, , , , , ,

YAŞASIN KİTLE KÜLTÜRÜ! BÜTÜN ERKEKLER AYNI!

Perşembe, Eylül 19, 2013


Önceden İstiklâl için 'Bin bir çeşit insan var burada' derdik. Şimdi topu topu on çeşit ya var ya yoktur. Durum o kadar vahim.

Bilmiyorum farkında mısınız ama sokaktaki üç erkekten ikisi birbirine benziyor. Geriye kalan tek kişi de benzememek için direniyor ya da kuvvetle muhtemel kendisi turist.


Sıla'nın tokası, Bihter'in kolyesi, Hürrem'in yüzüğü diye diye Türk kadınlarıyla dalga geçtik ama dalganın büyüğü bizdeymiş de haberimiz yokmuş! Malkoçoğlu karakterinin bıyığıyla Muhteşem Yüzyıl'da tekrar hayat bulmasıyla bunun en çarpıcı örneğine hep beraber şahit olduk, olmaktayız. Oysa bıyık bizim toplumumuzda yakın geçmişte erkek kültürünün bir parçasıydı. Çocukluk fotoğraflarıma baktığımda, babam ve arkadaşları hep bıyıklı. Eminim ki sizin de babanız evvelinde uzun süre bıyık kullanmıştı.


Daha birkaç yıl öncesine kadar bıyığa ve bıyık bırakanlara karşı özellikle gençler hafif bir aşağılama, ant-modern bulma gibi bir yaklaşım sergilerken ne ara bu meseleyi aştılar, merak ediyorum doğrusu. Hepsi bıyık bıraktı.


Benim meselem bıyık değil, Türk toplumunda giderek etkisini arttıran bu kitle kültürü... Çok değil, birkaç yıl önce espadril, makosen ve dar pantolon salgınıyla bu birbirine benzeme hadisesi had safhaya ulaşmıştı. Bir hevestir, gelip geçicidir diye düşündüm ama nafile.


Facebook'ta, Twitter'da, Instagram'da ve elbette sokakta son zamanlarda bir atlet, şapka ve uzun çorap kombini faciası baş gösterdi. Herkes kendi dışında herkese benziyor, bir kendi değil. Sanki yıllarca ABD'de yaşamış, Avrupa'da dirsek çürütmüş gibi bir havaya sahipler. İçleri sadece hava dolu. Hepsi bir kabilenin üyesiymiş ve üniformalarını giymiş gibi görünüyorlar. Tam bir facialar! Çin'de bile birini diğerinden ayırt etmek daha kolaydır. 'Ayırdı zor', açıklaması çok: Özentilik, yapıntılık, taklitçilik...


Arabesk şarkılarla büyümüş bir toplumun çocuklarının topyekün böyle bir tarza bürünmesi bana gülünç geliyor. (Hoş, arabesk de bizim kültürümüz değil.) Bütün erkekler spor salonunda, kuaförde, güzellik merkezinde, manikürde. İnsanın kendine bakması elbette çok güzel bir şey ama bu kişisel bir gelişim ya da farkındalık değil, tamamen içi boş bir kitle kültürünün etkisi ve sürü psikolojisi. Herkes birbirinden ne görüyorsa onu aynen yapıyor. Özgünlük, tarz namına hiçbir şey yok. Hepsinin saç kesimleri bile aynı.




Aslında tüm bunlar popüler kültürün bir yansıması. Her şey Pop Sanat ile başladı. 1956'da "Bugünün Evlerini Bu Denli Farklı, Bu Denli Çekici Kılan Nedir?" (!) ismini verdiği afiş çalışmasında Richard Hamilton, âdeta tüketim kültürünün fotoğrafını çekmişti. Kolaj her ne kadar yapay olsa da sanatçının yaklaşımı bir o kadar gerçekçiydi. Hamilton, günlük yaşamın bir parçası hâline gelen ve zamanla herkesin evine giren süpürge, televizyon ve kaset çalar gibi elektronik eşyalarla beraber çizgi roman ve sinemaya göndermelerde bulunuyordu.


Bu çalışmanın bize sunduğu çarpıcı noktalardan biri de kadın bedeninden sonra erkek bedeninin de vitrinde yerini almaya başladığı gerçeğiydi; çünkü bu, kadın vücudundan sonra erkek vücudunun da metalaştığına işaretti. Kolajdaki kadın son derece alımlı ve düzgün fizikli, erkek ise oldukça kaslıydı ve elinde lolipop taşıyordu. Evin bir temizlikçisi vardı. Bu tablo doğrudan 'İdeal bir hayat nasıl olmalı'nın cevabı niteliğindeydi. Evet, ideal bir yaşam böyle olmalıydı.


Pop Sanat kendini 'seksi, ucuz, popüler, esprili, geçici, harcanabilir, genç, gösterişli, numaracı, ticaretin büyüğü' şeklinde tanımlıyordu. Yani önceki sanat akımları gibi 'ciddiye alınmak' kaygısı taşıdığı söylenemezdi. Özgünlük önemli değildi, herkes birbirine benzeyebilirdi.


1950'lerde doğan Pop, 2010'larda bizim erkekleri iyice ele geçirdi. Önce Tanrı'dan, sonra senaristlerden yeni bir kahraman diliyorum. Bu defa bıyıkla gelmesinler, bizim erkekleri stil esaretinden kurtarsınlar yeter! Bu arada, lütfen o 'şapkaları' çıkarıp önümüze koyalım. Düşünelim taşınalım. Poz kesmeyi bırakalım. Kendimiz olalım.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com