, , , , , , , ,

BİR FİLM İZLEDİM: BENİM DÜNYAM

Pazartesi, Kasım 11, 2013


Doğruyu söylemek gerekirse, uzun süredir beyaz perdede film izlememiştim. Konusunu bilmediğim -hikâyeden yola çıkarak filmi çözümlememek için konularını araştırmıyorum- ve 25 Ekim'de vizyona girmesini beklediğim Benim Dünyam'a gidecek zamanı yeni bulabildim. Dolayısıyla filmi izlemiş birçok kişi için bu geç kalınmış bir yazı olabilir.

Uğur Yücel'in yönetmenliğini üstlendiği ve Beren Saat'le başrollerini paylaştığı Benim Dünyam, iki yaşındayken geçirdiği amansız bir hastalık sebebiyle görme ve işitme yetilerini kaybeden Ela'nın başarı hikâyesini ve öğretmeni Mahir Hoca'yla olan ilişkisini çarpıcı bir biçimde anlatıyor. Afişte ve jenerikte de belirtildiği üzere Benim Dünyam, Hint filmi Black'ten uyarlama. Yaptığım kısa bir araştırmanın ardından Black'in de bir Hollywood filmi olan Miracle Worker'ın uyarlaması olduğu bilgisine ulaştım. Yani film, uyarlamanın uyarlaması.

Film başta hafif sallantıda gitse de her geçen dakika artan tansiyon ve güzel akış filmin lehine işledi. Konu itibariyle bıçak sırtı olmasına karşın filmde kesinlikle duygu sömürüsüne yer verilmemiş. Ben filmin hikâyesini ve uyarlamayı bu anlamda oldukça başarılı buldum. Hatta Black'in bazı sahnelerine göz attığımda ve Benim Dünyam'la kıyasladığımda bu durumdan emin oldum.

Beren Saat, Türkiye'nin son yıllardaki en yıldız kadın oyuncusu. İster dizi, ister reklam filmi projesi olsun; Saat yer aldığı her projede başarılı oldu. Bunun yanında oyuncunun sinemada henüz kendini tam olarak gösteremediğini de düşünüyordum. Bu anlamda Benim Dünyam, bence Beren Saat'in sinema oyunculuğundaki en büyük başarısı olmuş. Hem kör hem sağır biri olmak ve bunun gerçekliğini izleyiciye sorgulatmamak büyük bir başarı diye düşünüyorum.

Ela'nın çocukluğuna hayat veren Melis Mutluç'u defalarca tebrik etsem azdır. Yaşı ve rolü de hesaba katıldığında, Mutluç muhteşem bir performans sergilemiş. Hatta bir ara küçük oyuncunun gerçekten kör olup olmadığını bile düşündüm. Ela'yı izleyiciye tanıtması ve filmin ilk sahnelerinin yükünü taşıması açısından Melis Mutluç taşıdığı o büyük sorumluluğun altında ezilmemiş ve vazifesinin hakkını fazlasıyla vermiş.

Oyunculardan bu kadar övgüyle bahsetmişken, filmin bir diğer önemli oyuncusu ve aynı zamanda yönetmeni olan Uğur Yücel'i atlamak olmaz. Uğur Yücel'in oyunculuğuna ne denilebilir ki! Ben Mahir Hoca'yı çok sevdim. Her şeyden ve hatta kendinden bile vazgeçmiş bir adamın kör ve dilsiz bir çocuğun elinden tutması, onun karanlığına ışık yakması, o tarif edilemez ilişki, o mucizelerle dolu yolculuk... Aslında mucize dediğimiz her şey mümkün. Mahir Hoca da bu yüzden Ela'ya "imkânsız" kelimesini öğretmiyor...



Filmden çıkarken fark ettim ki 100 dakika boyunca gözüm bir kez olsun saatime gitmedi. Beni o denli aldı sürükledi. Kendi adıma Benim Dünyam'da bir bunalım hava değil, muhteşem bir başarı öyküsü gördüm. Tabii kişinin gördüğü nereden baktığıyla da oldukça ilgili. Bence sinemanın en güzel yanı da bu: Bize insan olduğumuzu hatırlatmak. Bizi duygulandırmak. Bizi uzak olduğumuz hayatlarda yolculuğa çıkarmak. Alabildiğimiz neyse, onu kendimize katmamızı sağlamak...

Filmle ilgili bazı eleştirilerim de var tabii ki. Örneğin, Ela'nın kız kardeşiyle olan ilişkisi bana biraz havada kalmış gibi geldi. Kız kardeşin şikâyetlenmelerinden, suratsızlığından bazı şeyleri sezebilsek de bu ikili ilişkinin anlatımı bana biraz eksik kalmış gibi geldi. Bununla beraber Ayça Bingöl'ü izlerken zaman zaman oyuncunun çok büyük oynadığı hissine kapıldım ve bu tiyatral havasından dolayı inandırıcılığını sorguladım. Bingöl izlemekten keyif aldığım ve başarılı bulduğum bir oyuncu ama bu filmde bence "olmazsa olmaz"lardan değil. Turgay Kantürk için de benzer cümleleri söyleyebilirim. Bununla beraber kız kardeş Ayla'yı oynayan Hazar Ergüçlü de rolünün hakkını fazlasıyla vermiş. Rolüne girdiği ve o yolda akıp gittiği oldukça belli. Ergüçlü'nün ilerleyen yıllarda güzel projelerde yer almaya devam edeceğini ve ses getireceğini düşünüyorum.

Film bir uyarlama olduğu için zaten olay örgüsü baştan sona işliyor ama bununla birlikte yaratılan atmosfer oldukça etkileyici. Sanat yönetimi ve kostümler için de övgüyle bahsetmek mümkün. Özellikle üniversite bahçesindeki kar sahnesi oldukça etkileyiciydi. Ela'nın O an neler hissettiğini anlayabilmek, açıklayabilmek belki mümkün değil ama seyirciye de çok farklı duygular hissettirdiği su götürmez bir gerçek. Ayrıca üniversite sahnelerinin benim de okulum olan Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsü'nde çekildiğini belirtmeliyim. Hoş, yakın geçmişte olsa da filmi izlerken okul yıllarıma şöyle bir gittim.

Beren Saat ve Uğur Yücel çok güzel bir kimya yakalamışlar. Zaten böyle muhteşem bir hikâyenin başarıyla aktarımı için bütün koşullar da elverişli. Gereği yerine getirilmiş. Bu özel ve tarif edilemez ilişki, bana otizmli olan kardeşimle Türkay Öğretmen arasındaki ilişkiyi hatırlattı. Hikâyeyi zaman zaman onlarla bağdaştırdım ve ayrıca duygulandım. Hele hele günümüzde bu tür ilişkilere imrenmemek işten değil. Anlaşmanın konuşmaktan, görmekten, işitmekten değil; dokunmaktan, hissetmekten geçtiğinin en güzel örneklerinden biriydi Ela ve Mahir Hoca'nın ilişkisi.

Vizyondakiler ve vizyona girecekler içerisinde son dönemin en iyi yerli filminin Benim Dünyam olduğunu düşünüyorum. Filmde emeği geçen herkesi kutluyorum. Muhakkak gidin, görün, izleyin. Bu tür güzel ilişkileri ve başarı hikâyelerini görmeye hepimizin ihtiyacı var.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com