, , , , , , ,

SEVDİĞİM KADINLAR: AYSEL GÜREL

Çarşamba, Aralık 14, 2011

Hepimizin hayatında çok önemli bir film, bir şarkı, bir baş ucu kitabı, bir aşk vardır. Başta hiç farkında olmazsınız ama bir zaman sonra geçmişe dönüp baktığınızda hep onun izlerini görürsünüz. Bazı kadınların bırakabileceği tek iz, ruj izidir. Silersiniz ve geçer. Bazı kadınlarınsa izini bir ömür boyu silemezsiniz. Hiçbir güç buna yetmez.

17 Şubat 2008'i hiç unutmuyorum. Kapıyı çalışımı, eve girişimi ve annemin söylediklerini. "Sana bir şey söyleyeceğim ama çok üzüleceksin." deyişini... "Biliyor musun? Aysel Gürel ölmüş." cümlesini... 

Herkesin hayatında çok yakından görmek istediği biri muhakkak vardır. Belki ayılıp bayılmasanız bile "Ah karşılıklı bir sohbet etsek..." dediğiniz türden bir ünlü olmuştur elbet. Bana böyle bir hak verilseydi, söyleyeceğim ilk ve belki de tek isim Aysel Gürel olurdu. Niye diye sormayın; çünkü sebepleri o kadar çok ki...

Aysel Gürel, 7 Şubat 1929 tarihinde Denizli'de dönemin saygın ailelerinden birinin çocuğu olarak dünyaya gelir. Savcılık yapan babasının tayini nedeniyle Trabzon'a taşınırlar. Bir gün Trabzon Halk Evi'nin kapısındaki oyuncu kız arandığına dair ilanı okuması sonucunda oyunculuk kariyeri başlar. Lise yıllarında da oyunculuk heyecanı devam eder. Bu heyecan yerini zamanla edebiyata ve şiire bırakır. 1952 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji mezunu olarak edebiyat öğretmenliği yapmaya başlar. Bir müddet sonra dönemin gazetecisi Vedat Ebrem'le evlenir ve 1954 yılında ilk çocuğu Müjde Ar -Kâmile Suat Ebrem- dünyaya gelir. 1957'de ikinci çocuğu Mehtap dünyaya gelmeden iki ay önce eşinden boşanır ve iki kızıyla hayat mücadelesine devam eder.

Müjde Ar bir gün annesi Aysel Gürel hakkında şöyle söyler: "O zamanlar anneme çok kızıyor ve onun birçok şeyinden utanıyordum; ama artık onu takdir ediyor ve saygı duyuyorum. Annemin davranışlarında toplumdaki ikiyüzlülüklere, gereksiz yersiz kurallara karşı protest bir tavır var. Annem her şeyi bilinçli yapıyor ve bence az bile yapıyor."




Bir gün bir röportajda gazetecinin sorusu üzerine Gürel yalnızlığın tanımını yapar: "Dört yatak odası, çok büyük bir salonu ve çok büyük bir mutfağı olan üç yüz metre kare bir evde yalnız yaşıyorum. Bu bir tercih. Sevgilim de var ama o herhangi bir ziyaretçi gibi. Takım elbiselerini giymeden, kravatını takmadan gelemez. On beş dakikadan fazla da oturamaz. Yatağıma giremez, burada bir bardak kahve içtiği zaman o bardağı yıkamadan gidemez. Bir simit bile yedirmem. Şimdi bu yalnızlık benim tercihim ve bu yalnızlığın çok büyük bir lüks olduğunu biliyorum. O masallardaki Rapunzel şatoda tek başına oturuyor, oğlan da saçına tutunup yukarı çıkıyor. Benimkiler de asansöre çıkıp bana ulaşıyor. Yalnızlık donanımsız insan için çok korkunç bir şey. El becerileri olan için biraz daha ehven. Ben hiç yalnızlık hissetmiyorum. Aslında tek başıma çok kalabalığım."

40'lı yaşlarının başında şarkı sözü yazmaya başlayan ve 1970'lerden günümüze kadar birçok şarkıya söz yazarı olarak imzasını atan Gürel birçok sinema filminde oynamış, iki kitap yayımlamıştır. Yazdığı birçok şarkı dillere marş olmuş ve Sezen Aksu'nun müzik kariyeri açısından büyük önem arz eden Firuze, Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam, Değer mi, Ünzile, Yalnızca Sitem, Sen Ağlama ve daha birçok şarkının sözlerini yazmıştır. Gürel'in sandıkta bekleyen 30 binden fazla şiiri bulunmaktadır.


Geçtiğimiz aylarda düzenenlenen 17. Kral TV Video Müzik Ödülleri gecesinde Sevdanın Son Vuruşu ile "Yılın En İyi Şarkı Sözü"ne imza atan Gürel adına ödülü Müjde Ar almış ve izleyicileri duygulandırmıştı. Yazdığı şarkı sözüyle ölümünden üç sene sonra bir kez daha damgasını vuruyordu Aysel. Ölüsüyle bile dirilere kök söktürüyordu.


Artık gayet iyi anlıyorum ki, Aysel Gürel aslında ölmemiş. Söyleyecek sözü bitmemişken, şiirleri sandıkta beklerken ve hâlâ cevap aradığımız sorular varken Aysel zaten bir yere gitmez, gidemez. Bazı bedenler nefes almasa bile aslında hiçbir zaman ölmez. Aysel Gürel de işte o ölümsüzlerden biri...


BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com