, , , , , ,

FATİH'İN SEYİRCİYİ FETHETMESİ ZOR

Çarşamba, Ekim 02, 2013


Kanal D'nin yeni dizisi Fatih uzun zamandır konuşuluyor ve merakla bekleniyordu. Muhteşem Yüzyıl gibi bir örnek hâli hazırda mevcutken, her dönem dizisinin de pek tabii ki ister istemez onunla mukayese edilmesi kaçınılmaz oluyor. Yüzyıl'ın rüzgârından nemalanmak isteyen Bir Zamanlar Osmanlı: Kıyam'ın başarısızlığı ardından gördük ki hem öncü olması hem de prodüksiyon başarısından dolayı Muhteşem Yüzyıl'la aşık atmak hiç de kolay değil.

Bu sebeple tanıtımını ilk gördüğümden beri Fatih'e dair beklentilerimi yüksek tutmamaya çalıştım. Nitekim pazartesi akşamı ilk bölümüyle yayın hayatına başlayan dizi, gösterdiğim tutumun ne kadar haklı olduğunu gözler önüne serdi ve yüksek tutmamama rağmen Fatih yine de beklentilerimin altında kaldı.

Görüntüsünden ışığına, sanatından müziklerine kadar dizi bana oldukça vasat geldi. Dediğim gibi, bundan önce teknik, prodüksiyon, görsel, işitsel açıdan Muhteşem Yüzyıl'da zirveyi zaten görmüştük. Fatih'ten çıtaları biraz-cık daha yükseltmesini beklerdim ki bunun tam tersi ortaya çıkmış.

Dizinin bence bir başka zayıf noktası ise oyuncu kadrosu. Dizide televizyonculuk deyimiyle 'flaş' bir tek isim yok. Mehmet Akif Alakurt televizyona yakışan ve karizmaya sahip bir oyuncu fakat kesinlikle bir Süleyman değil. Keza Alakurt'un kendi sesini kullanmaması da gözüme çarpan bir diğer husus oldu. Tabii ki oyuncunun bir başka kişi tarafından seslendirilmesi son derece olağan ancak bana kalırsa, Alakurt için bu bir dezavantaja dönüşmüş. Fatih bir Süleyman kadar hisli ve etkileyici olamıyor, bu duyguları geçiremiyor.

Geçtiğimiz günlerde İlber Ortaylı, katıldığı bir tv programında Osmanlı dizileri hakkında çarpıcı açıklamalarda bulunmuş ve Türk senaristlerinin bu işi çocuk oyuncağı zannettiğini söylemişti. Maalesef Fatih'in senaryosu için de bu geçerli. Fatih ki Leonardo Da Vinci henüz Mona Lisa'yı resmetmemişken ondaki yeteneği görerek ressamı İstanbul'a davet eden, birçok yabancı dili konuşabilen, müthiş bir bilgi birikimine sahip bir cihan imparatoru iken böyle bir padişahın üzerine hikâye yazmak her babayiğidin harcı olmasa gerek diye düşünüyorum. Maalesef bizim Osmanlı dizileri tarihsel gerçekliklere ışık tutmak, kitleleri aydınlatmak yerine haremde dönen olaylar, kadınlar arasındaki kavgalar üzerinden işi kotarmaya bakıyor. Sonra da Hürrem mahallede, günlerde kadınların sohbet konusu oluyor. Daha ilk bölümden gördük ki Fatih'te de bu durum Muhteşem Yüzyıl'dan farksız. Gerçi bizim halk Batı'dan bize geçen bu tür entrikalara bayılır ama gelin görün ki bu da bayatladı.

'Muhteşem Yüzyıl'ı ve 'Muhteşem Süleyman'ı yaşamış bu halka yeni başlayan 'Fatih dönemi' oldukça vasat kalır. Böyle giderse Fatih değil yeni çağ açmak, karşımıza çıktığı an kanalı kapattırır. Benden söylemesi.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com