, , ,

EGO: İÇTEKİ EZİKLİĞİN DIŞA YANSIMASI

Pazartesi, Haziran 24, 2013

Haftanın ilk günü. Hava çok güzel. Üç haftadır kendim için dişe dokunur bir şey yapmadım. Sebebi malum.

Hemen telefona sarıldım. Üç arkadaşımın her biriyle ayrı program yaptım. Anlayacağınız kendime vakit ayıramamamın acısını çıkaracaktım.

Akşam yemeği yemek için arkadaşımla Kanyon'daydık. Şu son günlerde Gezi Parkı olayları münasebetiyle AVM'lere ayrı bir gıcığız. Tamam, bütün AVM'leri protesto edelim ama Kanyon'u lütfen ayrı tutalım. Zaten Kanyon bir AVM değil, bir yaşam biçimi. Başka bir şey. Hem Kanyongül'ün suçu ne?

Akşam yemeğimizi seçiyoruz. Arkadaşım levrek söylüyor, ben bol rokalı pizza... Ne gelen var ne giden. Birazdan masaları kemireceğiz. Açlıktan vallahi kırılıyoruz.

Derken önümüzden bir "tanınmış kişi" geçiyor. Arkadaşım "O bilmem kim değil miydi?" diyor. "Evet, ta kendisi. Üçüncü kez görüyorum. Egosu çok yüksektir."
Yemek oturumumuzun tartışma konusu da böylece belirlenmiş oluyor: Ego. Zaten şu ego meselesini yaza yaza bitiremedim. Kendisiyle bir alıp veremediğimiz var.

Arkadaşım yüksek ego sahibi ünlümüz için "Yazık. Demek ki kendiyle ilgili problemleri var. Ego nedir? İçteki eziklik duygusunun dışa yansıması" diyerek noktayı koyuyor. Bende ışıklar yanıyor tabii, kahkahayı patlatıyorum. Tanım budur.

Ego dediğimiz aslında kusurlarımız, komplekslerimiz, gizlemek istediklerimiz... Ego mutsuzdur, huzursuz eder hem sahibini hem de çevresini. Ego, insanın kendini yetersiz hissetmesidir. Egosu boyundan büyük insan zanneder ki hafifliği ego taşıdıkça ağırlaşır, daha saygın biri olur.

Onlar birçok şeyi yanlış anlarlar. En ufak bir eleştirinizde savaş başlatmışsınız gibi üzerinize saldırırlar. Hayatları, yaşayışları Yunan heykeli gibidir. Kusur kabul etmezler ama gördükleri ilk kusura da yine en çok onlar laf ederler. Hep bir memnuniyetsizlik, hep bir beğenmezlik...

Mutlu bir hayat sürenlerin, işleri yolunda gidenlerin, hedeflerini gerçekleştirenlerin ego patlamalarına hiç şahit olmadım ben. Siz oldunuz mu?

Yemeklerimiz geliyor. Saat 21:00 olmuş. Yemek yiyenler masalara vurarak, alkış tutarak protestoya devam ediyorlar. Biz de protesto ediyoruz. Yemeğimiz bitiyor. Masadan kalkıyoruz ve iniyoruz.

Merdivenlerde Beren Saat'i görüyorum. Yanında iki yaşlı kadınla birlikte iniyor. Son derece doğal, rahat, kendinden emin ama "kendimden eminim" de demiyor. Bence ideal olanı da bu. Birkaç saat önce önümüzden geçen ünlü aklıma geliyor.

Ego kesinlikle başarıyla, özgüvenle ve kişisel gelişimle ters orantılı. Kasım kasım kasılan, dünyayı kurtardığını zanneden kişi aslında "Ben hiç bir şey değilim. Eziğin tekiyim" diyor.  Bu tip insanların hayatı zorlaştıran, işi yokuşa süren, tatmin olmak bilmeyen bir hâlleri var. Bazılarımız da bu kişileri cool, erişilmez falan zannediyor. Manşete değil, alt metne bakacaksın. Sizi bilmem ama bunlar beni bir hayli yoruyor.

Bir süredir ego gördüm mü bomba görmüş gibi kaçıyorum. Size de şiddetle tavsiye ediyorum.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com