, , , , , , , , ,

A.Ş.K. HER ŞEYİ AFFEDER Mİ?

Salı, Eylül 24, 2013

Eylülün son demlerine gelmemizle birlikte sırasını bekleyen bütün diziler bir bir ekranlara 'merhaba' diyor. "Hazal Kaya'nın yeni dizisi" olarak lanse edilen ve yeni sezonun iddialı yapımlarından olan A.Ş.K. da uzunca bir süredir beklenmekteydi. Nihayet çarşamba günü Kanal D ekranlarında ilk bölümüyle izleyicilerle buluşacak.

Geçtiğimiz günlerde Hürriyet Bumerang'ın blog yazarları olarak Kanal D binasında özel gösterimle Kayıp'ı izlemiş ve fikirlerimizi dile getirmiştik. Bu defa da A.Ş.K. için Etiler'deki T.B.W.A.'nın yeni binasına davetliydik ve ilk bölümü izlemek üzere tekrar bir araya geldik. Tabii yine yapacağımı yaptım ve bu buluşmaya da geç kaldım!

Kanal D her zamanki gibi bizi büyük bir misafirperverlikle ve enerjiyle karşıladı. Doğan Tv Holding Ceo'su İrfan Şahin, Kanal D Kurumsal İletişim Direktörü Özlem Asmaz, dizinin senaristi Serdar Soydan ve yine dizinin yapımcısı Faruk Turgut bizi yalnız bırakmadı.  A.Ş.K.'ı binanın sinema salonunda seyrettiğimiz için sanki bir dizi değil de bir sinema filmi izliyormuşum hissine kapıldım. Diziye dair gözlemlerimi yazıma sakladım.

Hazal Kaya, A.Ş.K.'ta 'Azra' adında bir tenis öğretmenini canlandırıyor. Bu rol muhtemelen Kaya'nın geçtiğimiz yaz boyunca harıl harıl tenis dersleri almasına neden olmuştur. Ne de olsa öğretmen olmak için önce öğrencilikten geçmek gerekiyor. Yalı kızı Nihal, kapıcı kızı Feriha'dan sonra Kaya, bu defa orta hâlli bir kız olarak karşımıza çıkıyor. Bir Çocuk Sevdim'den tanığımız Hakan Kurttaş 'Kerem', Aslı Tandoğan ise 'Şebnem' karakterine hayat veriyor. Dizinin tanıtımından da anlaşılacağı üzere Azra ve Kerem arasındaki ilişki yerini aşk üçgenine bırakıyor.


Öncelikli olarak, Hazal Kaya'nın bugüne dek canlandırdığı dizi karakterleri içerisinde en çok Azra karakterini sevdiğimi ve Kaya'ya yakıştırdığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Hakan Kurttaş ve Aslı Tandoğan'la birlikte de sıkı bir üçlü oldukları kanaatindeyim.


Nebahat Çehre tıpkı Aşk-ı Memnu'daki gibi 'zengin, en büyük derdi saçının fönünün bozulması olan anne' rolüyle karşımıza çıkıyor. Açıkçası Çehre'nin kültleşmiş Firdevs Yöreoğlu'na benzer bir karakteri canlandırması deyim yerindeyse bana çok 'tekrar' geldi.


Antipatik abi 'Can' karakterini oynayan Kaan Urgancıoğlu daha ilk bölümde rolünün hakkını veriyor; çünkü ben Can karakterine şimdiden çok gıcık oldum! Can, ilerleyen bölümlerde pek iyi şeyler yapacakmış gibime gelmiyor.


Dizideki mekânları oldukça beğendiğimi belirtmeliyim. Ayrıca deniz, boğaz ve ada manzaralı bazı sahnelerde İstanbul'a öldüm bittim! Bununla birlikte görüntü, kamera hareketleri, ışık kullanımı ve sahne aydınlatmalarıyla birlikte ortaya güzel bir iş çıkmış. İlk bölümün olay örgüsü bana bir hayli yoğun geldi ve bu durum bana eski Türk filmlerini anımsattı. Hoş, bu entrika anlayışı da Batı'dan bize miras kaldı. Senaristin bunu bilinçli yaptığını ve ilk bölüm olması münasebetiyle hikâyeyi bize tanıtmaya çalıştığını düşünüyorum. Heyecanın ve entrikanın her hafta giderek artacağını öngörüyorum. Bu anlamdaki tek soru işaretim, adrenalini korumak için acaba hikâye 'zorlama' bir hâl alabilir mi? Neticede senaristlerin işi oldukça zor. Her hafta sinema filmi uzunluğunda hikâye üretiyorlar.


İlk bölümü izlerken başta kuşkularım vardı fakat ada sahneleri bir anda beni diziye bağladı. Azra ve Şebnem'li ada sahneleri eminim ki sizi de çok etkileyecek ve duygularınızdan ele geçirecek.


Ben bir izleyici olarak filmin son sahnesinde de çok etkilendim ve 'Ben olsaydım, acaba bu fedakârlığı yapar mıydım?' diye düşünmeden edemedim. Tabii ne demek istediğimi izleyince anlayacaksınız. Şimdilik bu kadarını söyleyebiliyorum. Dizinin izleyiciye böyle bir soru sordurması senaryonun başarısıdır ve izleyiciyi ekrana daha çok bağlayacaktır. Üçgenin iç açılarının toplamının 180 derece olup olmadığını önümüzdeki bölümlerde göreceğiz...


BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com