, , , , ,

YAĞMUR, SIFIR MAKYAJ VE BİR BİLET

Cuma, Aralık 16, 2011

Her zamanki gibi kapım çalınıyor. Herkese günaydın! Kardeşim bilgisayarımı istiyor. Annem ekmeği yine apartman görevlisine aldırmayı unutup beni ekmek almaya gönderiyor. Abim evde olsa hiç affetmez, "Sen git." derdi. Ben de gitmezdim ve azarı da işitirdim. O da bir ton laf sayıp gider, "Bu ne biçim çocuk anne." derdi. Olsa da dese...

Bilmem kaçıncı bin kez aynı uyarı: "Çok tahıllı ekmek alacaksın. Bilmem neyin ekmeğinden." Oysa ben gramajından tutun da kalorisine kadar ekmeğin her bir şeyini öğrenmişim. Gidiyorum, ekmekleri alıyorum ve kahvaltımı yapıyorum. Yalnız kahvaltı yapmayı hiç mi hiç sevmem. Tabakları tepsiye alıyorum ve salonda annemle konuşa konuşa kahvaltımı yapıyorum.

Hava kapalı, kasvetli, gri. Sabahki güneşli hava yerini yağmura bırakıyor. Severim aslında yağmuru, yağmurdan sonraki toprak kokusunu. Pencerelerdeki su taneciklerini severim sevmesine...

Annem tavuk suyuna çorba yapmış, şehriyelerini ezmiş. Aklıma en yakın arkadaşlarımdan Dilek geliyor. Doğum günümde akşam yemeği yerken canı tavuklu çorba çekmişti ve "Günün çorbasında keşke tavuklu bir çorba olsa." demişti de, günün çorbası tavuk suyuna şehriyeli çorba çıkmıştı. Başka bir şey istese olacakmış. Sanırım ne zaman tavuk suyuna çorba içsem aklıma bu gelecek.

Biraz memnuniyetsiz, çokça tatminsiz, bir hayli tahammülsüz buluyorum kendimi. Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık. Kalbim boş, kafam karışık.

Fazla ilgiden çok sıkılıyorum, ilgisizliğe gelemiyorum. Aslında ihtiyaç duyduğum sadece biraz denge ve kararlılık. Oysa eskiden olsa ben böyle mi yapardım? Bıkana kadar, bıktırana kadar kapıları aşındırırdım. Vaziyetin fotoğrafını çektiğimden beri biraz-cık heyecansızım. Hepsi bu.

Telefonlarım çalıyor, açasım gelmiyor. Mesajlar geliyor, cevap yazasım olmuyor. Samimiyete davet ettim herkesi. Orada ağırlıyorum kendimi. İstemediğim bir şeyi hayatta yaptıramaz kimse bana. E ne de olsa burcum Aslan.

Önceden herkesi sevmek için bir neden arıyordum. Şimdi uzak kalmak için 10 madde sıralayabilirim. Karnım tok, sırtım pek. Kimse değmesin keyfime. Mazeretim var. Asabiyim ben. Bu aralar beni uzaktan sevmek, aşkların en güzeli.

Arkadaşım Biscolata erkeği Carlos ile röportaj yapmış. Acaba Carlos hiç aldatılmış mıdır? Farkında mısınız, nedense güzel insanlar hep aldatılır. "Allah bize de çirkin şansı versin." diyen ve -üzgünüm ama- gerçekten çirkin olanların bunu söylemesine ne demeli? Ne özgüven patlaması yaşayanlara ne de özgüvenden muaf olanlara tahammül edemiyorum. Kendimi görmeyi bilenlere saklıyorum. Vitrinime değil, iklimime gelenlere yani.

"Her şey insanlar için değil mi zaten?" deyip her şeyi bir kenara bırakıyorum. Şaşırma yetimi büyük oranda kaybetmiş biri olarak şaşırmış gibi yapıyorum. Saçımın önü epey uzamış. Alnımda da iki sivilce çıkmış. Amaaan! Kimin umurunda? Mühim olan insanlık. İki saat boyunca hazırlanıp bir yere gidesim yok. Pijamamla gitmek istiyorum her yere. Televizyon sesi duymak istemiyorum, dedikodu duymak istemiyorum, kulağa hoş gelmeyen bir kelime duymak istemiyorum. Anne Hathaway'in fotoğraflarına bakıyorum. İçim açılıyor. Bu kadın her geçen gün daha da güzelleşiyor. Gülmek bazı insanlara gerçekten çok yakışıyor. Gülerken bile sevimsiz olan insanlar için çıkış sağ taraftan.

Hafta sonu çıkasım yok. Hep aynı yüzleri görmekten çok sıkıldım. Kadrolu eleman mı bunlar kuzum? Her hafta gelmelerine yok lüzum.

Kimseye hatasını söylemek ve uyarmak gelmiyor içimden. Ne anlamı var ki ben söylersem... İnsan farkındalığını kendi yaratmalı. Merak duygum kalmadı. Umurumda değil kimin ne yaptığı.

Şu an bir bilet alıp başka bir ülkeye uçmak ve oranın yağmurunda ıslanmak isterdim. Hiç konuşmadan oradaki insanları seyretmek isterdim. Buralarda yağmur yağınca saçı bozulacak, üstü başı dağılacak, makyajı akacak diye ıslanmaktan korkan insanlar var. Ruhu kin ve kir tutmayan, kalıplara sığmayan insanlar isterdim. Telaşlar, kavgalar, kendi olamamalar, yalanlar, kıskançlıklar, gereksiz kıyaslamalar ve yarıştırmalar bitsin isterdim. Herkes pijamasını giysin isterdim.
Sıfır makyaj isterdim...

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com