, , , , , , , , ,

BU X FACTOR KAÇ FAKTÖRLÜ?

Çarşamba, Mart 19, 2014

Bu yazı SES dergisinin mart sayısında yayımlanmıştır.
‘Ha başladı ha başlayacak’ derken “X Factor” en nihayetinde başladı. Aslında programın çok daha önceden televizyon izleyicisiyle buluşması bekleniyordu fakat evdeki hesap çarşıya uymamış olacak ki bu süre oldukça uzadı.

Yarışmanın İngiltere versiyonundan “One Direction” gibi bir grubun çıktığını ve bu beş gencin ‘dünyayı salladıklarını’ düşündüğümüzde böyle bir yarışmaya kayıtsız kalmak pek de mümkün değildi. En azından Türkiye varyasyonunda nasıl bir iş çıkacağını ve yarışmanın aslına uygun olup olmayacağını ilgilisi merak ediyordu. Tabii bir de son üç sezondur televizyon izleyicisini ekrana bağlayan “O Ses Türkiye” gibi iddialı bir yapım varken ve diğer müzik programları ekranda dikiş tutturamamışken “X Factor Türkiye”nin akıbetinin ne olacağı kafalarda soru işareti oluşturuyordu.

Aslına bakarsanız, yarışmanın başlayacağının habercisi olan tanıtımlar beni zaten baştan hayal kırıklığına uğratmıştı. Bol ajitasyonlu görüntüler öyle kurgulu ve samimiyetsiz gelmişti ki… Yapımcılar yaptıkları işe güvenmiyor olacaklar ki daha baştan böyle bir yöntemi seçmişlerdi. Ben de yolun başında yarışmadan ümidimi kesmiştim. Nitekim geçtiğimiz haftalarda yarışmanın yayımlanan ilk bölümü, bu öngörümde yanılmadığımı gösterdi.

Vasatın bile altında bir çizgide giden yarışmaya dair en büyük hayal kırıklığım Ziynet Sali oldu. Üzülerek belirtiyorum ki “X Factor”dan önce Ziynet Sali’yi çok daha fazla seviyordum. Yer yer yakaladığım alaycı bakışları, samimiyetsiz tavırları ve abartılı gözyaşları beni Ziynet Sali’den büyük ölçüde soğuttu. Bu soğuk hava dalgalarının yarışma bitene dek devam edeceği de kuvvetle muhtemel. Sali’de vaziyet buyken, Armağan Çağlayan’ın o eski hâlinden eser yokken ve Emre Aydın sıkıcılığın dibine vurmuşken Ömer Karacan âdeta çölde bir vaha gibi. Bana kalırsa, jüri koltuğuna en çok yakışan isim Karacan olmuş.

Sonuç olarak, bu yürekleri dağlama yöntemi ters tepti ve program daha ilk bölümde ciddi bir seyirci kitlesini elinin tersiyle itti. Yapımcılar artık Türk halkının duygularını sömürmeye çalışmaktan vazgeçmeliler ve başarısız oldukları gerçeğiyle yüzleşmeliler. Gözyaşıyla reyting sağma hadisesi çok gerilerde kaldı.


Olmuş mu? Olmamış. Hem de hiç olmamış. Ortaya “O Ses Türkiye”ye öykünen, samimi görünmeye çalışırken samimiyetsizliğe düşen, “X Factor” markasının hakkını veremeyen bir program çıkmış.


Ziynet Sali’nin şarkısında söylediği gibi “Herkes Evine”.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com