, , , , , , , , , , ,

BUNDAN BÖYLE HER CUMA HERKES KAYIP

Cuma, Eylül 13, 2013


Hayatın son derece basit, iki kere iki eşittir dört gerçekleri var. Mesela davulun sesi uzaktan hoş geliyor ya da dışı seni, içi beni yakıyor.

Bilinmeyen, sırları açığa çıkmayan, keşfedilmeyen hep daha büyüleyiciyi geliyor insana. Eğer ilgi alanın mesleğine dönüşüyorsa, olayın rengi de değişiyor zamanla.

İşin 'raconunu' öğrendikçe amatör ruhunu kaybediyorsun, uzun mesailerin ardı arkası kesilmedikçe hayatının geriye kalan kısmında çok sevsen bile işin dışında bir şey yapmak istiyorsun.

Bu yüzden uzun süredir dizi izleyemiyorum ve izleyenlere çok imreniyorum! Kamera hareketleridir, kostümüdür, dekorudur, kurgusudur, olay örgüsüdür derken kendimden geçiyorum ve reklam arasıyla tekrar kendime geliyorum: Analiz etme, sadece izle! Nafile. Algıda seçicilik bırakmıyor peşimi işte. Baştan sonunu gördüğüm için yıllardır bir ağız tadıyla dizi izleyemiyorum. "Artık benim de bir dizim olmalı" diye dizimi dövüyorum...

Çok değil, birkaç hafta öncesi. Sıcak bir ağustos öğlesi. Tatildeyim. Bir yandan yazı yazıyorum, bir yandan göz ucuyla televizyona bakıyorum. Zaten televizyonun izlenmek dışında, salonda atmosfer oluşturmak gibi tuhaf bir görevi var! İzlenmez, ilgi görmez ama o televizyon hep açıktır!

Birden tanıdık bir ses duyuyorum: - Sen anne olmadığın için bilemezsin Özlem!

Göz ucuyla baktığım televizyondan gözlerimi alamıyorum! Karşımda Dolunay Soysert ve Aslı Enver. Dolunay Soysert'e oldum olası bayılıyorum. Aslı Enver öyle bir güzelleşmiş ki gözlerimi alamıyorum. Gerilim, aksiyon, korku, heyecan... Kanal D'nin yeni sezon dizisi Kayıp'ın o kısacık tanıtımından kokuyu alıyorum ve anneme dönüyorum: - Bu dizi tutar!

Annem, gördüğüm her yeni beş diziden dördüne "Yayından kalkar bu. Boşuna izleme" sözlerime alışkın olduğundan hayret ederek ve sevinerek bakıyor. Bence bu konuda siz de beni ciddiye alsanız iyi edersiniz; çünkü bugüne dek yayından kalkacağını söylediğim hiçbir dizi tutunamadı. Gerçi bir tek Tatar Ramazan'da tahminimde yanıldım ama maç 90 dakika...

Hafta başı. Telefonum çalıyor. Karşımda Ahmet Bey. "Hürriyet Bumerang olarak, yeni dizimiz Kayıp'ın özel gösterimi için perşembe günü sizi Kanal D'ye davet ediyoruz" diyor. "Aaa! Kayıp mı? Ben o diziyi çok merak ediyordum zaten" diyerek bir anda profesyonel çizgimden 'kayıp', 40 yıllık yurdum dizi izleyicisine dönüşüyorum.

Günlerden perşembe. Kalemi kâğıdı kapıyorum ve Bağcılar'daki Kanal D binasına geliyorum. Davetin saati 15.00 ve ben 20 dakika rötarlı varıyorum. Herkes yerine oturmuş, benim gelmemi bekliyor! Hızlı adımlarla yerime sıvışıyorum. Dizi başlıyor.


Yerimde zıplıyorum, diziyle konuşuyorum, oyuncuya laf atıyorum, sandalyeyle gidip geliyorum. Meğer yıllardır içimde bir dizi fanatikliği varmış da ben bilmiyormuşum! Bir ara gözüm saate gidiyor, inanamıyorum! Saat 16.45! Herhâlde yanlış görüyorum diye düşünüyorum. 15.45 olmasın? Saat bal gibi de 16.45 olmuş.

Tanıtımını izlediğimde "Tutar" demiştim, şimdi "Bu dizi herkesi cuma akşamı evde tutar" diyorum. Öncelikli olarak şunu belirtmeliyim ki dizinin Gökhan Kırdar imzası taşıyan müzikleri muhteşem! Eminim ki hepiniz çok beğeneceksiniz. Gökhan Kırdar'ı gerçekten çok özlemişiz. Bu arada, müzik demişken çok önemli bir ayrıntıyı es geçmek olmaz. Dizinin ses efektleri Amerika'da bir stüdyoda yapılmış. Gossip Girl ve daha birçok dizinin ses efektleri bu stüdyodan çıkmış. Kayıp'ın ilk bölümünde yaklaşık 16 bin ses efekti kullanılmış. Bu oldukça ciddi bir rakam ve Türk dizi sektöründe önemli bir adım. Kayıp'ın bu konuda öncü olacağını düşünüyorum.

Kayıp, yönetmen Zeynep Günay Tan başta olmak üzere bütün Öyle Bir Geçer Zaman ki'nin yeni işi. Bir önceki diziden antrenmanlı olan ekip her anlamda çıtaları biraz daha yükseltmiş ve üzerine koymuş. Dizinin temposunun bir hayli yüksek olduğunu göz önünde bulundurursak, görüntü ekibini ayrıca tebrik etmek lazım; çünkü kamera hareketleri ve takipleri muazzam! Zor bir işin hakkıyla üstesinden gelmişler. Keza mekânlar, kostümler, sanat yönetimi de bir o kadar özenli.

Senaryo çok akıcı, kurgu çok çarpıcı. Senaryoda öyle detaylar var ki doğrudan söylemeyip, izleyiciye sezdiriliyor. Bu da izleyicinin heyecanını canlı kılıyor. Geriye dönüşler, sahneler arası geçişler oldukça başarılı. Teknik anlamda her şey standartların üzerinde. Projeye yaptığı yatırımdan D Yapım'ın bu işe ne kadar güvendiği anlaşılıyor hâliyle. Kanal D, dizi şampiyonluğunu bu sezon da devredecek gibi görünmüyor rakiplerine.

Dizinin en rengi belli ve sade karakteri, Leyla Şarman Özdemir'i canlandıran Dolunay Soysert. Soysert, uzun süredir ekranlarda görünmüyordu ve bence güçlü bir yapımda başrol olmayı fazlasıyla hak ediyordu. Eski bir komiseri canlandıran Mete Horozoğlu'nun Kayıp'la birlikte yıldızının daha da yükseleceğini ve canlandırdığı Mehmet karakterinin fenomene dönüşeceğini öngörüyorum. Mehmet, iyi yazılmış ve oynanmış bir karakter.

Gençlik dizisi yüzü olan Aslı Enver, Suskunlar'la birlikte geçmişe göre daha olgun bir karakter olarak karşımıza çıkmıştı. Bu olgunlaşma dönemi Enver için Kayıp'la beraber yükseliyor. Karşımızda büyümüş, oyunculuğu gelişmiş ve daha da güzelleşmiş bir Aslı Enver var. Özlem karakteri de Enver'le oldukça örtüşmüş.



Tüm bunların ötesinde bu dizinin asıl yıldızının Kerem karakterini canlandıran Erhan Can Kartal olduğunu düşünüyorum. Kıvanç Tatlıtuğ yerini devretmeye yavaştan hazırlansın derim; çünkü arkasından hem çok güzel bir çocuk hem de çok iyi bir oyuncu yetişiyor.

Kayıp Şehir'den tanıdığımız İlker Kaleli, Falko isimli karakter olarak Kayıp'ta karşımıza çıkıyor. Ben İlker Kaleli'nin rolüne zamanla daha da ısınacağını ve içine gireceğini düşünüyorum. Bütünüyle oyuncu seçimlerini yerinde bulduğumu da belirteyim. Mesela Ferit Kaya'nın canlandırdığı bir Bekir karakteri var ki izlerken gıcık oluyorsunuz! Ben Bekir'e çok gıcık oldum! Bu da Ferit Kaya'nın oyunculuk başarısıdır.


İlk bölümde nelerin olacağını, Kanal D'den aldığım tüyoları, öğrendiğim sırları kendime saklıyorum. Bu akşam ve bundan böyle her cuma 20.00'da koltukta yerimi alıyorum. Durumumu her cuma 20.00 ve itibariyle "Kayıp" olarak bildiriyorum.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com