, , ,

AŞKIN -KIRMIZI HÂLİ: GÜNLERDEN SEVGİLİ

Perşembe, Şubat 14, 2013

Kendimi bildim bileli, her yıl Sevgililer Günü yaklaştığında hafiftan tutuşmaya başlar, ilerleyen günlerde ateş topu saçar ve 13 Şubat'ta kaderime boyun eğerek Dünya Saplar Günü'nü kutlarım. Hatta bir keresinde -13 Şubat 2010- yakın arkadaşımla Saplar Günü'nü kutlamak üzere Asmalımescit'te güzel bir akşam yemeği yemeye karar vermiş ve yola çıkmıştık. Planımıza göre bir arkadaşımız daha bize katılacaktı. Trafikte sıkışıp kalmışken arkadaşımız aradı ve sevgilisiyle tartışan arkadaşını teselli etmek için yanında kalacağını söyleyerek bize katılmadı. Peki bu kızı Sevgililer Günü arifesinde ağlatan düşüncesiz sevgilisi kimdi? Arkadaşımdan cevap hemen geldi: Tarkan.
Yanlış okumadınız sevgili okuyucular. Tarkan, şarkısı çıkmadan Sevdanın Son Vuruşu'nu ilk bizlere tanıtmış ve Saplar Günü yas ayinimizi etkilemeyi başarmıştı. Tarkan'dan öte Tarkan'dan ziyade Sevgililer Günü'ne damga vuracak bir kişi bu coğrafyada olmadığından bu özel gün her geldiğinde aklıma bu anım geliyor haklı olarak. Bütün geçmiş sevgililerimden özür diliyor ve ömrümdeki tüm Sevgililer Günü içerisinden sadece Tarkan'lı olanı hatırlıyorum. Cidden çok şanssızsınız.
Anılar ve espriler bir yanda dursun, herkes yamacıma otursun. Sizlere aşkın -kırmızı hâlinden bahsetmek istiyorum, günlerden sevgiliyken. Geçirdiğim en sıcak kış bu kışken, olduğum yer Akdeniz'ken. Güzel şeylerden bahsetmek istiyorum. Aşk gibi...

Aşk kırmızıdır, tutkudur, ihtirastır. Ateştir, tehlikedir, volkanik dağ gibidir. Varlığı her şeye rağmen tebessüm, yokluğu cenaze ve yokluğu ölüm. Ne güzeldir sevmek birini ve ne zordur sevebilmek birini. Zor olan güzeldir ya bu yüzden ve güzeller bu yüzdendir zor tümden.

Hiç sevmediğin huyları bile yakıştırmaktır ona aşk, hiç sevmediğin şeyleri bile sevebildiğini görmektir. Günaydın ve iyi gecelerdir. Bazen yanaktan bir öpücüktür, bazen iki dudağın tangosu, bazen burnunda tüten o kokusu... En kısa kelimedir aşk ama yüzyıllardır anlatıla anlatıla bitirilemeyen dünya meselesi. Bestekârın bestesi, şairin güftesi...


Bugün günlerden sevgili. Yolu gerçek sevgiden geçmeyenler kapitalist sistemin bir cilvesi olarak görüyor, bir sevgilisi olanınsa gözü ticareti falan görmüyor. Sevginin alışverişi olmuyor.

Çoğu zaman unutsa da insan, aşkın en büyük duygu olduğunu hatırlatan ve yaşatan biri bir gün çıkıp geliyor. Bütün ezberleri bozarak, duvarları kırarak, perdeleri açarak, elinden tutarak. Perdeleri açınca, duvarları kırınca güneş yüzünü gösteriyor. Eninde sonunda her gönül ektiğini biçiyor.

İki kişilik bir aşkta kahramanlardan biri olmak ya da iki kişinin yaşadığı bir aşka tanık olmak... İkisi de enfes.

23 yıllık ömrümde geçirdiğim en güzel Sevgililer Günü bugün... Yaşanacak çok güzel şeylerin olduğuna, içimizdeki güçle İstanbul'u baştan sona rahatlıkla aydınlatacağımıza, hedeflerimize ulaşacağımıza ve her ne istersek olacağına inandığım ve bu gücü kendimde bulduğum bir günle beraber sizlere bunları yazıyorum.

Günlerdir bir sürü arkadaşım Sevgililer Günü için hediye alma konusunda benden yaratıcı fikirler isteyip durdular. Bu yıl sizlere bir öneri yazısı değil, bir yaşanmışlık yazmak istedim. Hediyenin güzeli çirkini olmaz. Yeter ki samimi olsun, içten olsun. En büyük ihtişam görkem değildir, sadeliktir; çünkü yalın hâl özgüvendir. Aşkın en güzel hâli, -kırmızı hâlidir.

Aşkın hep -kırmızı hâlinde kalın, ayrılık eki almayın... Sevgililer Günü kutlu olsun.


NOT: Yazımda kullandığım fotoğrafları, Antalya 5M Migros'taki Sevgililer Günü için özel olarak kurulan platformda çektim. Notlarda ismi geçen hiçbir şahısla uzaktan yakından bir ilgim bulunmamaktadır.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com