, , , , , ,

BİR FİLM İZLEDİM: LIBERACE (BEHIND THE CANDELABRA)

Cumartesi, Kasım 23, 2013

Ünlü yönetmen Steven Soderbergh'in sinemayı bırakacağını açıklamasının ardından "Büyük ihtimalle son filmim olacak" dediği ve 2011 yılından beri hazırlıkları devam eden Behind the Candelabra'nın çekimleri 2013 yılının ilk aylarında tamamlanmıştı. Scoot Thorson'ın kaleme aldığı ve otobiyografik bir kimlik taşıyan Behind the Candelabra: My Life With Liberace isimli kitabından uyarlanan film merakla beklense de Soderbergh, filmi finanse edebilecek bir film stüdyosu bulamamıştı. Yönetmen sonunda HBO ile anlaştı ve projenin televizyon filmi olarak çekilmesine karar verildi. Ayrıca film, geçtiğimiz yaz düzenlenen Cannes Film Festivali'nde gösterilmiş ve büyük ilgi çekmişti.

Peki Liberace kimdir? Polonyalı bir anne ile İtalyan bir babanın çocuğu olarak ABD’de dünyaya gelen Valentino Liberace daha küçük yaşlarda sahnelere çıkmaya başlamış, ilerleyen yıllarda kendine özgü giyim tarzı ve şovlarıyla dünya çapında ün kazanmış bir sanatçı. 70’li yıllarda Las Vegas’taki şovların vazgeçilmez ismi olan Liberace, 1987 yılında AIDS’e bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklar yüzünden hayatını kaybetmiş bir piyanist. Türkiye onu yakından tanımasa da dünya onu çok iyi tanıyor. Madonna, Lady Gaga gibi isimler bile ondan ilham alıyor ama onun tarzından esinlenenler içerisinde öyle bir isim var ki oldukça şaşırtıcı: Zeki Müren.

Bilinen odur ki 1950'li yıllarda dünya turnesine çıkan Zeki Müren, soluğu Las Vegas'ta almış ve piyanist-şantör Liberace'yi izlemiş. Sanat Güneşi, Liberace'ye hayran kalmış ve onun sahnesini, kostümlerini kendine örnek almış. 1995 yılında da bir kanalda tesadüfen Liberace'nin Las Vegas'taki müzesindeki çekimi izlemiş. Ertesi gün çekimi yapan televizyoncuyu aramış ve ona bu sırrını vermiş. Las Vegas'ta Liberace'den ne gördüyse, aynısını Türkiye'de yaptığını itiraf etmiş. Yıllarca Zeki Müren'in tarzının devrimciliğini, orijinalliğini konuşup durduk ama meğer Zeki Müren'imizin tarzı Liberace'nin Türkiye şubesiymiş. Zaten bu bilgiye oldukça şaşırmıştım, filmi izledikçe daha da şaşırdım. Liberace ile Zeki Müren arasında 7 fark bulabilene tebrikler!

Gelelim filme... Liberace, Michael Douglas'ın kanser tedavisinin ardından rol aldığı ilk film. Liberace rolü için "Hayatımda bir eşcinseli oynayacağım aklımın ucundan geçmezdi. İyileştiğimde bu rolü oynamaya karar verdim" şeklinde yaptığı açıklamalar, Douglas'ın bu rolü kabul etmesinin Tanrı'ya ve evrene bir şekilde teşekkürü olduğu çıkarımını yapmak mümkün.

Liberace, kesinlikle izlemeden ölmemeniz gereken filmlerden biri. Homofobikliğe yakın bir oyuncunun bir eşcinseli bu kadar başarılı olması gerçekten olağanüstü. Douglas, Liberace'yi oynamamış; âdeta Liberace olmuş. Mimikleri, el hareketleri, beden dili, ses tonuyla; tepeden tırnağa kusursuz. Aynı sözleri Matt Damon için de söylemek mümkün. İki Oscar'lı başrol arasındaki uyum, bütünlük tam anlamıyla muhteşem. Rollerine nasıl hazırlandıklarını bilmiyorum ama oyunculuk teknikleri harika. İşin bir güzel tarafı da oynadıkları karakterlere öylesine ruh katmışlar ki tekniğe dair hiçbir şey hissetmiyorsunuz. Hollywood'u bazen ne kadar eleştiriyor olsak da onlardan öğreneceğimiz çok şey var.

Kostümler, mekânlar da en az Liberace'nin kişiliği kadar renkli. Bir tv prodüksiyonu olmasına rağmen film oldukça şaşaalı. Otobiyografik bir kitaptan yola çıkılarak yazılan senaryo bize o ışıltılı ve ışıklı sanat dünyasının perde arkasını, gerçeklerini bir bir gösteriyor. Eşcinsel kimliğini reddeden Liberace'nin yaşadığı çarpık ilişkiler, ilerlemiş yaşına rağmen şöhreti ve zenginliğiyle elde ettiği yakışıklı erkekler, sahip olduğu birçok şeye rağmen yaşadığı tatminsizlikler günümüzdeki sanat dünyasını da aslında bir hayli yansıtıyor. Tüm bunlar film olarak Liberace'yi çarpıcı, gerçekçi ve iddialı kılıyor.

İhtişamla, gösterişle geçen filmin sonu da bir o kadar acıklı bitiyor. İzlemeyenler için sürprizi bozmak olmaz ama önyargılarından kurtulup, hikâyeyi özümseyenler için film son derece yerinde mesajlar sunuyor.

Liberace, benim bu yıl izlediklerim içerisinde en öne çıkanlardan biri oldu. Altını çize çize, üstüne basa basa bu filmi izlemenizi öneriyorum. İnanıyorum ki beni izlediğinizde çok daha iyi anlayacaksınız ve filme şapka çıkaracaksınız.


BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com