, , , , , , , , , , ,

BU ALTIN KELEBEK İMİTASYON!

Pazartesi, Haziran 23, 2014

41. Altın Kelebek Ödülleri, Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi'nde düzenlenen bir törenle sahiplerini buldu.

"41 kere maşallah!" demek isterdim ama Altın Kelebek'i oldum olası prestijli bulmadığım gibi her yıl bir öncekinden daha kötü bir tören izlediğimizi de düşünüyorum. Nitekim bu yılın Altın Kelebek Ödülleri de önceki izlediklerimden daha kötüydü. Sanki törenin tanıtımı kısıtlı bir zamana sıkıştırılmış, oldu bittiye getirilmiş gibiydi. Organizasyona beş kala yoğunlaşan tanıtımlar için bence biraz geç kalındı.

Törenin sponsoru olmasından mütevellit bütün gece sürekli Magnum'un adını, tanıtımlarını, reklamlarını gördük durduk. Canımın Magnum çekmesi bir yana, önümüzdeki bir ay boyunca Magnum görsem kusarım herhâlde! Bir sponsor markanın yayın boyunca 'Zırt Osman' misali her taşın altından çıkması bir yerden sonra kabak tadı vermeye başladı. Üstelik bu tanıtım çalışmaları da oldukça sıradan ve yaratıcı zekâdan uzaktı. Malumumuz, mevsim yaz. Sponsor markanın çalışanları tarafından törene katılanlara salonda dondurma ikram edilse, tören devam ederken yerinde oturan ünlülerimizi elinde iştahla Magnum yerken görsek bence çok daha etkili olurdu. Ancak bu nedense kimsenin aklına gelmemiş.

Gecenin en güzel yanı, nam-ı diğer 'Jessica Abla'mız Jessica Alba'nın onur konuğu olmasıydı. Gerçi Jessica'ya hiç kimsenin bir abla gözüyle bakacağını sanmıyorum. Şaka bir yana, Hollywood yıldızı diye gencecik kızın onur konuğu olarak lanse edilmesi bana biraz komik geldi. Hani Richard Gere, Meryl Streep onur konuğu olarak gelse anlayacağım ama Jessica bizi onurlandırmak için fazla genç. Şöhretin altında bu kadar ezilmeyi ve toplum olarak kendimizi küçük görmeyi doğru bulmuyorum. Gelen tabii ki Jessica olsun, o ayrı...

Ben bu tür ödül törenlerinin kesinlikle tek kişi tarafından sunulmasından yanayım. Kaldı ki 'sunucu çift' oluşturmak günümüz için fazlasıyla demode. Özellikle sunucu çiftten biri gevezeyse diğerinin vay hâline! Nefise Karatay'ın başarılı, deneyimli ve olaya hakim sunuculuğunun yanında Mete Horozoğlu'nunki son derece vasat, avam ve profesyonellikten uzaktı. Altın Kelebek'i organize edenler artık şunu anlasınlar ki fazla esprili adamlar bu tür ödül törenlerini kurtarmak yerine bir çuval inciri berbat ediyorlar! İki şakayla kötü sunuculuğu telafi etme taktikleri bugün bir işe yaramıyor. Horozoğlu, lütfen karşı taraf sözünü bitirmeden araya girmemeyi ve karşı tarafı dinlemeyi öğrensin!

Ozan Doğulu'nun yeni albümünde beraber şarkı seslendiren Ajda Pekkan ve Kenan Doğulu gecede sahne alan isimlerdendi. Doğrusu söyledikleri şarkıdan hiçbir şey anlamadım. Görünen o ki bu yaz ortalığı yıkacak bir şarkı çıkmayacak. Ayrıca Kaan ve Radio Killer'la iş birliği yaptığı "Living It Up" gibi güzel bir şarkıdan sonra Doğulu'dan böyle sıradan bir şarkıyı dinlemek bana son derece manasız geldi.

Gecede sahne alan bir diğer isim Gökçe ise bence sağlam harakiri yaptı! Sahnesi, şarkısı, kostümü o kadar berbatti ki yaptığı şeyin iyi olduğuna nasıl inandığını ya da inandırıldığını doğrusu çok merak ettim. Jartiyerli bacağı seksi görünmek bir yana, protez gibi duruyordu. Ayrıca sahne aldığı şarkısı playback olmasına karşın sesi çok kötüydü. Müsamere tadındaki bu gösteri Altın Kelebek'e hiç yakışmadı ama Altın Kelebek de zaten böyle bir şey değil mi ki...

Gecedeki koordinasyon oldukça zayıftı. Hatta öyle ki ödül alanların bazıları ne ödülü aldığını bile bilmiyor, "Ne işim var burada benim? Ben aslında caz severim" edası ve şaşkın ördek yavrusu bakışlarıyla ödülünü kucaklıyordu. Katılımcıların sırf gönül hatır ilişkileriyle ve âdet yerini bulsun diye orada oldukları her hâllerinden belliydi.


Tüm bunlar yine bir yana, ödül kazanan isimler düşündürücüydü ama zaten artık Altın Kelebek için düşünmeye gerek bile olmadığını düşünüyorum. Işığını, kendisini çok beğenmeme karşın Serenay Sarıkaya'nın "En İyi Kadın Oyuncu" olarak ödül alması bana biraz komik geldi. Mesela "Hürrem Sultan" gibi bir rolün hakkından başarıyla gelen bir Vahide Gördüm varken o manasız, vanilya aroması tadındaki dizideki oyunculuğuyla -ki pek de oyunculuk becerisi gerektiren bir rol değil- Sarıkaya'nın ödülü alması törendeki kritersizliğin ve vizyonsuzluğun bir yansımasıydı. Benim bildiğim ödüller popülerliğe değil, prestije veriliyor ama biz şöhrete tapan bir toplum olduğumuz için bu sonuçlar son derece doğal. Al gülüm, ver gülüm...

Bir diğer saçmalık ise "En İyi Çıkış" kategorisinde İrem Derici, Oğuzhan Koç ve Mabel Matiz'in ödül almasıydı. Benim bildiğim en iyi çıkışı adından da anlaşılacağı üzere bir kişi alır ama Altın Kelebek ne hikmetse bu ödülü hep bol keseden dağıtıyor. Üstelik Mabel Matiz 2011, İrem Derici ise 2012 yılında çıkış yapmıştı. Dolayısıyla ödül yine yanlış isimlere gitti. Her iki ismi de severek, beğenerek dinliyorum ama bu kategorinin isimleri onlar değildi. Bu sebeple Altın Kelebek'i daha ilkeli olmaya davet ediyorum çünkü ödüllerin gerçek izleyicilerin gözünde ciddiye alınabilir bir tarafı kalmadı.

Keşke tonlarca para harcanarak Jessica Alba getirileceğine doğru düzgün bir organizasyon yapılsaydı da biz de keyifle izleyebilseydik. Olmayınca olmuyor. Vizyon, prensip, koordinasyon olmayınca parayla, sponsorla bu işler yürümüyor. Bir ödül töreninin nasıl olmaması gerektiğini Altın Kelebek sayesinde bir kez daha görmüş olduk. Ayrıca ünlülerimizin bu geceyi "Hollywood düzeyinde" diye anlatması abesle iştigaldi. Hayatlarında kaç defa Hollywood'da bir ödül törenine katılmışlar, onu da anlayabilmiş değilim. Gidebildikleri en iyi ödül töreni Kral TV'nin müzik ödülleri oysa. Gerçi onu da "Türkiye'nin Oscar'ları" olarak tanımlayan bir sanatçı kitlesinden bahsediyoruz, müzik ödüllerimizi sinema ödülleriyle bir tutan...

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com