, , ,

BU OYUN İZLEYENDE İZ BIRAKIYOR

Pazartesi, Mart 03, 2014

Doğruyu söylemek gerekirse, en son ne zaman bir tiyatro oyununa gittiğimi bile hatırlamıyorum. Hiçbir zaman sıkı bir tiyatro izleyicisi olamadım, tiyatroya karşı özel bir ilgi duymadım...

İzleyen arkadaşlarım "Muhakkak git, çok beğeneceksin" deyince, cumartesi akşamı "İz" isimli tiyatro oyununu seyretmek üzere arkadaşlarımla Galata Perform'un yolunu tuttuk. Benim zaten iki kişilik biletim vardı fakat bize dahil olan arkadaşımız için bilet almamız gerekiyordu. Oyuna yoğun bir ilgi olduğu için bilet bulamayacağımızı düşündüm ve nitekim sadece bir bilet kalmıştı. Son bilet de bize kısmet oldu. Oyuna gitmeye birden karar verdiğimiz için koşa koşa, acele ede ede Galata'ya yetişmeye çalıştık. Oyunu sevip sevmeyeceğim bir muammaydı ama yetişmek için verdiğimiz olağanüstü çabayla bile unutulmaz olacağı kesindi. Hatta bir arkadaşım yol boyunca "Yetişmemiz imkânsız. En iyisi gelin ben sizi çok güzel bir yere götüreyim" diye tutturdum Ben de "Yetişeceğiz. Hele varalım, almazlarsa dediğini yaparız" dedim. İyi ki de öyle dedim; çünkü tam başlamak üzereyken oyuna yetiştik ve hemen yerimizi aldık. Oyunun konusu hakkında bile bir fikrim yoktu; çünkü ister istemez hikâyeyi çözümlemeye çalışarak tahminlerde bulunacaktım. Bu yüzden sürprizi bozmadım. Küçük tiyatro salonda her yaş grubundan insan vardı.

Oyun başladı. Eleni ve Markiz adındaki iki kız kardeş 1950'lerin, devrimci Ahmet ve ev sahibi Turgut Usta 1980'lerin, seks işçiliği yapan travesti Sevengül ile sevgilisi Rüzgar 2000'li yılların hayatlarıydı. Hepsinin ortak özelliğiyse, Tarlabaşı'ndaki yüz yıllık bir binada aynı evde yaşamış olmalarıydı.

Eleni ile Markiz'in kardeşlik ilişkileri, birbirine olan bağlılıkları öyle güzeldi ki... Bütün kaos ve karmaşalara rağmen saflığını korumayı başarmış Rum kızları âdeta o eski İstanbul'da yolculuğa çıkardılar. 50'li yıllarda yaşamamış biri olarak, o zamanların İstanbul'unu tuhaf bir şekilde hissettim... Ahmet ve Turgut Usta'yla 80'lerin karmaşayla dolu Türkiye'sinden sıyrılıp, Sevengül ve Rüzgar'la günümüz İstanbul'unun arka sokaklarında bir gezinti yaptık. Zaman zaman gözlerim doldu, zaman zaman tüylerim diken diken oldu.


Farklı zamanların insanlarının aynı anda karşımızda olması beni çok etkiledi. Bir yandan sahnede oyun sergilenirken, diğer yandan sahnenin dışında yer alan diğer odalarda da oyun devam ediyordu ve sahnenin yukarısındaki ekranlardan gösteriliyordu. Bu anlamda ben "İz"i tiyatroyla sinemanın harmanlandığı bir oyun olarak tanımlıyorum. Bu teknik tiyatroda sıkça kullanılıyor mu bilmem ama benim tiyatroya dair küçük dünyamda devrim niteliği taşıyan bir teknik ve sunumdu. Bu açıdan oyunun sadece seyircilere değil, tiyatroculara da ilham vereceğini düşünüyorum. Kamera kullanımının yanı sıra oldukça başarılı ses ve ışık kullanımıyla da "İz" bir hayli sinematografik bir oyun ve bu anlamda oldukça yenilikçi. Bu arada, oyunun bitmesina sadece dört hafta kaldı. Ardından ekip Almanya'ya turneye gidecek.



Dekoruyla, ışığıyla, yönetimiyle, çarpıcı ve zekâ dolu senaryosuyla, tiyatro-sinema arasındaki tekniğiyle, atmosferiyle, oyunculuğuyla "İz" gerçekten adının hakkını fazlasıyla veren ve muhakkak gidip görülmesi gereken bir oyun. Oyunu izlemeyenler, hiçbir zaman neyi kaçırdıklarını da asla bilemeyecekler. Uzun zamandır göz ucuyla baktığım dizilerde öyle kötü oyunculuklara rastlıyordum ki "İz"in oyuncu ekibi âdeta gözlerimin pasını sildiler. Bilhassa travesti Sevengül'ü canlandıran Okan Urun o kadar başarılıydı ki arkadaşım başta oyuncuyu gerçekten travesti zannetti. Zaten Urun o kadar Sevengül olmuştu ki tüm ekip seyirciyi selamlamak üzere sahneye geldiğinde, oyuncu hâlâ rolünün etkisindeydi.

Her şey bir çırpıda ve tek perdede yaşandı... Yerimizden kalktık, yavaşça merdivenlerden iniyorduk. Kulaklarımda Sevengül'ün oyunun sonunda söylediği "Dışarıda güzel bir hayat var ve ben onu bulacağım" sözü vardı. Eleni'yi, Markiz'i, Ahmet'i, Turgut Usta'yı, Sevengül'ü ve Rüzgar'ı uğurladık. Dışarıya çıktık, hayata karıştık...

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com