, , , , , , , ,

ALKIŞ İÇİN YAŞAYAN KADIN: LADY GAGA

Çarşamba, Eylül 17, 2014

Yıl 2008. Üniversite ikinci sınıftayım. "Just Dance" isimli yeni bir şarkı çıkmış, her yerde çalıyor. Şarkıcının ismi Lady Gaga. Önce adını epey yadırgıyorum. Uzun zamandır varmış da ben tanımıyormuşum zannediyorum. Derken "Poker Face", "Love Game", "Paparazzi" şarkılarıyla müzik listelerinde en üst sıralara yerleşen Gaga, kısa sürede dünya çapında üne kavuşuyor...

Şarkılarını en çok dinlediğim isimlerden biri olmasına rağmen Lady Gaga'ya uzun süre ısınamadım. Fazla marjinal olmasından mıdır, bilemem ama eğlendirmek dışında bana duygu geçiremediği için hiçbir zaman en sevdiğim şarkıcılardan biri olmamıştı... Gelin görün ki 20. yüzyıl sanat akımlarını çok seven ve Pop sanatına âşık biri olarak, Gaga'nın "Born This Way" sonrası "ARTPOP" adını verdiği yeni albümünün üzerinde çalıştığını duyunca oldukça heyecanlanmıştım. Ne de olsa 2000'lerin, daha doğrusu 2010'ların popüler şarkıcıları o çok meşhur 50'li, 60'li Pop sanat kültüründen oldukça uzak, sadece popüler kültürün işçisi olmakla sınırlıydı. Hiçbir akımdan, kültürden, altyapıdan beslenmeyen günümüz şarkıcılarının arasından Lady Gaga güçlü sesi, müzisyen kimliği, marka değeri, sahne gösterileri ve sıra dışı duruşuyla kısa sürede sıyrılmayı başardı.

Şarkılarını sık sık dinlesem de bir gün Lady Gaga'nın bir albümünü ya da yeni bir şarkısını bu kadar merakla ve sabırsızlıkla bekleyeceğimi hiç düşünmezdim. Müzikten, şarkılardan güç alan biri olarak tam da güç toplamaya ihtiyacım olduğu zaman, geçtiğimiz yılın ağustos ayında "Applause" yayımlandı. İlk defa bir şarkıyı dijital platformlarda satışa sunulduğu an indirdim. Bu zaman zarfında "Applause"u tanıtmak amacıyla 2013 MTV Video Müzik Ödülleri'nde (VMA) sahne alan Gaga'nın sahnesine, performansına ve elbette şarkıya bir kez daha hayran kaldım. Şarkıcının bu performansıyla aslında yaptığı popüler ancak niteliksiz bir sürü şarkıcıya haddini bildirmekti...

Anılarımızı, yaşadıklarımızı zamanla unutuyoruz ama sevdiğimiz şarkıları, o şarkıların bize hissettirdiği duyguları asla unutmuyoruz. Geçen yaz Applause'u dinlerken "Allah'ım, inşallah Lady Gaga İstanbul'a gelir de Applause'u canlı dinlerim" diye içimden geçirdiğim anı çok iyi hatırlıyorum. Bu yüzden İstanbul konserinin biletleri satışa çıktığı gün gerçek bir "little monster" gibi davrandım ve 5 Mayıs'ta 10'u 20 geçe The ARTPOP Ball için Gayrettepe'deki Biletix gişesinden biletimi aldım...

Yaz bitmek üzereyken ve kulağımda hâlâ Applause çalarken nihayet 16 Eylül geldi. Binlerce insan İTÜ Stadyumu'nda beklemekteydi. Diğer dünya yıldızlarının aksine, Lady Gaga dinleyicilerini hiç bekletmedi. 21.00'de sahne binlerce kişinin alkışı, çığlığı eşliğinde açıldı. Gaga, "İstanbul, sizi seviyorum" diye bağırarak baştan bizi ele geçirdi ve ARTPOP'la unutulmaz bir gecenin açılışını gerçekleştirdi. Zaten konser boyunca "İstanbul" dilinden hiç düşmedi. Ayrıca Rihanna, Madonna, Justin Timberlake'le kıyasladığımda Lady Gaga en düzgün aksanla "İstanbul" diyen isimdi. Konsere ilgi yoğundu ancak doğruyu söylemek gerekirse İTÜ Stadyumu Justin Timberlake konserindeki kadar tıklım tıklım görünmüyordu. Belki de bize öyle geldi.

ARTPOP'tan sevilen şarkılarını sırayla okuyan Gaga, ardından altı yıl içerisinde klasikleşmeyi başarmış şarkılarını söyledi. Özellikle Just Dance, Poker Face, Alejandro, Judas, Telephone, Bad Romance gibi şarkılarda tansiyon ve enerji daha da yükseldi. Diğer dünya yıldızlarının aksine Lady Gaga, izleyicilerle çok daha fazla etkileşim içerisindeydi. Şarkı aralarında oradan oraya uçtu, yerlerde tepindi, izleyicilerle ilgilendi. Gaga, bir hayranının gömleğini giydi ve bir süre gömlekle şarkılarını seslendirdi. Gaga, Born This Way'i çalıp söylemek için piyanonun başına otururken İran'dan gelen hayranını sahneye çağırdı ve yanına oturttu. Bu sayede Lady Gaga'nın bir dinleyicisiyle olan temasına, iletişime bizzat tanık olduk. Şarkıcı, ardından peluş oyuncak içinde sahneye fırlatılan, Can isimli bir hayranının mektubunu okudu. İsmini de "Ken" olarak telaffuz etti. :) Gaga'nın her hâli kibirden uzak, samimi ve içtendi. Dinleyici kitlesinin önemli bir kısmını oluşturan eşcinselleri de es geçmeyen şarkıcı, "Dünyayı dolaştım. Gay olmak çok zor. Ne olduğunuzdan utanmayın, kendinizle gurur duyun. Tanrı hepimizi seviyor" dedi. Verdiği mesajlar, yaptığı çağrılar gerçekten çok güzeldi ve toplum olarak ihtiyacımız olan türdendi. Hayatımda hiç bu kadar marjinal insanı bir arada görmemiştim. Kimi çevreler tarafından çok eleştirilse de ben farklı kostümler giyip konsere gelenleri içten içe tebrik ettim. Gençlerin sergiledikleri bu duruş toplumun ikiyüzlülüğüne atılmış bir tokattı. Ayrıca bence herkesten çok daha cesurlardı.

Başta sahne ve dekor olmak üzere Gaga'nın canlı vokali, kostümleri, dansçıları ve ışıklandırma muazzamdı. Lady Gaga'nın İstanbul sahnesinden ve seyircilerinden duyduğu mutluluk her hâlinden belliydi. Bir an olsun enerjisi düşmedi... Bu yüzden Lady Gaga'nın sahnede soyunması ve giyinmesi konserde olmayanlar ya da medya için ne kadar önemliyse konserdekiler için bir o kadar önemsizdi.

Bir yılı aşkın süredir beklediğim o an nihayet geldi. Lady Gaga, Applause ile sahnedeydi. Benim için âdeta zaman durdu. Müziğin gücü tam olarak buydu... Applause'u canlı dinlemek, binlerce insanla hep bir ağızdan söylemek ve kendimde o gücü hissetmek muhteşemdi... Hepimiz biraz alkış için yaşıyoruz sanki, Lady Gaga'nın şarkısında söylediği gibi... :)

Açıkçası Applause'un bitmesiyle benim için konser sona erdi. Sonra Lady Gaga birkaç şarkısını daha seslendirdi. 16 Eylül 2014 tarihi eminim ki benim gibi binlerce insanın hayatında unutulmamak üzere yer etti. Bir daha dünyaya bu kadar genç, yetenekli, donanımlı, çalışkan ve üretken bir yıldız gelir mi, sanmıyorum. Gerçi Madonna'dan sonra da o güçte yeni birinin gelebileceğini kimse düşünmüyordu. :) Ancak bir gerçek var ki Lady Gaga bu zamanların en iyisi ve çoktan tarihe geçti... Bu muhteşem kalabalığı oluşturan binlerce kişi olarak aslında biz de bu güzel tarihe tanıklık ettik...

Konser sona erdi. Arkadaşlar olarak birbirimize "İyi ki geldik. Hayatımıza çok güzel bir anı daha ekledik" dedik. Sonra kalabalık dağılmaya başladı. Yüzümde mutluluktan mütevellit şapşal bir gülümseme ve dilimde hâlâ "I live for the applause, applause, applause" vardı... :)

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com