, , , , , , ,

HÜRRİYET AİLESİYLE İYİ İÇERİK ATÖLYESİNDE BULUŞTUK

Pazar, Aralık 08, 2013

2011'den bu yana düzenlenen ve bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Hürriyet Bumerang Ödülleri kapsamında 5 Aralık günü Hilton Convention Center'da "İyi İçerik Atölyesi" düzenlendi. Ben de 2013 Bumerang Ödülleri finalisti olduğum için davetliler arasındaydım ve etkinliğe katıldım.

5 Aralık'ın perşembe değil de cuma gününe geldiğini sandığım için biraz gafil avlandım. Apar topar işlerimi bitirip, soluğu Harbiye'de aldım. Özellikle katılımcı kadınların oldukça özendiği etkinliğe kapüşonlu sweatshirt ile katılmak zorunda kalmam pek hoşuma gitmese de "Mesele görünüş değil, içerik" diyerek kendimi teselli ettim.

Bumerang, Türkiye'de blogları aynı çatı altında toplayan tek kuruluş olma özelliğine sahip. Ben de 2013 yılının başından beri Bumerang'ın binlerce üyesinden biriyim. Bu yılki ödülleri topa tutsam da Bumerang'ın blog yazarlarına verdiği değer ve gösterdiği ilgi de bir gerçek. Bu tür etkinlikler düzenlediği ve blog yazarlarını bir araya getirdiği için Bumerang yetkililerini tebrik ediyorum.

Nasıl daha iyi içerikler üretilebileceği, blogların nasıl daha geniş kitlelere ulaşabileceği konusunda bilgiler vermek amacıyla düzenlenen "İyi İçerik Atölyesi", Boomads Genel Müdürü Onur Kabadayı'nın konuşmasıyla başladı. Boomads, Hürriyet çatısındaki bir reklam kuruluşu ve Bumerang'la entegre bir şekilde hizmet veriyor. Kabadayı, 2013 yılını "içerik pazarlama yılı" olarak tanımladı ve bugüne kadar toplam 250 milyon blogun açıldığını açıkladı. Bir süre önce Almanya'ya taşınan ve orada kurulan Boomads'in çalışmalarını hızlandırdıklarını ifade eden genç girişimci, yakın zamanda Boomads'in Hollanda'da da faaliyet göstereceğini müjdeledi. Blog dünyasında pazarlamanın hızla arttığını ve ABD'deki firmaların bütçelerinin yaklaşık %90'ını içerik pazarlamasına ayırdıklarını vurguladı.

Bu sunumun ardından sahneye çıkan konuşmacı Juliane Grunwaldt ise Türk blog yazarlarına Almanya'daki blog ekosisteminden bahsetti ve önemli detaylar verdi. Boomads' ile Bild Digital işbirliği sonucunda BlogStars adlı bir sistem kurduklarını ve nasıl yol aldıklarını anlatan Grunwaldt, Almanya'daki sistemde yer alan blogların %13'lük bir kısmının aylık gelirinin 1000 € üzerinde olduğunu belirtti. Söz konusu rakamlar Türkiye'deki rakamlara göre oldukça yüksek. Hoş, ben blogların ticarethane gibi hizmet vermesinden yana değilim. Blogların bir billboard değil, gazete ya da köşe işlevi görmesi gerektiğini düşünüyorum ama tabii denge kurulduğu takdirde blogların markalarla işbirliği yapmasına da sıcak bakıyorum.

Vatandaş Gazeteciliği ve Yeni Medya Düzenine Bakış Paneli'ndeki konuşmacılardan Emre Oral, gündemin nabzının sosyal medyada attığını ve bu mecralarda öne çıkan haberleri de inceleyerek gazeteyi baskıya verdiklerini ifade etti. Bülent Mumay ise internetin yaygınlaşmasıyla ilk başta habercilik dünyasında karışıklıklar yaşandığını belirtti. Sosyal medya kullanıcılarını "muhabir" değil de "muhbir" olarak nitelendirdiklerini belirten Mumay, blog yazarlarının ilerleyen zamanlarda muhakkak iş ortakları arasında yer alacağını düşündüğünü sözlerine ekledi.

Konuşmasına oldukça iyi hazırlandığı her hâlinden belli olan Ceyhun Yılmaz, her yeni teknolojinin bir öncekini korkuttuğuna değindi ve radyo icat edildiğinde gazetelerin büyük endişe yaşadıklarından bahsetti. İnternete ve çağa entegre olmayan hiçbir kuruluşun varlığını sürdüremeyeceğini söyleyen Yılmaz, blog yazarlarını da "efendisi olmayan samuray"a benzetti.
Ayşe Arman'la fotoğrafımı çeken blog yazarı Ahmet Emin Şensoy'a (Rahat Yazar) teşekkürler...
Etkinliğin en çok beklediğim ismi ise Ayşe Arman'dı. Ayşe Arman, Deniz Berdan gibi başarılı isimler sosyal medyayı nasıl kullandıklarını ve bu mecralarda neler yaptıklarını anlattılar. Panelde adı yazan Ertuğrul Özkök etkinliğe katılmazken, ağır derecede grip olmasına karşın Ayşe Arman koltukta yerini aldı. Daha sonra gribini bana da bulaştırdı. :)

"Mesleğime başladığım ilk yıllarda beni teşhircilikle suçlayanlar olmuştu. Şimdi herkes sosyal medya teşhircisi oldu" diyerek açıklamalarına başlayan Arman hem güldürdü hem de düşündürdü. Twitter'ı bir manav olarak tanımlayan yazar, herkesin ürünlerini parlatarak sergilediğini söyledi. Yeni gözdesinin Instagram olduğunu da ekleyen gazeteci, yazıyla fotoğrafı orada birleştirebildiğinden ve bunun çok hoşuna gittiğinden bahsetti. Sosyal medyayı "sıfır strateji"yle kullandığını da ekledi. Twitter üzerinden saldırgan tutum gösteren insanların kendisine "değmediğini", bu tür şeyleri hiç önemsemediğini belirtti.

Deniz Berdan ise ilk başta blog yazarak yer aldığı sosyal medyayı artık işlerinin yoğunluğundan dolayı aktif olarak kullanamadığını, ağırlıklı olarak işiyle ilgili bilgileri paylaştığını söyledi. Bu arada, Deniz Berdan fotoğraflarlarda ve televizyonda göründüğünden daha uzun ve güzel. Bu bilgiyi de vermeden geçmek istemedim.

2013'ün "İyi İçerik Atölyesi"nde beni en çok etkileyen konuşmayı Ayşe Arman yaptı. Samimiyeti, içtenliği, sözünü sakınmayışı, "dilinin ayarsızlığı" ve gençlerle yakınlığı muhteşemdi. Söyledikleri ve kendi de en az yazdıkları kadar güzeldi. Başarıyla egonun kesinlikle ters orantılı olduğundan bir kez daha emin oldum.

Sonuçları protesto ettiğim için ödül törenine katılmasam da blog yazarlarıyla kendi alanındaki uzman kişileri bir araya getiren ve misafirlerini en iyi şekilde ağırlayan Bumerang'a teşekkür ediyorum. Bu güzel etkinliklerin devamını bekliyorum.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com