, , , , , , , ,

MİRKELAM'LA YENİ ŞARKILARINI DİNLEDİK

Perşembe, Temmuz 18, 2013


Çok değil, birkaç ay öncesi, gecenin bir vakti. Defalarca üst üste Unutulmaz'ı ve Hatıralar'ı dinliyorum. Mirkelam'dan uzun zamandır haber yok. Ne zaman ki bir şarkıcıdan ses yok ve ben birden o şarkıcının şarkılarına sarıyorum, işte o yıllardır izine rastlanmayan şarkıcı tekrar vitrine çıkıveriyor. Çok değil, birkaç hafta sonra Mirkelam'ın yeni albümünün yolda olduğunun haberini alıyorum. Kalbim mi temiz nedir? Tabii hikâye burada bitmiyor.

Albüm haberinin üstüne bir de Hürriyet Bumerang ekibinden bir haber geliyor. Bumerang, 10 blog yazarının Mirkelam'la tanışacağı ve yeni albümün şarkılarını ilk kez dinleyeceği etkinliği duyuruyor. Bu etkinliğe ben de davet ediliyorum ve deyim yerindeyse uçarak gidiyorum. Buluşma yeri, SAE Enstitü. Önce binayı geziyoruz, sonra stüdyoya giriyoruz. Mirkelam ve ekibi karşımızda. Mirkelam'la el sıkışıyoruz ve yerimizi alıyoruz. Mirkelam kısa bir açılış konuşmasının ardından susuyor ve şarkılar konuşmaya başlıyor.

7 yıl önce 'Mutlu Olmak İstiyorum' diyen Mirkelam'ın bu isteğinin yerine gelip gelmediğini bir hayli merak ediyorum. Işıklar kararıyor ve 'Denizin Arka Yüzü'ne yolculuk başlıyor. Evlenelim Gel ile 'Denizin Arka Yüzü'nü görmeye başlıyoruz. İki, üç derken beşinci şarkıyı da dinliyoruz ve sonra es veriyoruz.

Albümde bir hikâye var. Bu hikâye şarkıların sıralamasındaki ve anlatımlarındaki kurguyla tutarlı bir biçimde destekleniyor. Şarkılar Mirkelam'ın konuşmasıyla son buluyor. Her birinin kendi hikâyesi, derinliği, yeri ve atmosferi var. İlk beş şarkıda Mirkelam'ın mutluluk isteğinin gerçek olup olmadığı konusunda biraz düşünüyorum. Albümün yarısı bu anlamda daha çok hüzünlü, duygusal ve düşündürüyor. Uzak seyahatlere çıkarıyor.

Kırık Gitarlarla, ilk yarıda beni en çok etkileyen şarkı oluyor. Tabii şarkıları sadece bir defa dinlemiş olarak bu konuda peşin hüküm belirtmek pek sağlıklı olmaz ama Kırık Gitarlarla çok güzel bir şarkı, o kesin. Mirkelam'ın vokali, şarkının sözleri, hüzünlü havasıyla ve ritmiyle bence albümün en iyi şarkılarından biri.

Albümün ikinci yarısında tempo yükseliyor. Yok, favorilerim arasında yerini alıyor. Hatta şarkılardan sonra yaptığımız konuşmada "Evlenelim Gel, çıkış şarkısı olmasın. Bence Yok ya da Kırık Gitarlarla olmalı" diye birkaç defa tekrarlıyorum. Birbirine benzemeseler de Yok bence Kokoreç havasında bir şarkı. Enerjik, eğlenceli ve en az bir Mirkelam şarkısı kadar esprili. En iddialı şarkılar albümlerde hep ilk sıralarda yer alır ve sona doğru bir düşüş yaşanır. Mirkelam'ın albümündeyse tam tersi bir durum söz konusu. Adrenalin her şarkıda giderek yükseliyor. Priz 220'nin de yine oldukça ilgi çekecek ve sevilecek bir şarkı olduğunu düşünüyorum. Keza Bam Bam için de aynı sözler geçerli. Ambulans ise yine güzel sürprizlerden biri.

Türk Pop müziğinde kendi üslubunu ve çizgisini yaratmış bir isim olarak Mirkelam, geçmişin tekrarına düşmediği ve çıtaları yükselttiği bir noktaya ulaşmış yüzdüğü bu denizde. "Her Gece, Unutulmaz, Hatıralar 20'li yaşların duygularıyla yazılmış şarkılardı. O zamanlar geride kaldı. O  tür şarkıları tekrar yazabilmem mümkün değil. Yazmayı da tercih etmem" diyerek tekrara düşmeyi sevmediğini, her zaman yeninin peşinde olduğunu ifade ediyor Mirkelam.


Şarkıların oluşum sürecinden de bahseden sanatçı, "Bütün hikâye yalnızlığın içinde başlıyor. O yüzden yalnız kalma dönemlerimizin olması lazım" diyor ve "2 yıl adada yalnız yaşadım. Orada özgürsünüz ve size özgür diyecek, buna tanık olacak kimse yok" diyerek bizleri gülümsetiyor.




'Denizin Arka Yüzü'nde bence herkes kendi ufkunun el verdiğini görecek. Ben zaman zaman durulmuş, zaman zaman dalgalanmış, dalgaları kıyıya vurmuş ve yine durulmuş bir deniz gördüm. Yer yer hüzün de olsa, şarkılarında Mirkelam'ın o kendine has esprili tavrını ve mizah anlayışını her daim görüyoruz. Zaten Mirkelam'ı da diğerlerinden farklı kılan özelliklerinden biri bu: Kendiyle ve hayatla olan barışıklığı. Yeri geldiğinde kendiyle, yeri geldiğinde hayatın kendisiyle samimiyetle ve açıkça dalga geçebiliyor oluşu.


Albümün en çarpıcı noktalarından biri, belki de ilki şarkıların altyapıları. Özellikle albümün ikinci yarısındaki şarkıların altyapıları pek de aşina olmadığımız türden. Şu son zamanlarda popüler şarkıların birbirine bir hayli benzer tınladığını göz önünde bulundurursak, Mirkelam'ın yeni şarkılarının bu anlamda bir hayli 'butik' ve Türkiye için 'yeni' olduğunu söyleyebiliriz. Tabii bu yeniliğin farkına varmak dinleyiciye düşen bir görev; çünkü Mirkelam bunu daha önce yeni denemeler yapan ve bunu ballandıra ballandıra anlatan şarkıcılardan farklı olarak bir reklam unsuru hâline dönüştürmeyecektir.


Elbet bu yenilikte nadasta dinlenen Mirkelam'ın yanı sıra, sanatçının çalıştığı Belçikalı aranjörün de katkısı büyük. Şarkıların şu zamana kadar duyduklarımızdan bir hayli farklı tınlaması da bunu destekliyor. Zaten Mirkelam da bu yol arkadaşlığından "Bir sevgili birlikteliği, bir de müzikteki birliktelik" şeklinde bahsediyor. Elektronik-Dans türü olarak yorumlayabileceğimiz 'modern şarkılar' süre bakımından da tam ayarında tutulmuş. Şarkı söyleyeceğini söylüyor ve yerini tam zamanında bir sonrakine devrediyor.

Tıpkı önceki Mirkelam şarkıları gibi bu yeni şarkılar da zamansız. Mesela bir Hatıralar'ı, Kokoreç'i, Tavla'yı ilk günkü tazeliği ve enerjisiyle dinleyebiliyoruz. Yeni şarkılar ve altyapılar günümüzden önde, batılı ve deyim yerindeyse 'rafine'. Tabii zamansızlığı gösterecek olan yine zamanın kendisi. Bir başka zamansız olan da Mirkelam'ın kendisi. Bazılarının yaşı olmaz ya, Mirkelam da o yaşı olmayanlardan, yaşlanmayanlardan. Karşımızda duran adam her şeyi özümsemiş, farkındalıkları olan olgun bir adam. Hafif utangaç ve fazlasıyla mütevazı. Şarkı söylerken 20'lerinde, gülerken 7 yaşında. En az şarkıları kadar gülüşü de güzel. Yani 'Mirkelam müziği'nin yanında bir de 'Mirkelam gülüşü' diye bir şey var.


Mirkelam, bize kafasındaki bir projeden bahsediyor: Bu albümün müzikalini yapmak. Tabii hâliyle hakkını vererek yapmak istiyor. Hatta menajerinden bir öneri geliyor: "Siz de bu müzikalin alt kurulunu oluşturun. Gelin bu projeyi beraber yapalım." Bu teklifi heyecanla ve mutlulukla karşılıyoruz ve Mirkelam'la tekrar el tokalaşarak okuldan ayrılıyoruz.


Müzik üretimleri açısından kurak bir yaz geçirdiğimiz şu zamanlarda Mirkelam 'Denizin Arka Yüzü'ne bizleri davet ediyor. Uçsuz bucaksız, derin, bazen sıcak, bazen serin. Yine anlatacakları çokmuş, iyisi mi Mirkelam'a kulak verin. Ben uzun uzun dinledim, yüzdüm, gördüm...

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

3 yorum

  1. Harika bir yazı olmuş Cem, ellerine sağlık.

    Mirkelam'ı seven, şarkılarını ezbere bilen, çok iyi bir ekip, keyifli bir etkinlik oldu. Diğer etkinliklerde görüşmek üzere

    Sevgiler

    Hilal

    YanıtlaSil
  2. Ben Ece Mirkelam etkinliğinde tanışmıştık. Harika bir yazı olmuş, emeğine sağlık. Ben de kendi yazımı sitemde yayınladım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar Ece. Teşekkür ederim. Modagrafya'yı takip ediyorum. Yazını bir solukta okudum. :)

      Sil

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com