, , , , ,

NADAS

Pazar, Ocak 13, 2013

Bir tutam topraksan ve üzerine yağmur yağıyorsa, biraz üşüsen de bereketindir yağmur. Kuraksan yeşerirsin, yeşermişsen serpilirsin. Arsızsan, doymak bilmiyorsan da toprak olmak ne haddine... Çamurdan öte olamazsın. Topraksan arada bir nefes almalısın, nadasa bırakılmalısın.

Mevsim kış, hava yağmurlu. Sanki geçmişim, geçirdiklerim bir kitap ve ben onu okumayı çok ihmal ettim, hep erteledim. Dekorlar kuruldu, sahneler oynandı. Filmi aralıksız çekmekten soluklanmayı unuttum, sonra kurgu için masaya oturdum. Hep hayatın sahnesinde olmak yoruyor insanı. Seyirci olup izlemek gerekiyor bazen.

Bir süredir sahnelerde yokum. Oyunlara bilet alıyorum, hayatları izliyorum. Alkışım kıt, gülmem gülünçlüklerden. Büyüdüm zannederken küçülenlerden... Yelkenleri indirdim, yakaları diktim. Sevmediğim, saymadığım ne varsa yaka silkiyorum.

Rüzgâr gibi dinlenmek gerekiyor bazen, daha güçlü esebilmek için yeniden. Ya çamursun ya da topraksın zaten. Bazıları ancak çamur olarak iz bırakabiliyor ya zaten... Ben toprak olmayı seçenlerden olduğumdan bir süredir nadastayım ama bu demek değil ki yastayım. Fabrika üretimi olmayacağım, butik üretimden caymayacağım. İşte bu yüzden bir süredir vitrinde değil, atölyedeyim. Dinliyorum, dinleniyorum, diniyorum, diriliyorum.

Rahmetli hocamız Aykut Oray, bir gün oyunculuk dersinde bize vasiyette bulunmuştu, sanki bizi bırakıp sonsuzluğa gideceğini hisseder gibi. Öğrencileriyle ilgili bir kitap yazmak istiyordu o yaz ama ömrü yetmedi. Bir derste söylediği o söz de hiçbir zaman yazılmayacak o kitabın önsözü gibiydi: "Sizler çok değerlisiniz. Sakın size saygı duyulmayan bir yerde iki dakika bile durmayın."

Düşlerimi değerinden eksiğe bozdurmamak için doğru zamanı bekliyorum, soluklanıyorum. Ne çok yavaş yürüyerek ne de çok hızlı koşarak yetişebiliyorsun hayata. Bu yüzden her gün şu sıralar günlerden pazar ruhuma. Düşlemekten ziyade düşünüyorum.

Her doğum öncesi biraz sancılı, her fırtına öncesi epey sessizlik. Timsah, avını çok uzun süre gözleyip de hamlesini bir anda yapıyor ya... Sıfır risk, tam 12'den. Hedefi tam ortadan...

Bir süredir konuşmak yerine duyuyorum. En çok duyduğum da kendime olan saygım, özsaygım. Sen kendine gereken saygıyı duyduğunda işte o zaman herkes sana gereken saygıyı duyuyor. Kendi değerini kendin biçiyorsun. Kendime değer biçiyorum. Müzayedeye kapalıyım. "Var mı arttıran?"cılardan olup da kendi değerimi başkalarında aramadım, aramayacağım.

Dediğim gibi bir süredir nadastayım bereketini esirgemeyen toprak gibi, tarla gibi ama arazi olmayacağım. Lütfen dükkânın çevresini bir süre işgal etmeyin. Dediğim gibi bir süredir vitrinde değilim, atölyedeyim. Beni merak etmeye ve izlemeye devam edin...


BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com