, , , , , , , ,

NECATİ ŞAŞMAZ MI DERDİNİZ?

Perşembe, Haziran 13, 2013

Üzerine söyleyecek çok söz var ama olayların kıyısından köşesinden içindeyken yazmaya çok fırsatım olmuyor. Bazen yazmak yerine yaşamak gerekiyor. İki haftayı aşkın süredir devam eden Gezi Parkı eylemlerinin sonu nereye varacak, çok merak ediyorum. Sonumuz hayrolsun.

Hepimiz şu noktada hemfikiriz ki hükûmetin söz konusu bir heyetle Gezi Parkı ile ilgili görüşmeyi çok daha önceden yapması gerekiyordu. Gerçi iktidar bu eylemlerin böyle bir kararlılıkla, böyle bir yüksek direnişle devam edeceğini aklının ucundan bile geçirmemiş olsa gerek; çünkü hükûmet cephesi bu süre zarfında hiçbir doğru adım atamadı, kriz masasından başarıyla kalkamadı ve verdiği sözleri tutamadı. Sonunda bir Gezi Parkı heyeti oluşturulacağı duyuruldu. Heyette kimlerin yer alacağı ve daha da önemlisi bu heyette yer alacak kişilerin kimler tarafından belirleneceği büyük merak konusuydu. Mesele Gezi Parkı'ysa, amaç uzlaşmak ve vaziyeti anlamaksa, bu kişiler tartışmasız Gezi Parkı direnişleri içerisinden çıkmalıydı ama tabii ki öyle olmadı. Bu duruma da sinirlenmek dışında direnişçiler şaşırmadı.

İktidar yine yapacağını yaptı, yine yanlış yaptı. 11 kişiden oluşan heyete baktığımızda, genelinin AKP'den yana olduğunu görmek mümkün. Çok merak ediyorum, bu heyette yer alan kişiler olaylar süresince bir kez olsun Gezi Parkı'na gelmişler mi? Direnişçilerle iki kelime etmişler mi? Tartaklanmışlar mı? Biber gazına maruz kalmışlar mı? Aktivist olmayan insanların toplantıya katılmaları baştan sona anlamsız. Evet, görünürde bir adım atılıyor. Görüntü var, ses yok.

11 kişilik heyetin dışında Başbakan'la özel olarak görüşecek bazı isimler de vardı. Bunlardan biri de Necati Şaşmaz'dı. Dün akşam basın mensuplarının karşına çıkan Şaşmaz, "Dublörümü yanımda getirmedim" esprisiyle başladığı konuşmasını yaklaşık 10 dakika kadar sürdürdü ve bu konuşma sosyal medyada herkesin diline düştü. Polat Alemdar olarak ünlenen Şaşmaz, karizmatik adamdan bir anda mizah unsuruna dönüştü. Şaşmaz'a yapılanın mizahi linç olduğunu düşünüyorum ve bir an için kendimi kendisinin yerine koyuyorum. Son derece rencide edici, aşağılayıcı bir tutum sergileniyor. Bunu kesinlikle doğru bulmuyorum. İğneyi onlara, çuvaldızı kendimize batırıyorum.

Necati Şaşmaz'ın konuşmasını sabırla dinledim ve anlatım bozukluğu içermeyen bir cümlesini duymak istedim. 10 yıldır devam eden Kurtlar Vadisi'nde bir başkası tarafından seslendirilen Şaşmaz'ın iyi bir konuşmacı olmadığını hepimiz görmüş olduk. Bence burada eleştirilmesi gereken Şaşmaz'ın düzgün Türkçe konuşaması değil, Şaşmaz'ın Gezi Parkı direnişçilerinin derdini anlatabilecek bilgi birikimine ve konuşma beceresine sahip olmadığı hâlde böyle bir işe kalkışması olmalı. Kaldı ki bu eylem hükûmetin hayata geçirmek istediği projeye karşı çıkanların eylemi ve Başbakan'la bu görüşmeleri yapanlar da iktidarla aynı görüşe sahip insanlar. Peki iktidardan yana bu insanlar nasıl olacak da karşıt görüşü açıklayacaklar? Ortada bir toplumsal dava var ve direnişçilerin avukatlığını yapacak kişileri bile hükûmet kendi seçiyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu...

Maalesef bu konuşamamaklı konuşma Şaşmaz'ın kendi kariyerinin ve saygınlığının üzerine attığı büyük bir çarpı. Ayrıca Şaşmaz görüşme için seçilen isimlerin ne denli başarısız tercihler olduğunun da bir kanıtı. Olmadı, yine olmadı.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com