, , , , , , ,

İSTANBUL'U FETHEDEN İLK VE TEK KADIN: MADONNA

Pazartesi, Haziran 11, 2012


7 Haziran 2012 tarihini ve bu tarihin perşembe gününe denk geldiğini hiçbir zaman unutmayacağım, tıpkı bu geceye birlikte tanıklık ettiğim 52 bin kişi gibi...

Her şey çan sesiyle başladı. Dansçılar fitili ateşledi ve dev bir tütsü bir o yana bir bu yana sallanmaya başladı. Mistik sesler ve alkışlar yükseliyordu. Hava kararmıştı. Beklenen o an geldi ve Girl Gone Wild ile Madonna konseri başladı.

Hepimize bir şeyler oldu. Hani bazen bağırmak istersiniz de bağıramazsınız, ağlamak istersiniz de ağlayamazsınız, alkışlamak istersiniz de alkışlayamazsınız... Madonna İstanbul'u ele geçirmişti ve kimsenin gıkı çıkmıyordu. O meşhur 3 uçak ve 45 tırla kendi dünyasını İstanbul'a taşıyan Madonna bizim şehrimizde bizi misafir olarak ağırlıyordu.

Kendi adıma şunu söyleyebilirim ki hayranlık duyduğum tek insanla bu ilk buluşmamdı ve ilk buluşmalar her zaman çok heyecanlıydı. Girl Gone Wild, Madonna'nın sesini duyduğumuz ilk andı ve muhteşem bir başlangıçtı. Gerek klibiyle gerekse şarkı olarak ilerleyen yıllarda Madonna klasiklerinden biri olarak anılacak bence Girl Gone Wild.

Bang Gang'deki performansta deyim yerindeyse aksiyon filminde dövüşçü bir kadını izliyor ve geçen her dakikada biraz daha teslim oluyorduk. 52 bin kişiden çıt çıkmıyor ve herkes hayranlık dolu bakışlarla Madonna'yı izliyordu.

Like A Virgin kulaklarımızda hiç bu kadar dramatik yankılanmamıştı. Herkes bu şarkıda tepinmeyi beklerken Madonna elinde mikrofonuyla yerde acı çekerek şarkıyı söylüyor ve o duygu her neyse hepimizi etkisi altına alıyordu. Konserde en duygulandığım şarkı Masterpiece oldu. Masterpiece tartışmasız çok güzel bir şarkı ve Madonna'dan canlı dinlemek harikaydı. Duygusallaştığımız o nadir anlardandı.

Express Yourself'le Born This Way'i beraber söyleyerek, şarkısından epeyce esinlenen Gaga'ya aslında göndermelerin en hasını da yapıyordu Madonna. Bunu ilk başta bizim ekipten kimse anlamadı ama "Madonna neden Lady Gaga şarkısı okuyor? Delirdi mi?" sorusuna "Elbet bunda bir iş vardır." diyor ve çok geçmeden de sorunun yanıtını almış oluyorduk. Lady Gaga bir hayli Madonna'ya oynuyor ama Madonna'yı oynuyor. Taklitler her zaman aslını yaşatır.

En sevdiğim şarkılarından Nobody Knows Me'yi duymak oldukça güzeldi. Bu arada, Madonna'nın 2004 tarihli Re-Invention turnesindeki Nobody Knows Me performansı en sevdiğim performanslardan biridir.

Ponpon kız olarak sahneye çıkıp hoplayıp zıpladığında herkes şaşkınlık içerisindeydi. 53 yaşında bir liseli kız vardı karşımızda. 23 yaşındaki kız arkadaşım "Ben Madonna'dan daha yaşlıyım." dedi. Şimdiki gençler olarak bizler Madonna'dan daha yaşlıyız.

En merakla beklediğim anlardan biri "Strike a pose!" cümlesini duyacağım o andı. Evet, Vogue'dan bahsediyorum. Her şarkıda sahne değişiyor ve farklı farklı gezegenlere yolculuk ediyorduk. Bu ayrıntıcılık, kusursuzluk ve bitmek bilmeyen enerji akılalmaz türdendi. İşte bu yüzden Madonna her zaman rakipsizdi.
Like A Player'da herkes ayakta saygı duruşundaydı ve elleriyle tempo tutuyordu. "Madonna ve müritleri" değil de "Madonna ve ailesi" gibiydik hepimiz. Birlik ve beraberlik içindeydik.

Celebration ile hepimizi son kez dansa davet etti Madonna. Konser bitmişti. Sezen Aksu'nun kalbi Ege'de kaldıysa benim kalbim de TT Arena'da kalmıştı. 52 bin kişi İstanbul'da tarihe tanıklık yapmıştı.

"Konser nasıldı?" sorusu için bir sürü farklı yanıt alabilirsiniz ama benim için rüya gibiydi. Bu yıllardır beklediğim ilk buluşmaydı ve ilk buluşma her zaman çok heyecanlıydı. Sihirli bir değneğim olsaydı Madonna'nın hiçbir zaman yaşlanmaması için kullanabilirdim hakkımı. Hepimizi tek çatı altında topladığın için, bir tarihe tanıklık ettirdiğin için, muhteşem enerjin için sonsuz teşekkürler Madonna. Konserde emeği geçen herkesin de emeğine sağlık.

Şanslı 52 bin kişi içerisinde olmayanlar, üzülerek söylüyorum ama çok şey kaçırdınız ve ne kaçırdığınızı da yakalayacağınız o zamana kadar anlayamayacaksınız; çünkü anlatabilmek çok zor. Bu size bir misilleme değil asla ama bir gün kendinizi şımartmak isterseniz ben dünyanın herhangi bir yerindeki Madonna konserine gitmenizi öneririm. Madonna çıtaları öyle bir yükseltti ki ben de bu konserden sonra artık hangi konserden tat alabileceğimi kara kara düşünmekteyim. Bu yolun sonu yine Madonna'ya varır.

Koyu bir Madonna hayranı olan arkadaşım, yılda birkaç kez gerçekleştirdiğim ev ziyaretinde beni Madonna'nın konser DVD'leriyle karşılar ve defalarca gittiği Madonna turnelerini anlatırdı. "Anlaşması bitmek üzere. Son 3 turnesi kaldı." diyerek korkuyu üzerime salar ve "ölmeden önce yapılması gereken 100 şey"" listemde zirveye oynayan "Madonna konserine gitmek" neon ışıklarıyla süslenmiş bir pano gibi yanıp sönerdi. Hem yazımda da dediğim gibi bu ilk buluşmaydı. Tekrar Madonna'yla yollarımız kesişir bir yerlerde. Neden olmasın?

Bu arada, yazarınız her yıl Madonna'yla aynı gün bir yaş daha alıyor. Yaşasın 16 Ağustos kardeşliği! Ben biraz daha büyüyeyim ama sen hiç yaşlanma ya da ikimiz de hep böyle kalalım. Ne dersin Madonna?

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com