, , , , , , , ,

BİR FİLM İZLEDİM: TAMAM MIYIZ?

Salı, Aralık 03, 2013

2005 yılında Babam ve Oğlum'la yakaladığı gişe başarısını 2007 yapımı Ulak'la tekrarlayamasa da 2008'de Issız Adam ile tekrar yükselişe geçen ve büyük etki yaratan Çağan Irmak, sırasıyla 2009 yapımı Karanlıktakiler, 2010 yapımı Prensesin Uykusu ve 2011 yapımı Dedemin İnsanları ile sinema seyircisiyle buluşmuştu.

Daha vizyona girmeden güçlü bir reklam çalışmasıyla duyurulan ve şehrin dört bir yanında 'billboard'larda karşımıza çıkan Tamam Mıyız? hakkında -oyuncu kadrosu dışında- bir fikrim yoktu. Zaten bence sinemaya giderken, izleyeceğimiz film hakkında öyle çok da bilgi sahibi olmak doğru değil. Neticede hikâyeden ve film hakkında okuduklarından yola çıkarak tahminlerde bulunabiliyor insan ve filmin büyüsü bozulabiliyor. Ben de film vizyona girdikten iki gün sonra -pazar akşamı- arkadaşımla birlikte Tamam Mıyız?'a gittim. Salon kalabalık, filme seyircinin ilgisi yoğundu.

Babasıyla iletişimi ve ilişkisi zayıf olan, sonradan öğreneceğimiz sebeplerden dolayı babasının rest çektiği ve destek olmadığı Temmuz, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyor. Kendini sanata adamış, tasarım ve heykel çalışmaları yapıyor. Bir de Bull Terrier cinsi, dünya tatlısı dostu Chelsea var. Temmuz, hiç görmediğimiz ama hikâyenin başlarında sıkça duyduğumuz sevgilisi tarafından terk ediliyor. Bu terk ediliş onu zaten yakınında durduğu girdaba daha çok sürüklüyor. Temmuz'un bir de Beste isminde çok güzel, yakın bir kız arkadaşı var. Bir de telefonlarını bazen açmadığı annesi Nilgün...



Temmuz, arkadaşı Beste'yle bir gün sahildeyken tekerlekli sandalyede bir genci ve onu gezdiren annesini görüyor; İhsan ve Feride'yi. İhsan'ın birkaç zamandır rüyalarında gördüğü kişi olduğunu fark ederek yanlarına gidiyor ve onlarla konuşuyor. Bu konuşma ve tanışma faslıyla hikâyenin dinamiği de yükselmeye başlıyor. Bu esnada, İhsan'ın da rüyalarında Temmuz'u gördüğünü ona itiraf etmesi hikâyeyi daha ilginç kılıyor. Böylece film hayattaki bazı karşılaşmaların rastlantıdan ibaret olmadığını gözler önüne sererken, çekim yasası ve kader gibi kavramların da altını çiziyor.

Bütün oyuncular harika, bütün oyunculuklar muhteşem. Ben de öncelikli olarak bunun altını çizmek istiyorum. Deniz Celiloğlu, Temmuz karakterini başarıyla, hakkıyla canlandırmış. Oyuncunun bu rolle birlikte ilerleyen zamanlarda daha çok ön plana çıkacağını düşünüyorum. Her oyuncunun oynamak isteyeceği türden bir rolle karşımıza çıkan Aras Bulut İynemli, İhsan rolüyle oyunculuğunun üstüne bir şeyler daha koymayı başarmış. Konuşması, vurguları, mimikleriyle İynemli, İstanbul'un ücra köşesindeki yoksul bir mahallede doğup büyümüş İhsan'ı sahicilikle canlandırmış. Tekniğini tam olarak çözemedim ama oyuncunun plastik makyajı gerçekten büyük bir ustalıkla yapılmış. Oyuncuyu tanımayan biri bu hâliyle görse, İynemli'nin gerçekten kollarının ve bacaklarının olmadığına rahatlıkla inanır diye düşünüyorum. Özellikle akşam yemeği sahnesinde babasıyla tartışırken girdiği krizde tüylerim diken diken oldu, gözlerim doldu. Bu yıl izlediğim en iyi sahnelerden biriydi.



Kurtlar Vadisi'nin Memati'si Gürkan Uygun, nam-ı diğer Polat olan Necati Şaşmaz'dan farklı olarak dizinin dışına çıkmayı başararak, filmde üzerine düşeni eksiksiz yapmış. Bir kötü karakteri izlerken ondan nefret etmemiz, aslında o kişinin oyunculuk başarısıdır. Ben İsmail'den nefret ettim. Varın gerisini siz hesap edin. Keza fedakâr, cefakâr anne Feride karakterine hayat veren Zuhal Gencer Erkaya da zor rolünün üstesinden gelmiş.

Son zamanlarda yükselişe geçen ve kendinden sıkça söz ettiren Aslı Enver, Tamam Mıyız?'da da göz doldurmaya devam ediyor. Beste yan karakter olduğu için Aslı Enver filmde karşımıza çok çıkmıyor ama yer aldığı o kısa sahneleri güzelleştiriyor. Asıl altını çizmek istediğim isim ise Sumru Yavrucuk. Tamam Mıyız? ile bir kez daha görüyoruz ki Sumru Yavrucuk, Türkiye'nin en iyi kadın oyuncularından biri. Nilgün zaten karakter olarak güzel. Zeki, güçlü, onurlu, duygusal bir insan ve her şeyden önce anne. Filmde yan karakter olarak kalsa da bence Nilgün'ün üzerine bir senaryo bile yazılır. Öyle beğendim, öyle hayran kaldım, öyle sevdim.

Bütün karakterler gerçek, bütün yaşananlar mümkün, bütün gördüklerim tanıdık... Çağan Irmak, iyi bir senarist ve yönetmen olmanın yanı sıra toplumun dinamiklerini çok iyi bilen, yaşadığı coğrafyayı gözlemleyebilen ve anlayabilen, yükseldikçe toplumuna yabancılaşmak yerine toplumuna daha da yakın durabilen bir sanatçı. Geçmişten günümüze imza attığı bütün filmleri için bunu söylemek mümkün ama bu Irmak bu defa gerçekten çok cesur davranmış ve deyim yerindeyse "Mesajım anlayana" demiş. Filmin sonundaki "Arkadaşlarıma adanmıştır" cümlesi en az film kadar beni ve arkadaşımı duygulandırdı. İki "farklı" insanı ve aileyi buluşturduğu filmiyle Irmak hikâyeyi âdeta zekâsıyla ilmik ilmik örmüş. Filmin başlarında biraz tereddütlüydüm ancak film ilerledikçe bu tereddütlerim yerini tebriğe bıraktı. Tabii filmde eksik gördüğüm hususlar da yok değil. Örneğin, karakterlerin geçmişiyle ilgili fazla bilgi sahibi değiliz. Dolayısıyla bu durum da karakterlerin gözümüzde üç boyutlu bir hâle dönüşmesini zorlaştırabiliyor. Hikâye Temmuz ve İhsan'ı odak noktası olarak gördüğünden diğer karakterler izleyicinin gözünde flu kalabiliyor ama tüm bunlar Tamam Mıyız?'ın iyi bir film olduğunu ve misyonunu gerçekleştirdiği gerçeğinin yanında çok da mühim değil.

Tamam mıyız? Bence tamamız.


BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com