, , , ,

ÇAĞAN IRMAK GELDİ, BİR HİKÂYE ANLATTI VE BİZ TAMAMLANDIK

Cuma, Aralık 06, 2013

Daha geçtiğimiz pazar Tamam Mıyız?'a gitmiş ve film hakkında bir yazı yazarak düşüncelerimden bahsetmiştim. Oyuncuların harika oyunculuklarından ve bilhassa Çağan Irmak'tan...

Filme beraber gittiğim arkadaşım çarşamba günü aradı ve saat 21.00'da Çağan Irmak'la oyuncuların izleyicilerle birlikte filmi beraber izleyeceklerini söyledi. Haberi alır almaz Atlas Sineması'nı arayarak bilet kalıp kalmadığını sordum. Gişedeki kadın "Akşam geldiğinizde bilet bulabilirsiniz" deyince tabii bir mutlu oldum, bir mutlu oldum...

Yolu(nu) Taksim'e düş(ür)en, yıllar yılı İstiklâl'i yürüyen hemen hemen herkesin Atlas Sineması'nda kestirdiği bir çift bilet vardır. Tüm bunların ötesinde Issız Adam'ı izleyen hemen hemen herkes Atlas'ta geçen o son sahnede bir hayli duygulanmıştır ve sinemanın önünden geçerken o görüntüler gözünde canlanmıştır.

Bu defa Çağan Irmak için oradaydık. Müthiş bir kalabalık, yoğun bir ilgi, heyecanlı bekleyiş... Salona girdik, koltuklarda yerimizi aldık. Çağan Irmak bu defa sahneye çıkıp kısa bir konuşma yaptı. "Artık sokağa çıkmamız gerekiyor. Biz aslında sizden aldığımız güçle bu filmleri yapıyoruz" dedi. Seyircisiyle arasında mesafe olmayan, sözünü sakınmayan, hafif mahçup bir adam vardı karşımızda. Dolu başaklar eğilirmiş ya, işte öyle... Daha çok sevdim Irmak'ı bu hâllerini gördükçe. Başarı ve kibir arasında kesinlikle ters orantı var.
Seyircilerden Özlem Hanım'ın yaptığı mercimek köftesi çok lezzetliydi. Ellerinize sağlık Özlem Hanım. :)
Salon karardı. Film başladı... ve bitti. İlk izlediğimde zaman bu kadar hızlı geçmemişti. Tamam Mıyız?'ı ikinci defa izlememe rağmen hiç sıkılmadım. İlkinde hayran kaldığım her şeye tekrar hayran kaldım. Altını çizdiklerimin yine altını çizdim, bu defa kalın kalın. Filmin sonunda konuşmak isteyenler tek tek söz aldılar. Sıra bana geldi.

Espriyle karışık "Ben de buradaki birçok arkadaşımız gibi sinema okudum ama bu filmi izledikten sonra kesinlikle yönetmen olmamaya karar verdim" dedim. Salondakiler güldüler. "Siz benim ve benim gibi birçok insanın anlatmak istediklerini bizim yerimize zaten büyük başarıyla anlatıyorsunuz. Sizi, Deniz Celiloğlu ve Aras Bulut'u ve diğer tüm oyuncuları tebrik ediyorum. Bugüne kadar hayatımda iki filmi sinemada iki defa izledim. İlki 2008 yılında Issız Adam'dı. Beş yıl sonra bugün yine bir filmi ikinci defa izledim, yine sizin bir filminizi ve bu defa sizinle. Bu çok güzel bir tesadüf" dedim. Aslına bakarsanız, bu bir tesadüf değil. Daha birkaç gün öncesinde Çağan Irmak'ı sosyal medyada aramış ama bulamamıştım. Bugün ise Çağan Irmak'la karşı karşıyaydım.

Seyircilerin konuşmaları kimi zaman güldürdü, kimi zamansa duygulandırdı. Bazılarının filmle örtüşen hayat hikâyeleri vardı. Bunun birlikte katılımcılardan biri espriyle "Sizi sevmiyorum; çünkü filmlerinizde hep ağlatıyorsunuz. Bize bunu yapmaya hakkınız yok" dedi. Çağan Irmak karşılık olarak "Seyirciyi hüzünlendirmekle mutsuz etmek aynı şeyler değil" dedi. Bu cümlesi de onun insanlara insan olduklarını hatırlatan, hiçbir sömürü yoluna başvurmadan insana dair olan duyguları gün yüzüne çıkaran sinemasının çok kısa bir özetiydi.Irmak'ın tıpkı sineması gibi seyircileri de sıcak, içten ve samimiydi.

Film yazıma eklemek üzere internette ne kadar arasam da filmin kaliteli bir afişini bulamıyordum ve hatta yapımcı firmaya arayıp bunu bildirmeyi düşünüyordum. Gecenin sonunda hem Çağan Irmak'la yan yana geldim hem de filmin afişini imzalattım. Anlayacağınız o ki bugünlerde evrenle ve çekim yasasıyla pek sıkı fıkıyım. :)

İyi ki varsın Çağan Irmak. Sen olmasaydın, dünya bir parça eksik kalırdı.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com