, , , , ,

REKLAMIN İYİSİ DE KÖTÜSÜ DE OLUR

Cuma, Mart 08, 2013

Son günlerde hemen hemen herkes Hülya Koçyiğit'li Turkcell reklamını konuşuyor. Çok duygusal bir reklammış, yok şöyleymiş, yok böyleymiş. Defalarca reklamı izlesem de bir ben duygulanamadım sanırım, bir de annem duygulanamadı. Oysa ki annem ve ben ağlayan birini görelim, hemen gözlerimiz dolar. Hatta o kadar duyguluyuz ki güçlerimizi birleştirsek ve kendimizi zorlasak duygu selimizden bir göl çıkar ortaya.

Başıma bir iş gelmeyecekse, Hülya Koçyiğit'li Turkcell reklamını hiç mi hiç beğenmedim. Geçtiğimiz şubat ayında dönmeye başlayan Turkcell'lioğulları gibi büyük bir reklam projesi ardından gelen bu reklam, assolistten sonra uvertürün sahneye çıkması gibi bir şey. Önce tatlıyı yedirdiler, sonra ağzımıza ekşiyi sürdüler. Üzgünüm ama maalesef bu defa hiç olmamış.

Sözüm ne Hülya Koçyiğit'e ne de reklam metni yazarına. Oyuncu seçimi tamamen yanlış. Hülya Koçyiğit başımızın tacı, Yeşilçam'ın dört yapraklı yoncası ama bence bu reklama fazla. Sonuçta ikon olmuş bir kadının Türkiye'nin en pahalı GSM operatörü şirketinin reklamında orta hâlli bir ev kadınını oynaması ve oğlunu arayıp durması bana hiç mi hiç inandırıcı gelmedi, duygusallığımın kıyısından bile geçmedi. Sonuçta ünlü isimler Turkcell reklamlarında ya hep kendileri olarak karşımıza çıktılar ya da ünlendikleri dizi karakterlerinin uzantısı olarak. Bunların dışında, Mustafa Sandal ve Emina Sandal beraber oynadıkları reklam filminde halktan biri olarak karşımıza çıktılar ve oldukça inandırıcıydılar. Hülya Koçyiğit kendi olarak farklı bir senaryoyla karşımıza çıksaydı eminim çok daha güzel olurdu.
Gülşah Soydan Alkoçlar'ın bile kayınvalide olduğunu düşünürsek, Hülya Koçyiğit bu durumda nasıl oluyor da Ahmet'in annesini oynayabiliyor? Hülya Koçyiğit her şeyden önce medyatik bir isim. Elbette senaryodaki kadın geç doğum yapmış olabilir ama oynayan Koçyiğit olunca yemiyoruz.

Bu reklamda annemle ben oynasaydık, muhtemelen senaryo şöyle olurdu: Benim telefon faturam en az 500 TL gelmiş olurdu. Bunu babama söyleyemeyeceğim için anneme türlü türlü şirinlikler yapar, ondan dünyanın lafını yer ve eninde sonunda faturamı öderdim. Annem de bilmem kaç yüzüncü kez aynı naneleri yediğim için her telefonla konuştuğumda beni taciz eder, "Az konuş! Yeter!" diye korkuturdu. Annem hiç de arayıp "Cem'im, neredesin?" demez, "Allah cezanı vermesin! Oğlum saat kaç oldu, neredesin?" diye gürlerdi.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com