, , , ,

BİR DÜNYA KADINLAR GÜNÜ YAZISI

Cuma, Mart 08, 2013

Bugün kadınlar günü... Birkaç dişe dokunur laf edebilmeliyiz. Kadın hakkında, kadına dayatılanlar hakkında, kadının hataları hakkında da. Dilinin ayarı olmayan adam, bu yazıyı bir kadın gözüne emanet etti.

Kadın olmak, hem de bu ülkede kadın olmak hayatın en zor zanaatlarından biri kanımca. Kadına kadın denilemediği için "bayan" denilen, "hanımefendi" denilen ama hiçbir hanımın efendi olamadığı, daha da ötesi kadına "kadın" demeyi cinsellikle örtüştürerek ayıp sayan, masum ve hanım gördüğüne genç kız, kaşarlanmış gördüğüne "kadına bak" diyen bir ülkede! Kadın olmak neresinden tutarsan tut, başlı başına bir meseledir.

Bazı erkeklerin gözünden kadın, sabah kahvaltı hazırlayıp kocasını işe gönderdikten sonra bütün gün ense yapma hürriyetine sahip olan cinstir. Ona hayat kolaydır, o bütün gün izdivaç programları izler, çamaşırları yıkayan makinadır. Bazı erkeklerin gözü diyorum; ama o göz değil, olsa olsa bir çift tozu alınmamış penceredir benim gözümde. Ne o pencereyi açmaya, ne camı silmeye ne de ufkunu genişletmeye gerek duyar bazı erkekler. Onlar için kadın, akşam ezanından önce evde olması, fazla kısa ya da fazla dar giymemesi, çayın deminin kaç dakika oturacağını ve yaka ütüsünün inceliklerini bilmesi gereken bir yaşam destek ünitesidir ama tüm bunlara rağmen bir kadın, bir erkeğin bütün yaşamı olamaz asla. Erkek gözüyle yaşam güçtedir. Kadın, erkeğini dilediği yaşama uzatan koldur ama, istediği güce ulaşan erkeğin ilk yapacağı iş kadınının kolunu bacağını kırmaktır.

Bu ülkede her şey çok zordur ama kadın olmak binlerce kez daha zordur. Sırf erkek cinsellik organı taşıyor diye senden üstün sayılan bir varlığa sağlanan kolaylıkları, özgürlükleri delice kıskanır ama bir şey yapamazsın. Yüksek sesle gülemezsin, baba evinden koca evine taşınır, kolay kolay hiçbir eve kendi evim diyemezsin, şoför olamazsın trafikte sıkıştırırlar, yaya olamazsın peşine takılırlar. Binlerce imkânsızlık arasında sürüden sıyrılmaya, kendin olmaya, var olmaya, sesini duyurmaya çalışırsın. Zordur.

Kadın olmak hüzünlü bir meseledir. Bir paragrafa, bir yazıya, bir romana sığmayacak kadar hüzünlü bir meseledir. Klasiktir bunun söylemi; birlik gerektirir, dayanışma gerektirir ama bazen bu durum kadınlığın kendisinden daha da zor bir meseledir; çünkü hayat çoğaldıkça, çeşitler arttıkça ve var olmak daha da zorlaştıkça kadınlar da ayrışır. Yüzyıllardır erkekler tarafından öteye savruldukları yetmezmiş gibi bu kez de bizzat kadınlar, kendilerine uyum gösteremeyen hemcinslerini ötekileştirmeye çalışır.

Gri eşofman, geyikli tayt, ugg kadını tikky yapar. Dibinden ana renginin siyah olduğu gözüken sarı saç: Kezban. Türban: Rabia. Tikky'nin Kezban'a, Kezban'ın Rabia'ya tahammülü yoktur. Bilmem bu konuda kadınlara kızmak doğru mudur? Kimlikleri üstün cins tarafından yıllardır rencide edilen kadınlar var olmak, varlıklarını pekiştirmek için en etkili yöntem olarak başkasını hor görmeyi öğrenmişlerdir. Öğretici rol modelleri ise erkeklerdir.

Bu yazıya başladığımda bu kadar feminist bir yazı yazmayı planlamıyordum. Bütün erkeklerin aynı olmadığını, tek tük de olsa nazik, duyarlı, sevecen erkeklerin var olduğunu biliyorum. Dolayısıyla yaptığım genellemeler onları bağlamaz ama yazdıklarım bütün kadınları bağlar. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sadece annelerin değil, sadece Kurtuluş Savaşı'ndaki kahraman kadınların değil; tembel, pasaklı, hafifmeşrep bütün kadınların günüdür. Dolayısıyla bütün Kezban, Tuğçe ve Rabia'ların gününü içtenlikle kutlarım. Dilerim türler arası boğuşma sürecimiz ara sıra güç dayanışmasına da dönüşür.

Yazar: Gizli Yazar

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com