, , , , , , ,

YORUM FARKI: GOLDEN GLOBE GOES TO... ME! - I

Çarşamba, Ocak 16, 2013

Bilmem kaçıncı Golden Globe Ödül Töreni'ni izledikten sonra çok mu mutlu oldum yoksa çok mu uyuz oldum, karar veremiyorum. Bir yandan ergenlik idolüm Salma Hayek'in hâlen taş gibi olduğunu görmek ve George Clooney'nin yüz yaşına da gelse bir içim su olarak kalacağını fark etmek bana bazı şeylerin hep aynı kalabildiğinin güvenli huzurunu verirken bir yandan da taş gibi, kariyerli, ödüllü, bilmem neli adamların botoxlu eşlerine teşekkür edip durması sinirimi zıplattı.

Bu sinir zıplama olayı kırmızı halıda başladı zaten. Sen kalk bir aktris olarak Golden Globe ödüllerine aday ol ya da konuk olarak çağrıl her neyse, sonra da bizim köşe başındaki abiyeciden alınmış gibi allı pullu, rüküş elbiseler giyip bir de bir milyoncudan alınmış gibi mücevherler tak! Yani böyle bir moda eleştiri yazısı, oturduğun yerden sallama durumu haddim olmayabilir ama biz pazara çıkarken bile daha özenli çıkıyoruz. Bir de Türk kızlarına Kezban derler. Biz ki dört yıllık üniversitenin sonunda düzenlenecek mezuniyet balosunda ne giyeceğini birinci sınıftan itibaren düşünmeye başlayan bir milletin hatunlarıyız. Türk erkekleri Golden Globe'u izlesin ve akıllarını başlarına devşirsinler. İsim sayamayacağım ama neredeyse gördüğüm birçok hatun, Kardeşler Halay Salonu'nda Mustafa'yla Fatma'nın düğününde halay başı olacak gibi duruyorlardı; o denli alelade, basit ve özensiz. Bazıları buna doğallık diyerek entelektüel bir imaj çizmeye çalışıyor, bunun da farkındayım. O zaman doğal olmak için Chanel'e, Gucci'ye on binlerce dolar ödemeyeceksin güzelim; çünkü yemezler. Zevksizlik bildiğin. Öyle böyle değil, çok sinirim bozuldu. Ben ki her yıl düzenli olarak Oscar Ödül Töreni'nde ne giyeceğinin planını yapan, kırmızı halıda nasıl süzüleceğini prova eden bir hayalperestim. Benim 13 yaşımdan beri hayalini kurduğum platforma sen öyle Hatice'nin görümcesi gibi gidersen beni de bir öfke sarar hâliyle. Giy bebeğim siyahları, çek derin yırtmacını, aç gerdanını, saçlarını topla hafif dağınık, yüzüne, kırmızı rujunu da sür, bacağını da bir adım öne at. Seksisin işte!

O kadar soluk benizli, cılız, meymenetsiz kadından sonra ekrana bir baktım: Salma Hayek. Ben ateist bir erkek olsam, bu kadını gördükten sonra tövbe edip beş vakit namaza başlardım. Allah'a inanmakla kalmam, gece gündüz secde ederim. Bir kadın bu kadar olağanüstü olabilir mi? Kelimenin tam anlamıyla kadın! Hatta Tanrıça! Nasıl heybetli, nasıl güzel... Yumuşacık bakışları, edası, kıvrımları... Yani kadını oturur tablo diye izlerim akşama kadar. Bir de o kadar hayranım ki zerre kıskanmıyorum. Hatta enteresan bir şekilde gurur duyuyorum kadınlığı bu kadar şahane taşıyabildiği için.

Gelelim kırmızı halı ilahlarına. George Clooney bir içim susun, yaşlandıkça taşsın. Alımın, duruşun çok başka! Sana diyecek tek sözüm yok, öpüyorum gerdanından. Quentin Tarantino... Bu adamda farklı bir şey var. Çirkin, ukala, dengesiz bir adam ama neden bu kadar çekici? Tehlikeli ve yetenekli olduğu için herhâlde. Ben Affleck... Sana gül gül öldüm. Ödül kazandığında gözlerini kocaman kocaman açıp yüzünde ablak bir ifadeyle şaşkınlığa boğuldun ya, dedim adam geri zekâlı mı ne? Ne kadar yeteneksiz olduğunu düşünüyor ki ödül aldığına bu kadar şaşırıyor demek ki. Aslında ortaokulda bir piyes sahneye koymuşlar da yanlışlıkla Golden Globe almış gibi şaşırıyor saf. Bir de sevgili karın Jennifer Garner'a yaptığın ilan-ı aşk da hafif sinirlerimi zıplattı. Sana âşığım, sana hayranım bilmem ne... Türkiye'de böyle bir şey olsa, adam ödülü alıp Ruslarla ıslatmaya gider. Sen karına teşekkür ediyorsun ya, aferin sana ama biz alışık değiliz böyle şeylere. Mad Men'deki adamın adını hep unutuyorum. Karakter adıyla bahsedeyim: Don. Don sen benim için çiftlik evimizde bahçe çitlerini onarırken susuzluğunu gidermek için bira içen, saçları hep fazla jöleli ama kolları da bir o kadar fazla kaslı, korumacı, esrarengiz, ömür adanacak bir adamsın. Düşün hayatımdaki yerini. Peki ya yanında babaannen gibi duran karın? Ne olacak böyle Don? Şu hayatıma bir çeki düzen vereyim, gideyim Türkiye'den kendime esmer bir çıtır bakayım dedin mi? Yok. Ben beklerim... Sen babaannene iyi bak.


Golden Globe Ödül Töreni'nden bahsediyorum güya ama ödüller hakkında tek kelime yok; çünkü dikkatim bu adaletsizlikle o kadar dağılıyor ki ödüller ilgimi çekmeyi başaramıyor. Varsa yoksa entrika peşindeyim izlerken. Aaa! Jennifer Lopez, Ben Affleck'i ayakta alkışladı. Bravo kadına! Ben olsam ne alkışlayacağım karşımda karısıyla süzüm süzüm süzülen eski sevgilimi der, döner George Clooney'e yazılırım. Zaten ben herhangi bir sebeple, kazara o kırmızı halıya bir çıksam var ya! Quentin Tarantino'ya senaryo okutmaya çalışmalar mı dersin, Spielberg'ün önünde mimikten mimiğe girerek oyunculuk yapmaya çalışmalar mı, üstüme şarap döküldü bahanesiyle George Clooney'nin önünde soyunmaya çalışmalar mı? Al birini vur ötekine. Yaka paça atarlar zaten beni oradan.

Neyse, hayalperestliğimi fazla açığa vurmaya gerek yok. Sonuçta burada ödül alırken yapacağım konuşmadan tabii ki bahsedeceğim. En çok da kadın kahramanlarım Audrey Hepburn, Sezen Aksu ve Madonna'ya teşekkür etmek istiyorum bana ilham ve cesaret verdikleri için! Seni seviyorum anne! Bana her zaman inandın ve umarım babama bu kanalı izletmiyorsundur; çünkü dekoltem aslında o kadar derin değil, ekran üç göğüs daha koyuyor. Akademiye ve tüm jüri üyelerine sonsuz teşekkürler... Ekibime de teşekkür etmek istiyorum. Onlar olmasalardı burada olamazdım. Hahahaha, salla ekibi! Her şeyi ben yaptım. Hem yazdım, hem yönettim, hem oynadım. Yemişim ekibini. Işıklar benim üzerimde. Johhny Deep nerede, Johhny Deep? Allah'sız Johhny Deep! Yırtmacım yeterli gelmediyse biraz daha yırtabilirim. Bu arada mahalleden arkadaşlarla para topladık, önümüzdeki ay Vanessa Paradise'ın ön dişlerini yaptıracağız. Hahahaha! Herkese iyi eğlenceler! Bu arada Angelina Jolie! Yardımdı, iyi niyet elçiliğiydi bilmem ne... İyi bağladın Brad Pitt'i. Sen var ya, köy yıkarsın köy! Son olarak kazandığım ödülü kaybeden siz değerli aday arkadaşlarım, aldım mı?


YAZAR: Gizli Yazar

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com