, , , ,

PAZAR-TESİ SENDROMU

Pazar, Ağustos 25, 2013

2000'li yıllara girdiğimiz günleri dün gibi hatırlıyorum. Herkesin "Milenyum çağına atlıyoruz", "21. yüzyıla giriyoruz" gibi cümleler kurduğu ama pek de kimsenin içeriğini ve neler getireceğini tahmin edemediği o zamanlardan sonra bugün, önceden hayalini bile kuramayacağımız birçok icat hayatımıza girdi. Henüz Jetgiller gibi uçamasak da gidişat o yönde. Gökyüzünde özel aracımızla giderken birbirimize el sallamamız ya da hız yarışı yapmamız an meselesi. Tabii böyle bir teknoloji hayatımıza girdiğinde Demet Akalın'ın söyleyeceği şarkıları düşünemiyorum bile. "Jetime binerek çıkıyorum hayatından / Sen hâlâ uç bakalım havaalanından" ya da "Yapamıyorum olmuyor, buraya kadar benden / Son sözünü söyle ve in hemen jetimden" gibi şarkılar söyleyeceğine eminim.

İnsanlığın işini kolaylaştıran ve 'çağ atlatan' teknolojilerin yanında bir de modern hayatın beraberinde getirdiği tamamen uydurma icatlar da var ve bence bu icatların tümü biz Türklere ait! Mesela pazartesi sendromu.

Her pazar sabahı tutuşmaya başlayıp, akşam iyice alevlenen ve "Yarın okula gitmek istemiyorum!", "Yarın iş var. Offf!", "Yataktan çıkamıyorum" gibi cümleler eşliğinde bunalıma giren kişilerin yakalandığı bu rahatsızlığa 'pazartesi sendromu' adı veriliyor. Kuyruklu yalan!

Teknoloji alıp yürüse de bilimin hâlâ çözüm bulamadığı bazı şeyler var. Bunlardan biri de pazartesi sendromu. Elbette ben boş durmadım ve bu sendromun köklerine indim. Sendromun kaynağını buldum.

Bu sendrom, çıkış zamanı tam olarak bilinmemekle birlikte, 42 katlı bir gökdelenin 34. katındaki bir şirketin bir grup çalışanı tarafından icat edilmiştir. Cuma akşamından başlayarak cumartesi gecesi de dahil olmak üzere sabahlayan ve eğlencenin dibine vuran bu kişiler, pazar günü aldıkları bir telefon sonucu gökdelenin asansörlerinin bozulduğunu öğrenmiş ve "Yarın 34 kat birden nasıl çıkacağız!" diyerek bunalıma girmişlerdir. Kısa bir beyin fırtınasının ardından hep beraber hastaneye gitmişler ve psikolog olan bir arkadaşlarından rapor almışlardır. Bu arkadaşın "Peki ben buraya sebep olarak ne yazacağım?" diye sorması üzerine içlerinden birinin "Pazartesi sendromu yaz" şeklinde karşılık vermesi sonucu pazartesi sendromu literatüre girmiştir. Raporun süresi 8 gün olduğundan, bir sonraki pazartesi günü de işten muaf olan bu kişiler, asansörün yapılmasıyla birlikte raporun süresi dolduktan sonra işbaşı yapmışlardır. Tabii şirketin patronu da daha önce böyle bir rahatsızlık duymadığından panik yapmış ve bu bir grup çalışanın sendroma yakalanmasından mütevellit bunun bulaşıcı olmasından korkmuştur.

Yani aslında bu sendromun haklılık payı vardır ancak günü yanlıştır! Arızalı gün pazartesi değil, pazardır. Sebebi de oldukça açıktır. Cumartesi gecesi sabaha kadar türlü türlü dans figürleri yapıp, eğlencenin dibine vurduğunuzda pazar akşamına doğru anca kendinize gelirsiniz. Aşırı yüksek seste müziğe maruz kaldığınızdan günün geri kalan kısmında kulaklarınız çınlar ve ayrıca alkolden dolayı başınız çatlıyordur! Gökten üzerinize külü yağmış gibi sigara kokmanızdan bahsetmiyorum bile. Pazartesi tamamen masumdur ve "Hayata dön!" çağrısıdır. Yani bu sendrom tamamen pazarındır.

Son derece bilimsel araştırmalara dayandırarak kaleme aldığım bu yazımla birlikte yetkili kişilerden pazartesi sendromunun pazar sendromu olarak değiştirilmesini talep ediyorum. Elin İsveçlisi Stockholm sendromunu icat etmiş, biz hâlâ yerimizde sayıyoruz. Sendrom hadisesinin bütün kaymağını Stockholm sendromu yiyor. Neden biz yemeyelim? Hepimizi yaratıcı olmaya davet ediyorum.

Tabana kuvvet!

Not: Pazartesi sendromunun çıkışı hakkındaki bilgiler gerçek değildir, tamamen yazarınızın uydurmasıdır. :)

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

2 yorum

  1. Eğer gerçekten bu sebeple çıktıysa cidden çok mantıklı :)

    YanıtlaSil

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com