, ,

SEVDİĞİM KADINLAR: MARILYN MONROE

Pazar, Kasım 27, 2011


Geçenlerde bir arkadaşım aradı ve görüşmek istediğini söyledi. Buluşma için biraz enteresan sayılabilecek bir yerdeydim: Güzellik salonunda. Arkadaşım güzelleşirken ben de bu tür yerlerin kadrolu elemanı olan tepeleme dergilere şöyle bir göz atmaya yeltendim. Derginin sayfalarını karıştırırken ilk dakikada golü yedim. Karşımda dünyanın en güzel kadınlarından biri, belki de en güzeli... Kıyaslamayı, yarıştırmayı sevmiyorum ama Marilyn Monroe öyle bir kadın-mış ki, zaten kıyas bile kabul etmiyor.

30'lu yaşlarının sonlarına doğru kendi hayatına son vermesi ve beraberinde götürdüğü sırlar yıllarca merak konusu oldu ve bu sır perdesi bir türlü aralanamadığı için konu da kapanamadı. Kimileri suikast olduğunu öne sürmüş, kimileri Monroe'nun yaşlılığını görmek istemediğinden ve mutsuz 0lduğundan dem vurmuş ama bir kere olan olmuş ve dünyanın hiçbir zaman unutmayacağı o kadın hayata gözlerini yummuş.

"Aptal sarışın" deyiminin Monroe'dan yola çıkarak sokak ağzı literatürüne sokulduğu söylenir durur ama bana kalırsa bu yakıştırmayı Monroe'ya yapabilenlerin ruhu sarışın, hatta ve hatta platin sarısı. Monroe ki, ABD başkanıyla aşk yaşamış bir kadın. Monroe ki "et parçası" olmanın çok ötesinde... İkon olmuş ve ölümsüzleşmiş bir efsane... Bin tanesinin aklı bir araya gelse bir Monroe eder mi? Hiç sanmıyorum.

Dergiyi karıştırırken Monroe'nun fotoğraftaki açıklaması tokat gibi çarpıyor yüzüme: "İçimde daima derin bir başkasının kârı olma korkusu var sanırım. Zaten hayat bana, birisinin gerçekten sevilmesinin asla mümkün olmadığını öğretti." Monroe, bu sözü 1956 yılında söylemiş. 55 yıl sonra bile üzerinde derin derin düşündürebilen, insanı alıp götüren cinsten...

Monroe'ya hayat nasıl ve ne şekilde bunu öğretti bilemem ama ben de hayattan bu dersi aldım galiba. Hayat, neyi çok ister ve sahiplenirseniz onu sizden alıyor ya da sizinle olduğunu zannettikleriniz aslında sizinle olmuyor. Ne kadar ulaşılmaz görünürseniz, gözyaşlarınızı kimse görmeden silerseniz, parmak ucunuzda yükselip karşınızdakine eğilirseniz, kendinizden bahsetmezseniz ve açık vermezseniz o kadar değerlisiniz. Bunları serzeniş olarak değil de farkındalıkla söylemem, bu dersi geçtiğime işaret galiba.

Bir gün bir arkadaşım söyledi "Aşk, eksiklik duygusudur. Kendini eksik hisseden insan tamamlanmak ister." diye. Monroe'nun bu sözünü düşünürken arkadaşımın sözü çınladı kulaklarımda. Bu yüzden ben ihtiyaçtan, eksiklikten, çaresizlikten doğan ilişkilere inanmam. Bence limana sığınmak değildir aşk, limandan denize açılmaktır.

Modern zamanların aşkları, ulaşılamaz gördüklerimize ulaşmaya çalışmak ve ulaştığımızda zafer bayrağını dikip bir süre sonra "Sıradaki!" diye seslenmek aslında. Seni sevmiyorum; çünkü beni seviyorsun... Masal o masal yani.

Kırılgan bir kadının dizelerine dökülmüş acılarını, farkındalıklarıyla tebessüm eden genç bir adamdan okudunuz. Kimsenin kârı olmadığınız, kimseyi de kâr saymadığınız bir sevgi dilerim. Hande Yener'den gelsin: Acele etme, bu aşk dediğin biraz zaman alıyor. Bilenin ve bana katlananın yanına kâr kalıyor.

İyi pazarlar...

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com