,

YALANLAR VE YILANLAR

Pazartesi, Kasım 05, 2012

Gecenin sabaha aktığı, karanlığın güneşli sabaha vardığı, mumlarınsa yatsıya kadar yandığı bir zaman...

Sonu baştan bilindiği hâlde inadına inadına yaşanılanlar, o filmin sonunu görmeden kötü sonla biteceğine inanmamalar...

Dürüst olmak zordur, gerçeğin yalan olmuşsa. Hep beyazı sevdim, yüzümü hep beyaza sürdüm. Gözlerime kara süremez kimse. Kin tutmam ben, kir tutmam ben. Kendiliğinden karadır benim gözüm, kendiliğinden beyazdır benim özüm. Tesellileri sevmem, en çok da oyunları... "O kadar çok oynadım ki çocukken." der sevdiğim bir şarkı. "Ben mış gibi yapmam." diye de biter.

Kimseye kötü bir son yazmak istemem şu romanımı yazdığım ve yaşadığım hayatımda. Herkes mutlu olsun, çocuklar kırlarda koşsun, sevdiklerim coşsun isterim. Komşum mutsuzsa ben mutlu olamam ki. Dostum açsa ben tok yatamam ki. Gerçekler, gölgeler gibi insanın peşindeyken ondan kaçılmaz ki... Dedim ya, ben mış gibi yapamam ki...

Yalan söylemeyi hiç beceremem. Bir daha oturamam ki kendimden başkasını oynamaya kalksam yerimden. Pinokyo'nun burnu uzar, benimse yanaklarım kızarır. Tutarım al yanaklı Heidi'nin elinden. Ver elini dağlar, kurtlar kuzular... Bu sofrada kuzuyu çevirme yapar da yerler. Ah yok mu o kurtlar... Sözde anasının kuzusu onlar... Sözde kuzu, özde kurt onlar... Çakal onlar...

Pinokyo'ların burnu uzuyor da edebe adaba değmiyor, uslu çocuk olanlar Şirinler'i göremiyor. Tatlı dil, yılanı değil de yılan tatlı dille adamı deliğinden çıkarıyor. Bir tuhaflıktır ki sürüp gidiyor.

Yalanların ve yılanların masalı bitmek bilmiyor. Yer çekimi yasası gereğince pelerinli şarlatanların maskesi düşüyor. Kötü kahramanlar, kahraman olamıyor. Sahnedekiler de izleyenler de esas ve esaslı kahramanı bekliyor.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com