, , , , , , , , , , ,

YORUM FARKI: GOLDEN GLOBE GOES TO... ME! - II

Çarşamba, Ocak 16, 2013

Sinema dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul gören Altın Küre Ödülleri, Beverly Hills'de düzenlenen bir organizasyonla 70. defa kazananlara sunuldu.

Her ne kadar Altın Küre'nin prestijinden konuya girsem de aslında Altın Küre'nin prestijliliğini ve Oscar'ın habercisi olduğunu söylemek sadece eski bir ezberden ibaret. Son yıllarda Altın Küre ciddi biçimde bir "star organizasyonu"na dönüştü. Sanatsal nitelikli filmlerin ödül alamadığı ama popüler olanların ödülü kucakladığı zamanların ardından Altın Küre'nin ne kadar Oscar'ın habercisi olduğu elbette tartışmaya açık bir konu. Mesela Spielberg yönetmenliğinde çekilen ve 7 adaylığı bulunan Lincoln Altın Küre'de sadece bir ödül kazanabildi. 12 dalda adaylığı bulunan filmin Oscar'daki durumu şimdiden merak konusu... Bekleyip göreceğiz.

Dünyada hayranlık duyduğum birkaç adamdan biri olan Jason Statham'ı sahnede ödül verirken gördüğüme sevindim. Bazen düşünüyorum da erkek olmanın karşılığı Jason Statham ise, bizler neyiz? Light yoğurt muyuz, kavunsuz rakı mıyız, yoğurtsuz mantı mıyız? Neyiz biz?

En İyi Şarkı Ödülü kategorisinde ödül, favorim olan Skyfall'a gitti. Obur kızımız Adele ödülleri silip süpürmeye kaldığı yerden devam ediyor. MTV, Grammy ve türevlerinden topladığı ödüllerin yanına bir Golden Globe da güzel giderdi zaten. Bu arada, Adele doğum mu yapmış! Allah'ım, ben nerede yaşıyorum? Bundan neden benim haberim yok? Aslında asosyalliğin dibine vurmuşum ama sosyali oynuyormuşum ben sevgili okuyucular. Yılın En İyi Erkek Oyuncusu kategorisinde ödülü bana vermeliler. Konumuza geri dönelim. Sevgili Adele, iyi ki varsın. Bütün ödüller senin olsun. Ödülün hası sensin. Ayrıca günden güne güzelleşiyorsun, gözümüzden de kaçmıyor. Şarkılarında mutsuzluktan ölüyordun ama sevgilili, mutlu, çocuklu olmuşsun. Neyse ne. Bu bir sinema organizasyonu canım. Şimdi seni diğer tarafa alalım. Ha, bundan sonra da ödül törenlerine sepetle gel ki ödülleri taşıman kolay olsun.

Jessica Alba sahnede. Sen ne güzel bir kadınsın! Dünya ahiret "Jessica Abla"msın ama uzayda iş değişir Jessica!

Sunucu Amy Poehler tarafından "Hillary Clinton'ın kocası" olarak anons edilen Bill Clinton'ın salon tarafından uzun süre ayakta alkışlanması takdire şayan ve bir o kadar da bize uzak bir sahneydi. Bizde bu türden bir sahne olsa, eski başkanımızı muhtemelen birileri boykot ederdi. Eski liderlerini saymaları, sevmeleri çok güzel bir tablo tabii...

Müzik veya Komedi dalında En İyi Kadın Oyuncu seçilen Jennifer Lawrence'ın "Meryl'i yendim!" diyerek başladığı konuşma oldukça güzeldi. Genç bir oyuncunun ödülü kucaklaması umut verici bir andı. "Bana inandığın için anne, insanlar çılgın olduğunu düşünüyorlar." dediği an duygulanmadım desem yalan olur. Duygulandım.

Ödül vermek için sahneye çıkan bir başka güzel de Megan Fox'tu. Bu kadar da güzel olunur mu! Ayıp! Her neyse. Ödüllere geri dönelim. Les Misérables (Sefiller) filmindeki performansıyla Anne Hathaway, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu seçildi. Böylece sevdiğim kadınlardan biri daha ödülü kucaklamış oldu. Gerçi Anne o kadar cılız görünüyordu ki bir ara Golden Globe onu kucaklayacak sandım. Mahcup tavırların, utangaç hâllerinle sen çok başkasın Anne! Gerçekten de "Sefiller"i oynuyorsun bu hâlinle. Hahahaha! Ödülü aldığına göre git de masanda biraz ye.

Yine çıktı aradan vampir! Robert Pattinson sahnede. En İyi Senaryo... Quentin Tarantino! Kaldığımız yerden devam ediyoruz. Aman Allah'ım! Lucy Liu, bu kılık ne? Hawaii'deki bir yazlığın 90'lardan kalma perdesinden üstüne elbise diktirmiş gibi görünüyorsun.  Bu ne zevksizlik, bu ne rezillik! Yıkıl karşımdan! Ben seni bu hâlinde Beverly Hills'e hayatta almam.

Arnold ve Sylvester ikilisi En İyi Yabancı Film kazananı açıklamak için sahnede. İki eski rakip tabii götüreceğini götürdü, alacağını aldı. Yerler rekabeti. O eskidendi, çok eskiden. Avusturya-Almanya-Fransa'nın ortak yapımı Amour kazanıyor. Filmin Avusturyalı yönetmeni Michael Haneke, vali amca Arnold'a "Daha önce bir Avusturyalı'nın bir Avusturyalı'ya Altın Küre verdiğini görmemiştim." diyor. Avusturya'da kopan alkışlar kulağımda yankılanıyor.

"Normal olmak heveslenilecek bir şey değildir, kaçınılacak bir şeydir." Bu söz Jodie Foster'a ait. Eşcinsel olduğunu açıklayan Foster, üstüne bir de emekli olacağını da söyleyince geceye damgasını vuruyor. Oldukça etkileyici ve cesur bir konuşmaydı doğrusu.

En İyi Film seçilen Argo, Ben Affleck'e de En İyi Yönetmen ödülünü kazandırdı. Jennifer Lopez'in eski sevgilisini ayakta alkışlaması takdire şayandı. Ben ödül alsam eskilerim alkışlamak bir yana, salonu terk ederlerdi. Malumunuz, zirveye çıkamayanlara dağcı sertifikası verilmiyor. Kaşla göz arasında bir Golden Globe da ben aldım. Kendim yazdım, kendim oynadım. Golden Globe goes to... me!

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com