, , , ,

BİR KOLEKSİYON SERGİSİ: ANADOLU AĞIRLIK VE ÖLÇÜLERİ

Cumartesi, Ocak 26, 2013


Yedi yılın aşkın bir süredir İstanbullu sanatseverlerin kültür ve sanat yaşamına farklı bir soluk getiren Pera Müzesi, sanatseverleri ve sanata gönül verenleri en güzel şekilde ağırlamaya devam ediyor.

Geçtiğimiz günlerde Pera Müzesi'nin daveti üzerine, Suna ve İnan Kıraç Vakfı'nın birbirinden  özel üç ana koleksiyonlarından oluşan bir seçkiyi rehberli tur eşliğinde gezme fırsatı buldum. Her zaman olduğu gibi Pera Ailesi sıcak bir tavırla ve samimiyetle evlerinde bizleri ağırladılar. Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri, Kütahya Çini ve Seramikleri ile Keşisen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar isimli üç ayrı sergiyi yaklaşık bir buçuk saat boyunca gezdik ve rehberlerin anlatımıyla aynı zamanda da bilgilendik. Sizlere Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Sergisi'nden bahsetmek istiyorum.

Konusu itibariyle dünyanın en önemli koleksiyonlarından biri olan ve tarihe büyük ölçüde ışık tutan Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu, klasik öncesi çağlardan başlayarak günümüze kadar uzanıyor ve Anadolu'da kullanılmış başlıca ağırlık ve ölçü aletlerine, mimarlıktan eczacılığa, arazi ölçümünden denizciliğe kadar uzanan çok geniş bir yelpazeyi bünyesinde barındırıyor.

Bu çok önemli koleksiyon sergisinde bizlere önderlik eden Edine Hanım'ın bilgilerinden de büyük ölçüde yararlanmış olduk. Bu önemli koleksiyon esasında gördüklerimizin çok daha fazlasından oluşuyormuş  fakat hepsini bir arada sergilemek mümkün olmadığından çok titiz bir çalışma sonucunda belli bir kısmı sanatseverlerin ziyaretine sunulmuş. Kronolojik bir sıralama yapıldığından, sergiyi gezerken baştan sona tarihsel bir yolculuğa çıkıyorsunuz.

Tarih ve ölçü sistemleri ilk olarak arazilerin ölçülmesi, tarım ürünlerinin tartılması ya da ticarette işlemlerin belli bir düzene oturtulması için Mısır ve Babil'de geliştirilmiş. İlk tartıyı Mısırlılar M.Ö. 3500'de kullanmış. Eski Yunan ve Roma'da ise terazi, kantar, cetvel ve ölçek gibi araçlar karşımıza çıkıyor. Pazar yerlerinde kullanılan bu araçların üzerinde statüyü ifade eden birtakım imgeler de bulunuyor.

Şehrin en varlıklı ve kıdemli ailelerinin kullandığı bu aletler aynı zamanda gücü de simgeliyor. Bu aletler içerisinde ortadan ikiye ayrılmış bir ağırlık var. Bu durum da ağırlığın artık kullanımdan kalktığını ifade ediyor. Kalkolitik Çağ sonlarında Anadolu'da yoğun olarak metal kullanılmaya başlanması, bölgedeki ticaret ilişkilerinin geliştiğini gösteriyor ve okunan ticaret belgelerinden de Anadolu'da Mezopotamya kökenli ağırlık birimlerinin kullanıldıkları anlaşılıyor.

Müze ve özel koleksiyonlardaki örneklere baktığımızda Roma ve Bizans dönemlerinden yakın dönemlere -günümüzden yaklaşık yirmi yıl öncesine- kadar kullanılan kantarın uygarlıklar boyunca ufak değişimlerle uğradığını anlayabiliyoruz. Mesela Roma ve Bizans'ta kantarın üç çengeli varken, Selçuklu ve Osmanlılarda iki çengele sahip. Teraziyse günümüze kadar hiç değişmeden gelmiş ve bugün de aynı biçimini korumakta. Sergide en büyük bölümünü elbette Osmanlı Devleti'nin ağırlık ve ölçü birimleri kaplıyor. Benim de sergide en çok dikkatimi çeken ağırlık ve ölçüler Osmanlı'ya ait olanlardı.

Daveti için Pera Müzesi'ne, müthiş ve bilgilendirici anlatımı için Edine Hanım'a, sanata katkılarından dolayı Suna ve İnan Kıraç Vakfı'na teşekkür ediyorum. Tabii benim sizlere verdiğim bilgiler sınırlı olacağından, bu sergiyi muhakak ziyaret etmenizi ve koleksiyonu gezmenizi öneriyorum.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com