, , , , ,

RÜZGÂR GİBİ GELDİ GEÇTİ: CATS MÜZİKALİ

Perşembe, Şubat 06, 2014

Cats Müzikali'nin habercisi afişler uzun zamandır İstanbul'un her bir köşesini çarşaf çarşaf kaplıyordu.

İlk olarak 1981'de Londra'da sergilenen, Grammy kazanan, Broadway'de tozu dumana katan, bugüne kadar 300'ü aşkın şehirde 50 milyondan fazla seyirciye ulaşmış bir oyun söz konusu olunca, e üstüne bir de ayağımıza kadar gelmişken gitmemek doğrusu çok ayıp olurdu.

Cats'e gerçekten müthiş bir ilgi var. Öyle ki biletler çok kısa süre içerisinde tükenmiş. Düşünün ki 21 Ocak'ta sahnelenmeye başlayan müzikale 2 Şubat için yer bulabildik. 'Parasıyla değil mi?' diye düşünmeyin; çünkü birinci kategoride bile iki kişilik yer bulabilmek neredeyse imkânsızdı. Bu yoğun ilgi ve bilet bulma telaşı bile beni çok mutlu etti. Neticede hafta sonları günde iki defa ve hafta içi her akşam sahnelenen bir gösteriden bahsediyoruz. Biz bu bilet bulamama sendromunu bir tek Tarkan'da yaşıyorduk. :)

Zorlu Center PSM'nin daha önce Drama Sahnesi'nde bir konsere gitmiştim fakat methini sık sık duyduğum Ana Tiyatro Sahnesi'ni hiç yakından görmemiştim. Müthiş bir kalabalık, yoğun bir ilgi, özel bir seyirci... Cats Müzikali'ne gelen seyirciler için aklıma gelen ilk tanım bunlar. Gerçekten artık İstanbul'da da 'müzikal izleyicisi' diye bir kitle var. Buna tanık olmak ve bunun bir parçası olmak son derece güzel. Broadway'in müzikallerine bakıp bakıp iç geçirdiğimiz ama kanlı canlı izleyemediğimiz o zamanlar çok da uzak sayılmaz. Bugün İstanbul'da böyle bir müzikal seyredebiliyorsak, gerçekten bu bizim için büyük bir gelişmedir.

Cats hakkında detaylı bilgi sahibi olmadığım için tam olarak nasıl bir şeyle karşılaşacağım konusunda pek bir fikre sahip değildim. Tek hazırlığım, Ayşe Arman'ın Cats Müzikali'nin yönetmeniyle yaptığı röportajı okumaktı. Röportajda dikkatimi çeken, Türk izleyicilerinin müzikali aralarda alkışlamamasının ekip tarafından oyunun beğenilmediği olarak algılanmasıydı. Tabii bizim beğenmediğimizden değil de akışı bozmamak için her fırsatta alkışlamadığımızı eminim ki Ayşe Arman güzelce izah etmiştir. :)


Doğruyu söylemek gerekirse, müzikalin ilk bölümü benim için alışmak ve olayı çözmekle geçti. Çok etkilenmedim, çabuk ısınamadım ama dekor, oynayanlar, kostümler ve atmosfer harikaydı. Kısa bir aranın ardından başlayan ikinci bölüm en azından benim açımdan çok daha güzel ve keyifliydi. Koreografi, dansçılar, şarkılar, vokaller, ışık... Her şey mükemmeldi. İnsanüstü bir çaba, olağanüstü bir çalışma ve sınırsız bir yaratıcılık varken etkilenmemek işten bile değildi doğrusu. Güzellik yarışmaları dışında uzun süredir tabir-i caizse bu kadar 'taş gibi' fiziğe sahip insanı bir arada görmemiştim. 'Bu kadınlar, bu adamlar ne yiyip içiyorlar ya da bir şey yiyip içiyorlar mı?' gibi soruları az sormadım değil. Tabii onları seyredip büyülenirken bir yandan da Pringles yemem ve göbeğimi içime çekmem biraz ironikti. :) Zaten her gün bu oyunu sahneleseler, ömür boyu spor yapmalarına gerek kalmaz. Bu nasıl bir disiplin, nasıl bir çalışma azmi ve nasıl bir iradedir; gerçekten pes dememek mümkün değil!

Oyun bittiğinde hepimiz ayaktaydık ve el çırpıyorduk. Oyun aralarında da biriktirdiğimiz alkışlarımızı sahiplerine veriyorduk... Bence bir büyük alkışı da bizi dünyaca ünlü bir müzikalle buluşturduğu için Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi hak ediyor. Bu arada, yasak olduğu için oyunda fotoğraf çekilemiyor. Anlayacağınız o ki ne göstermek ne de anlatmak yetiyor. Gidip yerinde görmek, yaşamak, tanık olmam lazım. Öbür türlüsü hava cıva.

Yazımı arkadaşımın Cats'i tek cümleyle özetlediği yorumuyla bitiriyorum: Başarı ter kokar...

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

1 yorum

  1. Gidemedik ama sayenizde gitmiş gibi olduk.
    Kalemine sağlık...

    YanıtlaSil

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com