,

VAKTİ YOK KİMSENİN

Pazar, Haziran 30, 2013

Uzun cümleler kurardım uzun uzun. Boyumdan büyük laflar ederdim.
Vazgeçtim.

Ya laflarım boyuma eğildi ya da boyum laflarıma erişti. Bilmiyorum.

Büyümek zor.


Çok çabuk büyüyor çocuklar. Onlar büyüdükçe korkum da büyüyor onlarla. Bir bilet almışım da uçağı kaçırıyormuşum gibi...

Bu neyin geç kalmışlık hissi? O uçak her insanın ömründe bir kez mi kalkıyor? Size de hiç böyle oluyor mu?

Abisi olduğum bütün çocuklar hızla büyüyor. Vapurlar kalkıyor, dükkânlar açılıyor, dükkânlar kapatılıyor. Zaman geçiyor, ömür geçiyor, hayat geçiyor.

Sizce de bir yerlerde bir şeyler eksik değil mi?

Hayat hep düşleyerek geçiyor ya da düşerek. Peki ya yaşanması gerekenler...

Yaşanacak şeyleri bırakıyor herkes ve hayal kuruyor. Düş kurmak güzeldir ama kur saatini erkene, uyan. Yüzyıllardır uyuyoruz yatakta, uyuyoruz ayakta.

Farkına varılması, konuşulması gereken o kadar şey var ki...

Burası İstanbul. Herkes yalnız. Ne kadar kalabalıksa, herkes o kadar ıssız. Göz gözü görmüyor. Herkes kendi derdinde. Aslında bahsedilecek çok şey var.

Paylaşmayı unuttuk, bölüşmeyi. Mesela geçen yazdan bu yana bir şey değişmedi.
Neden mi?

Vakti yok kimsenin.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com