, , , ,

MEVSİM BAHAR

Pazar, Nisan 29, 2012

Tarih derslerinde bize öğretilen ve sürekli tekrarlanan "Geçmişini bilmeyen, geleceğine yön veremez arkadaşlar!" cümlesi hangimizin aklına kazınmadı ki? Sınav öncesinde ezberlemekte zorlanıp "Keşke milattan önce doğsaydım da bunları bilmek zorunda olmasaydım!" diyerek sinir krizinin eşiğinden döndünüz mü siz de benim gibi? Eminim ki demişsinizdir. Hangi çağda yaşamak isterdiniz, orasını bilemem ama ben hep şimdiki zamanda yaşamak isterim. Yaşanması en zor zamandır şimdiki zaman. Günler domino taşları gibi sıralanmış, hayata başladığımız ilk gün baştaki taş düşmüş de hızla akıp gidiyor gibi zaman sanki.

90'larda çocuk olmak çok başkaydı. Serçe parmağımızla teybin makarasına takılan kaset bandını sarardık. Arkadaşımız arayacak diye saatlerce telefon beklerdik. Hep bir şeylerin koleksiyonunu yapardık mesela, severdik biriktirmeyi. Onarmak, sabretmek, emek vermek, biriktirmek ve büyümek üzerine kuruluydu bizim çocukluğumuz. Baharın gelişini okul servisinden iner inmez hep beraber dondurma yiyerek kutlardık. Herkes harçlığına göre dondurma alırdı kendine ama birlikte olmanın tadı herkeste aynıydı. Ebeveynleri de alıp hafta sonları hamburgecide buluşmak bizim için büyük olaydı. Şimdiki gurme işi hamburgerlerde bile yok çocukluğumuzdaki o tat. Gerçekten de geçmişini bilmeli insan ve hiç unutmamalı. İnsan önce kendi tarihini ve coğrafyasını bilmeli.

1995 yılının güneşli bir eylül zamanında kalem tutmaya başlayan elim, bugün o zamanlar ve o anılar için harflere özenle dokunuyor. Hazine bulmuş da dokunmaktan çekinir gibi, tozlu sandıktan çıkarır gibi... 17 yıl geçmiş aradan. Birbirimizden koparmamış bizi geçen onca zaman. Sizden önce büyümeye koyulmuş biriyle yollarınız kesiştiğinde bir gün ayrılabilir ama beraber büyüyen iki insan nasıl olur da birbirine sırt dönebilir... Çocukluğunu bildiğiniz, el ele verdiğiniz biriyle yan yanayken yaşarsınız işte o nadir "şimdiki zaman"lardan birini. Yıllar önceki duygularınızla şimdiki duygularınızın aynılığı, yıllar geçse de yaşanan o şimdiki zaman duygusunu derinden hissettirir. Yol arkadaşlarınızla birlikteyken çalışan her şey durur, mola verir. Geçmişten bahsedilir ama geçmiş geçmemiştir ve gelecek gelecektedir. Yıllarca görmeseniz bile birbirinizi, kaldığınız yerden devam edersiniz; çünkü çocukluğunuzu bilirsiniz, acılarınızı bilirsiniz, masumluğunuzu bilirsiniz, savunmasızlığınızı... Ondan size zarar gelmeyeceğini bilirsiniz. O kadar çok şey bilirsiniz ki söylemezsiniz. Büyük duygular da zaten büyük ve süslü laflara pas vermiyor. Samimiyet makyaj kabul etmiyor. Aynı dili konuşanlar bir göz ucuyla anlaşabiliyor. Belki de insanı en çok kendini anlatmak yoruyor ama insan çocukluk arkadaşıyla birlikteyken anlatmak yerine yaşıyor. Biliyor ki zaten o anlatmadan da anlaşılıyor.

Çocukluk arkadaşına kolay kolay kimseleri yakıştıramıyorsun, layık bulmuyorsun. O hep en güzelini, en iyisini hak ediyor her şeyin. Başarısı kendi başarınmışçasına seviniyorsun. Küçük yaşta ekilen sevgilerin toprağında kıskançlık yeşermiyor. "Daha iyisi de senin olsun." diye teşekkür ediyorsun takdir ettiğinde seni. O, hayallerine eriştiğindeyse belki ondan daha çok seviniyorsun. Elini gerçekten tuttuğun insana hiç mi hiç kıyamıyorsun.

Bizler şanslı çocuklardık; çünkü hiçbir şeyin bu kadar kolay tüketilmediği bir çağdaydık. Aldığımızı yerine koyardık. Şimdi herkes aldığını kâr sa(n)yıyor. Değer vermeye sıfırdan başlardık biz. Puan toplardık yavaş yavaş, öyle göze girerdik. Şimdiyse ilişkiler yüz puanla başlayıp hızla eksiliyor. Zoru seven biriktiriyor, kolayı seven harcıyor. Güzel olan zordur ve zor hep zaman alıyor. "İyi ki varsın!" diyebilmek ve hakkını vererek söylemek zaman alıyor. İyi ki varsınız hepiniz. İyi ki varsın. İyi ki varız.

Bahar yine mevsimlerden. Dondurma yiyelim mi? Üstüne ılık su içelim mi?


BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com