,

GİDEN SEVGİLİNİN ARDINDAN

Perşembe, Ocak 23, 2014

Baştan açık açık konuşayım: Her şeyin açık ve göz önünde yaşanmasına karşıyım.

Teşhirciliğin hiçbir türlüsünü sevmiyorum, özellikle de söz konusu ilişkilerse... Artık ilişkiler de bildiğiniz üzere çarşaf çarşaf sergileniyor.

Birbirine her fırsatta sosyal medya üzerinden sürekli iltifat eden çiftler, yaşadıkları her anı kare kare fotoğraflayan ve 'illa' bizle paylaşan sevgililer... Her birinin altında aslında "Biz çok mutluyuz, tamam mı?" yazıyor. Tüm bunların hepsi biz mesajı alalım diye; çünkü günümüzde başkaları tarafından bilinmeyen anılarımızı yaşanmış sayamıyoruz. Mutluluğumuzu şık bir kostüm gibi üzerimizde taşımak yerine, sahte tebessümlerimizi insanların gözüne gözüne sokuyoruz. Ben insanların bu sürekli poz verme hâllerinden gerçekten çok büyük rahatsızlık duyuyorum. Oyumu doğal gülüşlerden yana kullanıyorum.

Beş parmağın beşi de bir mi? Mutluluk kadar mutsuzluk da yaşamın bir parçası değil mi? Her şey insanlar için. Hem bence mutluluk da mutsuzluk da anlık duygular. Bu yüzden sürekli "Çok mutluyum, mutluyuz" edasındaki insanları sahici bulmuyorum; çünkü mutluluğun teşhiri olmaz. İçtendir o, doğaldır, doğalıdır insanın. Nispet kaygısı taşıyarak paylaşılan mutlulukların altında çok derin mutsuzluklar olduğuna inanıyorum...

Tabii bir de sadece mutluluklarını değil, kaoslarını ve kavgalarını da gözler önünde yaşayanlar var. Birbirine demediğini bırakmayan, düşmanın düşmana yapmayacağını yapan ve sonra tüm bu kepazeliklere rağmen "Birbirimizi çok seviyoruz" cümlesinin altına sığınmaya çalışanlar...

Bu insanların hepsinin ortak bir noktası var: Hiçbirinin hayatında gerçek bir başarısı, dikili bir ağacı, bahçesine ektiği tohumları yok. Bu yüzden de farkında olmadan yaşadığı ilişkiyi bir gövde gösterisine dönüştürüyorlar. Bir yerden sonra varı yoğu o ilişkisi oluyor; çünkü bir meşgalesi yok, hedefi yok, amacı yok. En büyük ideali evlenmek. Bir birey olarak kendini tamamlayamayan insan hep bir başkasında kendini tamamlamaya çalışıyor ya da bu tür kişiler hep geçmişte terk edilmiş, aldatılmış insanlardan çıkıyor. Belki de içten içe bir önceki ilişkisinde başarısız olduğunu düşünen insanlar, yeni bir ilişkiye başlarken geçmişin verdiği öfkeyle sürekli misilleme yapmaya çalışıyorlar. Yani yeni aşkta mutluluk değil de öncekinden kalan hırsın yoğunluğu daha fazla. "Bak, işte ben mutluyum, seni çoktan unuttum" tadındaki cümleler bile aslında gidenin ya da terk edilenin unutulmadığının bir yansıması...

İnsanın zihniyeti de yüreği de değişmediği sürece sonuç hep aynı: Hüsran. Mesela çevremde sürekli erkeklerden şikâyet eden kızlar görüyorum. "Doğru düzgün adam kalmadı", "Hiç mi iyi bir adam yok?" gibi cümleler kuran ve suçu hep karşı tarafa atan bu kızlara "Herkes yanlış da bir sen mi doğrusun?" diye de sormak istemiyor değilim; çünkü başkalarını suçlamak en kolayı.

Havasından cakasından geçilmeyen bu mutlu çiftler ayrıldıklarında gelin de kıyameti siz görün. Daha üç gün öncesine kadar birbirini yere göğe koyamayan âşıklar, gün geliyor karşı tarafın kirli çamaşırlarını ortaya döküyorlar. Evet, onlar artık karşı taraflar. Ne yazık ki iki tarafa dönüşen ve karşıdan karşıya geçen sevgililer giderken köprüleri de yakıyorlar. Dünü unutarak, saygıyı sevgiyi yitirerek, edebe adaba hiç dokunmayarak, geçmişi yaşanmamış sayarak... Netice olarak, bize önceden gösterilenlerin sahteliği ortaya çıkmış oluyor ve böylece insan sadece sevgilisini değil, insanların tarafına duyduğu saygıyı da yitiriyor.

Tabii ki biten bir birlikteliğin ardından üzülmek, öfkelenmek, acı çekmek kadar doğal ne olabilir ya da birkaç kırgınlık cümlesi kurmak, birkaç hüzünlü şarkı paylaşmak kadar? Bu duyguları da yaşamak lazım ama çirkinleşmeden, düşmana dönüşmeden, kalbinle çelişmeden. Her şeyin bir dozu olmalı. İnsan yaşadıklarını biraz da kendine saklamalı. Aşk dediğin bir parça da sterilize yaşanmalı. Herkes her şeyi bilmemeli, duymamalı. İlişkinin özeli, aşkın mahremiyeti korunmalı. Diğer türlüsü olunca, maalesef insan koca bir zavallı...

Bu defa kendimden değil, gördüklerimden beslendim. Diğer yazdıklarım gibi bu da bir yerlere ulaşsın istedim.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com