, , , , ,

ALİ POYRAZOĞLU İLE FARK YARATTIK

Çarşamba, Şubat 26, 2014

Hürriyet Bumerang'ın blog yazarları için düzenlediği deneyim günlerine zaman zaman katılıyorum ve bu etkinliklerden müthiş keyif alıyorum. Bir nevi kendi gazetesini yaratmış olan bağımsız yazarlarla bir araya gelmek, fikir alışverişi yapmak ve yeni deneyimler kazanmak beni çok mutlu ediyor.

Geçtiğimiz hafta mail kutumda "Ali Poyrazoğlu'yla Fark Yaratmaya Hazır mısınız?" başlığını gördüğümde oldukça heyecanlandım. Bu heyecanın sebebi fark yaratacak olmak değil, zamanın bende yaratmış olduğu farklılıkları gözlemleyecek olmaktı. 2009 yılında -henüz 20. yaşıma bile girmemişken- medya sektöründeki çalışma hayatıma Kanal D ekranlarında yayımlanması planlanan "Kim Bunlar?" isimli programda stajyer olarak başlamıştım. "Kim Bunlar?" Ali Poyrazoğlu'nun programıydı. Aradan beş yıl geçmişti ama geçen birkaç yıl değildi, sanki birkaç ömürdü. Hani eski bir dostunu çok uzun süre görmezsin de bir gün bir yerde karşılaşırsın... Onunla konuşurken geçmişe gider, kendinle yüzleşir ve ne kadar değiştiğini fark edersin... Bu etkinlik de aslında benim için bir tür yüzleşmeydi.

Borusan Oto Dolmabahçe'de 20 blog yazarı dün akşam etkinlik için bir araya geldik. Hürriyet Bumerang'ın blog yazarları olarak, her gittiğimiz yerde olduğu gibi burada da büyük bir misafirperverlikle karşılandık. Bir süre devam eden bekleyişimizin ardından çıkageldi Poyrazoğlu. 'Blog yazarı bunlar, anarşist hepsi' diyerek hepimizi kahkahaya boğdu.

Borusan Oto'nun salonunda yerimizi aldık. Ali Poyrazoğlu kulisten geldi. Hepimizin sırayla mesleğini söylemesini istedi. Kısa bir tanışma faslının ardından hepimiz fark yaratmaya hazırdık. Ayağa kalktık ve ilk olarak nefes alıp vermeye başladık. Bu bir tür egzersizdi ve meditasyon gibiydi. Birbirini tanımayan 20 insan, gözlerimizi kapattık ve doğru nefes alıp vermeye odaklandık. Nefes alıp vermeyi bilmeyen birey fark yaratamazdı, doğru nefes alıp vermek işin ilk kuralıydı.


"Bugünün Farklılıkları Yarının Standartları"

Poyrazoğlu, konuşmasında "Bugünün farklılıkları yarının standartları" dedi. Farklı olmak demek, geleceği önceden görebilmek ve bugüne taşıyabilmekti. Yarın geldiğinde 'bugün' çoktan 'düne' karışacak ve o farklılık artık bir hayat standartı olacaktı. Gelişmelere her zaman açık olmak, onları kavramak ama bunun yanında da sorgulamadan kabul etmemek gerekiyordu.

Zaman zaman Poyrazoğlu'nu dinlemekte zorlandım. Sonuçta karşımızda beyni çok hızlı çalışan, çok hızlı düşünen ve buna istinaden de hızlı ve uzun soluklu cümlelerle konuşan biri vardı. Fikirler, düşünceler havada uçuşuyordu. Bir yandan Poyrazoğlu'nun söylediklerini dinliyor, bir yandan da kafamda uçuşan onlarca fikri yakalamaya çalışıyordum.

Ali Poyrazoğlu, öğrencilik yıllarında Cenevre'deyken bir markette çalıştığından bahsetti: "Meyve reyonunda iki kişiydik. Rakibim Yunanlı bir çocuktu. Aramızda müthiş bir rekabet vardı. Ben meyvelerimi parlatırdım, düzenli bir şekilde dizerdim, çiçeklerle süslerdim. Yani fark yaratırdım. Bu yüzden benim müşterilerim her zaman daha fazlaydı." ve devam etti: "Hangi işi yaparsan yap, farklı olmak istiyorsan fark yaratacaksın. Manavsan, fark yaratan manav olacaksın."

Sanatçı, tiyatrosunda yer alan ve ilk oyununa çıkacak gençlere hep bir anahtarlık hediye ettiğini söyledi: "Ben onlara anahtarlığı veriyorum, anahtarı değil. Onlar zamanla anahtarları bulacaklar ve o anahtarlığa takacaklar."

Poyrazoğlu'na göre yetenek diye bir şey yok. Herkes sanatçı olarak doğuyor ama sistem hep farklılığın, fark yaratanın karşısında duruyor. Çocukken 'Başımıza icat çıkarma' diye kızılan çocuklardan sistem bir süre sonra icat çıkarmalarını istiyor.

Etkinliğe, konuşulanlara, Poyrazoğlu'na dair yazacak ve anlatacak daha çok şey var... Karşımızda bir deha var. Beş yıl önce biraz korktuğum Poyrazoğlu'na bu defa sadece hayranlıkla bakıyorum. Hâlâ karşısında öğrenciyim, hâlâ stajyerim. Poyrazoğlu kendi farklılığını özümsemiş, yarattığı farkları bir hayat standartı hâline getirmiş. Hâlâ çok çalışıyor, hep çalışıyor. Dünya sürekli değişiyor. Hiçbir şey aynı kalmıyor. Bu yüzden fark yaratmanın sonu yok. Bugünün farklılığı yarının sıradanlığı oluyor.


Fark yaratma üzerine gerçekleşen bu etkinlikten ayrılırken, içimdeki 'farklı'yı sıradanlığın kılıfına uydurmaya çalıştığımı fark ettim. Aslında farklı olmak için özel bir çabanın gerekmediğini, insanın zaten 'kendi' olabilmeyi başardığında en büyük farkı yarattığını ve en büyük başarının da insanın kendini gerçekleştirebilmesi olduğunu düşündüm. Kilitli tuttuğum kapıları tek tek açtım, odaları havalandırdım. Anahtarları kapılardan çıkardım, tek tek anahtarlığıma taktım. Acaba bundan beş yıl sonra nerede olacaktım? Belki yine Poyrazoğlu'yla karşılaşıp, beş yılın bende yarattığı farklılıkları anlayacaktım. Kim bilir... Yol uzun, hayat kısa...

Fark mı yaratmak istiyorsun? Çok çalış, daha çok çalış, hep çalış ama bir başkası olmaya çalışma...

Bugün kendim olmaya biraz daha yaklaştım.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

2 yorum

  1. gelmiş kadar oldum, etkinliği güzel özetlemişsin:)

    YanıtlaSil
  2. benim aklımda kalanları yazmışsın Cem, tebrikler ;)

    YanıtlaSil

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com