, , , , , , ,

NICKOLAS MURAY: BİR FOTOĞRAFÇININ PORTRESİ

Çarşamba, Şubat 13, 2013

Geçtiğimiz günlerde Pera Müzesi'nin blog yazarları için özel olarak düzenlediği rehberli tur etkinliğine katılarak müzenin yeni sergileri olan Nickolas Muray: Bir Fotoğrafçının Portresi ve Çöl ve Deniz Arasında: Ürdün Ulusal Güzel Sanatlar Galerisi’nden Bir Seçki'yi gezdim. Pera Müzesi her ay İstanbullu sanatseverleri yeni bir sergiyle buluşturuyor ve kültür sanat yaşamımıza renk katıyor. Ben de tüm davetlerine seve seve gidiyorum ve izlenimlerimi meraklılarıyla paylaşmaktan büyük keyif alıyorum.

Sergi hakkındaki notlarımı paylaşmadan önce Nickolas Muray hakkında birkaç bilgi paylaşmak istiyorum; çünkü sanatçının yaşamı da en az fotoğrafları kadar ilgi çekici ve deyim yerindeyse bir başarı öyküsü.

1892'de Macaristan'da dünyaya gelen Miklós Murai, 1913'te -henüz 21 yaşındayken- kendi deyimiyle "unutulmaz izler bırakacağına inanarak" 25 dolar ve 50 kelimelik İngilizce bilgisiyle Ellis Adası'na ulaşmış ve adını değiştirerek Nickolas Muray olmuş. Açtığı ilk sergi, sanatçının fotoğraflarının büyük ilgi görmesini sağlamış. Bunun üzerine New York Tribune'de ve Harper's Bazaar'da Muray'ın fotoğrafları basılmış. Film yıldızlarından dansçılara, oyunculardan yazarlara kadar belli bir üne sahip olan başarılı isimler sanatçının objektifine poz vermeye başlamış. 1920'li yılların en başarılı moda fotoğrafçısı olarak Nickolas Muray döneme damgasını vurmuş. Bugün İstanbul'da sergisini gezdiğimize göre Muray, sözünü tutarak ve hedefine ulaşarak unutulmaz izler bırakmayı fazlasıyla başarmış demektir.

1931'de bir Amerikan dergisinde ilk doğal renkli fotoğrafı yayımlanan sanatçı böylelikle reklamcılık alanında da tarihe geçmiş; çünkü o dönemde renkli reklamlar elle boyanıyormuş ve doğal renkli fotoğrafın uzak bir gelecekte kullanılabileceği düşünülüyormuş.

Nickolas Muray, kariyerinin zirvesindeyken şöyle der: "Hayal ettiğiniz her ne varsa fotoğrafını çekeriz biz, üstelik hepsini bir iş gününde!"

Sergide ilgimi çeken bazı fotoğrafları yazımın sonunda paylaştım. Bir başka deyişle de fotoğrafın fotoğrafını çektim. Sergide Marilyn Monroe, Greta Garbo, Elizabeth Taylor gibi önemli kadınların fotoğraflarına rastlıyoruz. Dönemin ünlü dergilerinde yer almış fotoğraflar,  sporcular, dansçılar, siyah-beyaz çalışmalar bu seçkide karşımıza çıkıyor. Siyah-beyaz fotoğraflarda Muray'ın fonu bir tuval gibi kullandığını, baskı aşamasında fotoğraflara müdahale ettiğini görüyoruz. Sanatçı bu anlamda kendine has bir teknik geliştirerek yine bir fark yaratmayı başarmış.

Sergiden bu kadar bahsederken Muray'ın çapkınlığından ve kadınlara olan düşkünlüğünden bahsetmemek olmaz; çünkü bunlar da sanatçının yaşamının ve sanatının bir parçası. Daha önce  Frida Kahlo ve Diego Rivera Sergisi ile karşımıza çıkan Frida Kahlo bu sergide tekrar karşımızda. Serginin önemli bir bölümünün Nickolas Muray'ın objektifine poz veren sanatçı Frida Kahlo'nun fotoğraflarından oluştuğunu söylemek mümkün. İki sanatçının zamanında yaşadıkları büyük aşkın bir yansıması olarak bu durumu özetleyebiliriz.

25 Ocak'ta başlayan sergi, 21 Nisan'a kadar devam edecek. Yaklaşık 50 yıllık bir kariyerin özeti niteliğindeki bu seçkiyi görmenizi ve Pera Müzesi'ni ziyaret etmenizi öneriyorum.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com