, , , , , ,

BİR VAHA SERGİSİ: ÇÖL VE DENİZ ARASINDA

Pazar, Nisan 07, 2013

Havaların ısınmasıyla ve baharın etkisini fazlasıyla hissettirmesiyle birlikte İstanbul'daki kültür sanat hayatı da hareketlenmeye başladı. Film festivali, konserler, etkinlikler derken şehirde değerlendirilmeyi ve katılımımızı bekleyen bir sürü faaliyet bulunmakta. Bunlardan biri de Pera Müzesi'nin Çöl ve Deniz Arasında isimli sergisi. Geçtiğimiz haftalarda gezdiğim ve oldukça çarpıcı manzaralarla karşılaştığım bu önemli sergiden sizlere bahsetmek istiyorum. Ayrıca sergiyi ziyaret etmeniz için elinizi çabuk tutmanızı öneriyorum; zira 21 Nisan'da sergi son bulacak.

Ürdün Güzel Sanatlar Galerisi iş birliğiyle düzenlenen bu önemli sergide, Akdeniz'e kıyısı olan  Arap ülkelerinden öne çıkan sanatçıların önemli eserleriyle onların kültür ve coğrafyasına uzanan bir yolculuk gerçekleştiriyoruz. Söz konusu denize kıyısı olan ülkeler olunca, modern ve çağdaş yapıtlarla karşılaşmak kaçınılmaz oluyor. Cezayir, Fas, Filistin, Libya, Lübnan, Mısır, Suriye, Tunus ve Ürdünlü sanatçıların eserlerinden derlenen sergide farklı kuşakların tarzlarına ve Arap ülkelerinin çağdaş sanattaki eğilimlerine tanıklık ediyoruz. Resimden seramiğe, gravürden heykele çeşitli alanlarda üretimlere rastlıyoruz. Tabii bu önemli sergiye ev sahipliği yapan Pera Müzesi başta olmak üzere, 1980 yılında Amman'da kurulan ve Arap sanatı odaklı bir kuruluş olan Ürdün Güzel Sanatlar Galerisi'nin katkısı büyük; zira bu önemli galeri Orta Doğu'nun en önemli koleksiyonlarından birine sahip olmakla birlikte havzasında 3000 üzerinde eser barındırıyor. Sergi 44 sanatçının 52 eserinden oluşuyor.

Sergide en çok dikkatimi çeken husus, başından beri ne kadar dinsel baskıya ve sınırlamalara maruz kalsa da Arap sanatının etkilere ve yenilikle açık oluşuydu. Çok uzun süre sanat okullarında yabancılar eğitim verdiğinden, erken dönem Arap sanatında Kübizm başta olmak üzere birçok akımın etkili olduğunu görmekteyiz. Yerli sanatçıların Avrupa'daki eğitimlerini tamamlamalarının ardından Batı tekniklerini başarıyla icra ettiklerini söylemek mümkün. Bunun yanında teknik bakımından Batı'dan beslenseler de kültürel öğeleri koruma ve yansıtma açısından köklerine de sadık kaldıkları bir gerçek.
Beni sergide en çok etkileyen çalışma Filistinli sanatçı Laila Shawa'nın İmkansız Rüya isimli tablosu oldu. Aynı zamanda serginin afişini süsleyen bu tabloyu tanımlamak için en uygun terim sanırım bu: Çarpıcı. Çarşaflı ve peçeli 10 kadının bir arada dondurma yemesi, söz konusu coğrafya için son derece ütopik. İmkansız Rüya'da rastladığımız gibi Arap sanatının mensuplarının toplumsal olaylara bir şekilde tepki gösterdiklerini ve eserleriyle bir yorum getirdiklerini görüyoruz. Bu anlamda İmkansız Rüya oldukça sarsıcı, düşündürücü ve uyarıcı.
Yine sergide en çok dikkatimi çeken bir başka eser ise, bir Türk'e aitti. Fahrenissa Zeid'in doğal reçine ve tavuk kemikleriyle yaptığı heykeli bence serginin en çok dikkat çeken eserlerinden biriydi. İstanbul'da dünyaya gelen Fahrennisa Zeid, aynı zamanda Halikarnas Balıkçısı'nın kız kardeşiymiş. İkinci  evliliğini dönemin Irak büyükelçisi Emir Zeid'le yapan Zeid, 1991'de Amman'da hayatını kaybetmiş.

Tekrar hatırlatmak gerekirse, bu önemli sergi 21 Nisan'da son bulacak. Arap sanatına ilgi duyuyor, farklı üslup ve türlerdeki eserleri bir arada görmek istiyorsanız, Çöl ve Deniz Arasında'yı muhakkak ama muhakkak görmelisiniz. Benden söylemesi.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com