, , , , , ,

ATİLLA DORSAY İLE FİLM İZLEDİK

Cumartesi, Nisan 26, 2014

Hürriyet Bumerang'ın düzenlediği güzel etkinliklerde blog yazarı olarak zaman zaman bir araya geliyoruz. Yeni etkinliğimiz, Türk sinema tarihinin en önemli fikir isimlerinden Atilla Dorsay ile film izlemekti.

Bumerang, geçtiğimiz yıl yine bu zamanlarda bir sinema etkinliği düzenlemişti fakat davetli olmama rağmen dizide çalıştığım için maalesef katılamamıştım. Hele hele bu defa söz konusu Atilla Dorsay gibi bir isim olunca, hemen Hürriyet Bumerang'a bir film eleştirisi yazımı gönderdim ve ardından etkinliğe davet edildim. Sonuç itibariyle bunca yıl sinema okumuş biri olarak -gerçi daha çok sinema benim canıma okudu- Atilla Dorsay gibi bir duayenle bir araya gelme fikri beni oldukça heyecanlandırdı. Sinema öğrenimi görmüş olmama rağmen daha ziyade müzik, etkinlikler üzerine yazılar kaleme aldığım için bu etkinliğe katılmamı kendimce eğitimime bir vefa borcu olarak gördüm. :)

Hürriyet binasının konferans salonunda gerçekleştirilen etkinlikte sinema yazan 10 blog yazarı olarak bir araya geldik. Atilla Dorsay, film gösterimine başlamadan önce kısa bir konuşma yaptı. Filmimiz ise bir kara film örneği olan "Sunset Bulvarı" idi. Atilla Dorsay kısaca bize niye bu filmi seçtiğini anlattı ve bu filmin diğer kara film örneklerinden neden ayrıldığı konusunda aydınlattı. Dorsay, hakkında övgüyle bahsettikçe filmi daha da meraklandım. Işıklar karardı. Film, adını aldığı Sunset Bulvarı sahnesiyle başladı.

Filmin başrolünde Gloria Swanson ve William Holden yer alıyor. 1950 yapımı filmin yönetmen koltuğunda ise Billy Wilder bulunuyor. Swanson filmde Norma Desmond isimli, şöhretini uzun bir süre önce kaybetmiş bir aktrisi canlandırıyor. Ayrıca bu rol, sinema dünyasında unutulmazlar arasında yer alıyor-muş.

Senaryo yazarlığı yapan Joe Gills'in, alacaklılarından arabasını kurtarmak için terk edildiğini düşündüğü bir malikânenin garajına arabasını park etmesiyle başlayan hikâye, bu evin Norma Desmond'un çıkmasıyla birlikte giderek ilginç bir hâl alıyor. Filmde sinema dünyasının anlatılmasını ben bir nevi "film içinde film" olarak tanımlıyorum ve böyle filmlerin özel olduğunu düşünüyorum. Nitekim Dorsay'ın da filmden sonra yaptığı değerlendirme bu yöndeydi.


Şöhret dünyasının görünmeyen kısmını anlatan filmin verdiği mesajlar oldukça güçlüydü. Sessiz sinema döneminden geldiği için Gloria Swanson'ın beden dili ve bilhassa epey mimikleri abartılıydı ancak psikolojik sorunları olan Norma Desmond karakteriyle de özdeşleştiği için benim açımdan hiç sırıtmadı. Hatta bu durumun role başka bir boyut bile kattığını düşündüm. Bu anlamda William Holden'in oyunculuğu daha sade ve gerektiği gibiydi. Ayrıca Dorsay'ın verdiği ilginç bir bilgiye göre, Holden tıpkı filmde Norma ile yaşadığı türden bir ilişkiyi gerçekte de yaşıyormuş. Bu sebeple hayat arkadaşı olan varlıklı kadın, oyuncuya bu filmde oynamaması için engel olmaya çalışmış. Bu da kaderin bir cilvesi olsa gerek.

Siyah-beyaz filmleri izlemekten pek de hazzetmeyen biri olarak, Sunset Bulvarı'nın siyah-beyazını çok sevdim. Bu beğenimi filmin dramaturjik yapısının güçlü olması ve izleyiciyi hemen içine çekmesi de güçlendiriyor. Film, açılış sahnesiyle sona erdi ki açılış sahnesinin aynı zamanda kapanış sahnesi olduğunu başta sezmiştim. E bunca yıl boşuna sinema okumadık. :) Bu arada, filmi ilginç kılan bir diğer özellik de anlatıcının Joe Gills karakterinin olmasıydı.

Filmin ardından Atilla Dorsay, Sunset Bulvarı ile ilgili bilgiler vermeye devam etti. Film Oscar'a 11 dalda aday gösterilmiş ve bunlardan üçünü kazanma başarısı göstermiş. Sinema öğrenimi görmüş biri olarak böyle bir filmi daha önce izlemediğim için biraz utansam da başımı tabii ki eğmedim. :) Bu arada, Sunset Bulvarı'nı ben konusu itibariyle biraz Liberace'nin filmine benzettim. Bu düşüncemi Atilla Dorsay ile de paylaştım. O da bana bu konuda katıldı ve Liberace gibi bir filmin vizyona sokulmamasının kendisini şaşırttığını açıkladı. Bu konuda Dorsay ile ben de aynı fikirdeydim. Geçtiğimiz aylarda Liberace'nin hayatını anlatan "Behind The Liberace" hakkında bir yazı kaleme almıştım.

Sinema hakkındaki söyleşimizde usta eleştirmen, yazılarını kaleme alırken popüler kültüre sırt dönmediğini ve bu tür filmlerin toplumun dinamiklerini ortaya koyduğunu ifade etti. Sanatsal açıdan yetersiz olan ve ağır eleştirilere maruz kalan yerli komedi filmlerinin toplumun deşarj olmasına hizmet etmek gibi bir görev gördüklerini sözlerine ekledi. Dorsay'ın ılıman ama aynı zamanda gerçekçi bir bakış açısıyla kurduğu bu denge beni oldukça etkiledi. Kendi adıma bundan sonraki eleştiri yazılarımda böyle bir ayar tutturabilme açısından kendisini örnek aldım.

Keyifli bir sohbetin ve hatıra fotoğrafının ardından etkinlik son buldu. Güzel bir filmi zihnimin arşivine katmış olmak ve Atilla Dorsay'la karşılıklı film kritiği yapmak bugün için kendime kattıklarımdı. Aklımda da sonsuzluğa gider gibi upuzun uzanan Sunset Bulvarı vardı...

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com