, , , , , , ,

ALTIN ÇOCUKLAR SERGİSİ (PERA MÜZESİ)

Pazar, Kasım 11, 2012

Geçtiğimiz salı akşamı Pera Müzesi'nin blog yazarları için düzenlediği sergi etkinliğine davetliydim. Daha çok müzik ve sinema hakkında yazmama karşın Pera Müzesi'nin bu şık daveti karşısında oldukça memnun oldum ve yakın arkadaşımla davete katıldım. Blog yazarları olarak ilk olarak Pera Café'de ağırlandık ve ardından rehber eşliğinde müzede yer alan iki ayrı sergiyi gezdik. Bunlardan ilki, 13 Ekim tarihinde sanatseverlerle buluşan Altın Çocuklar 16.-19. Yüzyıl Avrupa'sından Portreler isimli sergiydi. Koleksiyoner Yannick ve Ben Jakober çiftinin bu portreleri toplamasının ve koleksiyona dönüştürmesinin ardında trajik bir olay yatıyor.

Yaşlı ve sevimli çiftin küçük kızı çocuk yaşta hayatını kaybettikten sonra bu ikili çocuk portreleri toplamaya başlamışlar ve bu portrelerin sayısı zamanla artmış. 100'ü aşkın portreden 57 tanesi Pera Müzesi'ndeki sergi kapsamında sergilenmekte. Her portrenin kendine göre bir hikâyesi, bir derinliği var.

Bu altın çocuklar kimdir? Tabii ki bu çocuklar "seçilmiş" ailelerin özel çocukları. Aristokratlardan tutun da Avrupalı zengin ailelere uzanan, üst sınıf ailelerin çocukları bu tablolarda resmedilmiş. Çocukların hepsi oldukça ihtişamlı kostümlerle karşımıza çıkıyorlar. Yine çok dikkat çeken bir durum var ki bu çocukların hepsinin bakışlarında olgunluk, yüzlerindeyse ciddi bir ifade mevcut. Bu da muhakkak büyük bir disiplin ve sorumlulukla yetiştirilmelerinden, geleceğe dair kendilerinden beklentilerin yüksek tutulmasından kaynaklanıyor. "Büyümüş de küçülmüş." deyimi tam da bu çocukların duruşunu ifade ediyor. Eserler, Avrupa'nın tarihine ışık tutmakla birlikte her biri kendi döneminin yapısını, modasını, inançlarını ve geleneklerini de gözler önüne seriyor. Bu kapsamda Osmanlı'ya ait iki eser de karşımıza çıkmakta: Mihrimah Sultan ve Abdürrahim Efendi Portresi.

İspanyol, Alman, Türk, Hollandalı, Fransız, Polonyalı, İtalyan... Farklı kültür ve toplumların portrelerle karşımıza çıktığı bu sergide aslında bütün ihtişam ve bolluğun ardındaki hüzünlü ve yükü boyundan büyük yükler taşıyan çocukların betimlendiğini görüyoruz. Ben kendi adıma çocukların yüzlerindeki ifadeyi görünce "Gerçekten bu çocuklar şanslılar mı?" demekten kendimi alıkoyamadım. Özellikle erkek çocukların belli bir yaşa kadar kız kıyafetleri giymesi ve portrelerde de karşımıza bu şekilde çıkmaları benim bir hayli dikkatimi çekti. Portrelere baktığınızda bu çocukların erkek olduklarına inanabilmek neredeyse mümkün bile değil.

Bu sergiyi gezme şansınız 6 Ocak'a kadar devam etmekte. Bu özel koleksiyona ve tarihe tanıklık etmenizi öneririm. Ben gittim, gördüm ve gezdim. Size de gidin, görün, gezin derim.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com