, , , ,

'EMEK'LERE YAZIK OLMASIN

Perşembe, Nisan 11, 2013

O, Cumhuriyet döneminin en eski sinema salonu.

1884 yılında mimar Alexandre Vallaury tarafından inşa edilen bina çok çeşitli amaçlarla kullanıldıktan sonra, takvimler 1924'ü gösterirken Beyoğlu Yeşilçam Sokak'ta Melek Sineması adıyla tekrar açılır. Yaklaşık 900 kişilik salonuyla ve tarihsel yapısıyla diğer sinema salonlarından her zaman ayrı tutulur. 1957 yılında ihale sonucu işletmeciliği belediye tarafından Emekli Sandığı'na verilen bina yeni ismiyle Emek Sineması olmuştur artık.

Yıllarca İstanbul Film Festivali'ne ev sahipliği yapan Emek Sineması, 2009-2010 sezonunda perdelerini açmadı. 2010 yılında Emek Sineması'nın yıkılmasını öngören projenin açıklanmasıyla birlikte olanlar oldu ve Emek Sineması'nı ayakta tutmak için dev bir kampanya başladı. Emek Sineması'nı Yaşatalım sloganıyla kurulan platform, toplanılan imzalarla mahkemenin yürütmeyi durdurmasına vesile oldu. O zamandan bu zamana da Emek'in akıbeti de hep bir muamma olarak kaldı. Söylenenlere göre Emek, bir AVM'ye dönüşecekti, İstanbul'u istila eden onlarcası yetmezmiş gibi.

Geçtiğimiz haftalarda binada yıkımların başladığı ama sinemanın yerinde durduğu bilgisi üzerine yine bir hareket başladı. Geçtiğimiz hafta sonu "Emek"çiler İstiklâl'de bir yürüyüş  eylemi gerçekleştirdiler ve kararlıydılar: "Emek Sineması taşınmaz kültür varlığıdır."
Birçok sanatçının, sinemaseverin bir araya geldiği ve Emek'i rantçı sistemin elinden kurtarmaya çalıştığı bu önemli yürüyüş büyük yankı uyandırsa da bu kalabalığın üzerine biber gazı sıkılması ve su püskürtülmesi oldukça vahim ve deyim yerindeyse utanç vericiydi. Düşünün ki bir toplum kendi kültürüne sahip çıkmak için kendi yönetenleriyle mücadele etmek zorunda kalıyor, sanki düşmanla savaşıyormuş gibi. Oysa Emek hepimizin değil mi? Kültürüne sahip çıkmaya çalıştığı için her birinin boynuna madalya takılması gerekirken bu insanlar bir kültür yürüyüşünde büyük bir baskıya ve tehdite maruz bırakılıyorlar. Bu utanç verici manzara Avrupa basınında geniş yer buldu. Birilerinin cepleri dolacak diye rezil olan taraf bizi yönetenler oldu.

Türünün bir benzeri olarak akla gelen ilk yer Demirören AVM de, zamanında çevresini yıka yıka büyümüş ve sonunda kapılarını açmıştı. Açmaz olaydı. AVM'ler İstanbul'un dört bir yanını korkuluk gibi kuşattı. Demirören AVM, şu ana kadar ne kadar kâr sağladı bilinmez ama benim gibi birçok kişinin gözünde fiyaskoyla sonuçlandı. İstanbul'un en kalabalık caddesine  dikilecek bir AVM elbette çok ciddi bir müşteri potansiyeli taşır ama buradan bakınca bu ezber bozuldu gibi geliyor bana. Çevremde hiç kimse Demirören AVM'yi sevmiyor. Belki biraz ağır olacak ama o kuru kalabalığın çoğu da çişini yapıp çıkmak için giriyor. Cadde kültürü ve mağazaları tamamen oturmuş bir yere o binayı dikmek zulümden başka bir şey değildi. Mağazalar yerine tiyatro, sinema, konser salonları yapılsaydı çok daha güzel olmaz mıydı? Bir kısmına da güzel güzel yemek yiyebileceğiz, sohbet edebileceğimiz yerler yapılsaydı çok daha hayrı dokunmaz mıydı? Neyi hesap ettiler bilinmez ama sanki evdeki hesap çarşıya uymadı.

Hâl böyle olunca, böylesine başarısız bir örnek gözümüzün önünde durunca, koskoca bir tarihin AVM'ye dönüştürülecek olduğunu duymak bile tüyleri diken diken etmeye yetiyor da artıyor bile. Ölmüşüz de gömenimiz yok. Vay hâlimize! Diyelim ki AVM yaptılar Emek'i... Biz duyarlı bir toplumuz, buna yürekten inanıyorum. O AVM'de in cin top oynar, her şeyden habersiz bir avuç kalabalık oraya girer çıkar, bir de turistler uğrar.

Bu önemli projenin uygulayıcı şirketi Kamer İnşaat yetkilisi Levent Eyüboğlu nihayet bir açıklama yaptı ve binanın AVM'ye dönüşmeyeceğini, ticarî ünitelerin yanı sıra sinema müzesi, sinema salonları ve kitapçıların binada kendine yer bulacağını ifade etti. Ayrıca Emek Sineması'nın yerinde korunulmasına yönelik çalışmalarda bulunduklarını ancak araştırmalar sonucunda bunun mümkün olmadığını gördüklerini de açıklamasında belirtti. Bu sebeple sinema, yukarıya taşınacak.

Olayın akıbetinin nereye varacağını ve sağduyunun rant amacının önünü alıp almayacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Bu arada, bir hatırlatma: Tıpkı açılışında olduğu gibi İstanbul Film Festivali'nin kapanışı da Emek Sineması'nın önünde gerçekleşecek. 14 Nisan'da 16:00'da "Emek"çiler festivalin kapanışını gerçekleştirecek.

Bırakalım Emek, Emek olarak kalsın. "Emek"lere yazık olmasın.

Emek Sineması ile ilgili gelişmeleri http://emeksinemasi.blogspot.com üzerinden takip edebilirsiniz.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com