,

GÜLE GÜLE FOURSQUARE!

Salı, Aralık 17, 2013

Hayatımızda edindiği yeri ve görevi bir türlü anlamlandıramadığım bazı şeyler var. Mesela, neden peçete bittiğinde insanlar ağızlarını ya da gözyaşlarını tuvalet kâğıdıyla siler? Çok daha muhtelif amaçlar doğrultusunda kullanılan tuvalet kâğıdının böyle kutsal olaylara alet edilmesi bir beni mi rahatsız etmektedir? Lütfen ateistler bunu da açıklasın.

Bu "mesela"lardan biri de Foursquare. Akıllı telefonlar hayatımıza girdi gireli, aklımızı pek de kullanmaya yeltenmez olduk. Bir sürü sosyal medya hesabı açarken kendimizi ve gerçeklerimizi unutup, sil baştan bir sosyal medya karakteri yarattık kendimize. Benim tam olarak hissettiklerim ve gözlemlediklerim böyle. Hepimiz muhteşemiz, 7/24 iki dirhem bir çekirdeğiz, süper lezzetli yemekler yiyoruz, spor yapmak yaşamımızın doğal bir parçası, yattığımızda bile saçımız bozulmuyor, paralar asla suyunu çekmiyor... Kuzenim bu tür insanlara "Banka kredisi sosyetesi" diyor.

1999'dan bu yana internet kullanan biri olarak, bugün geldiğimiz noktadan dolayı hayretler içerisindeyim ve bu dejenerasyona da alışmak niyetinde değilim. Bir şeyin herkes tarafından kabul görmesi ve tercih edilmesi, onun doğru olduğu anlamına gelmiyor. Benim çocukluğumda "Ayıp", "Yakışık almaz, "Günah" gibi bazı kavramlar vardı. Mesela, babam bana çok güzel bir ayakkabı aldığında, olur da okuldan bir arkadaşım sorarsa fiyat vermememi ya da gerçek fiyatını söylemememi isterdi. Para karşılığında alınan hizmetleri anlatmak, duyurmak sonradan görmelikti. Herkesin hayatı kendineydi. Bugün geldiğimiz noktada ise neredeyse herkes teşhirci. "Sosyal paylaşım" adı altında yapılan dikizciliğin ve teşhirciliğin ipinin ucu çoktan kaçmış durumda. Bu yüzden etrafta görünüş itibariyle gayet iyi ama kurduğu beşinci cümlede insana içten "Hayatta başarıııllaaarrr!" dedirten insanlar dolu. Ortalık illüzyondan geçilmiyor. Paketlerin içi hava dolu. Bir iğne batsa, hepsi patlayacak.



Kime ne benim nerede olduğumdan, bana ne kimin nerede olduğundan... Biz ki annesine babasına, sevgilisine bile hesap vermeye yanaşmayan, prostest ruhlu gençlik; Foursquare'e paşa paşa anı anına hesap veriyoruz. Daha mekânın kapısından girmeyegörelim, check-in'i patlatıyoruz. Ben şu check-in olayını bir tek uçak bileti işlemlerimde seviyorum. Bu ikinci hesabımdı ama bir türlü alışamıyorum. Etiketin, etiketlemenin, etiketlenmenin hiçbir türlüsünü sevmiyorum.

"Neredesin?" sorusunun cevabını sadece seçtiğim ve benim için özel insanların bilmesini istiyorum. Foursquare'e ve iflah olmaz kullanıcılarına hayatta başarılar diliyorum.


"Havalı görüneceğim" diye diye her şeyimizi ortaya dökmeyelim, aman ha üşütmeyelim. Lütfen biraz izin verin de azıcık sizi merak edelim. Hem mayor olmak dediğin nedir ki gülüm... Önemli olan kendi hayatının "mayor"u olabilmek...


Check-in'iniz bol olsun.


BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

2 yorum

  1. Hay ağzına sağlık, sen demeseydin ben diyecektim...

    YanıtlaSil
  2. AGZINA SAGLIK NE GÜZEL ANLATMIŞSIN BENİMDE DİLKELERİMİ

    YanıtlaSil

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com