançlık, saygısızlık, sevgisizlik dizi çoktan geçti, boyu aştı. Toplum olarak olumlu şeyler karşısında kişiyi ya da kişileri takdir etmek, onlara sahip çıkmak gibi bir çaba göstermezken yaşanan olumsuz ve sarsıcı olaylarda hep bir ağızdan öfke kusuyoruz. Evet, toplumsal bir tepki ortaya koyabilmek çok önemli ancak övgü, alkış söz konusu olduğunda benzer bir birlik ve beraberlik göstermemek de bir o kadar düşündürücü...

Toplum olarak ne yazık ki günbegün akıl ve ruh sağlığımızı kaybediyor, beraberimizde başka insanları da zehirliyoruz. İstiyoruz ki mutluysak sadece kendimiz mutlu olalım ama mutsuzsak herkes mutsuz olsun. İki adım ötemizde bir adam genç bir kadını saçından sürüklediğinde bir şey yapmak yerine izliyorsak ve kaldığımız yerden kahvemizi yudumluyor, yemeğimizi yiyorsak bugün işlenen cinayetlerin ardından çok konuşmak, yorum yapmak -üzgünüm ama- fazlasıyla afaki. Dünyayı güzelleştirmek adına hiçbir şey yapmayan insanların öyle saymaya sövmeye çok da hakkı olduğunu düşünmüyorum.

Her şeyin başı sevgi, her güzelliğin yolu sevgiden geçiyor. İnsan önce kendini sevmeyi öğrenmeli, işe kendinden başlamalı. Bütün bu cinayetlerin, linçlerin arkasında yatan şey aslında sevgisizlik. Bunu görebilmek, bu teşhisi koyabilmek için profesör ya da uzman olmak gerekmiyor. İçinde bulunduğumuz topluma karşı biraz duyarlı olmak, kimseyi ötekileştirmemek ama her şeyden önce kendini sevmek...

Özgecan'ın kız kardeşinin de dediği gibi "Okullarda sevgi dersi verilmeli" ve aileler çocuklarına her şeyden önce sevgi vermeli.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

1 yorum

  1. ''Kıskançlık, saygısızlık, sevgisizlik dizi çoktan geçti, boyu aştı. Toplum olarak olumlu şeyler karşısında kişiyi ya da kişileri takdir etmek, onlara sahip çıkmak gibi bir çaba göstermezken yaşanan olumsuz ve sarsıcı olaylarda hep bir ağızdan öfke kusuyoruz.''

    Takdir ederken bile nefret kusuyoruz. '' Vay şerefsizin oğlu me yapmış be'', ''Pezevenk, nasıl yapmış lan'' vs. vs.

    YanıtlaSil

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com