, , , , , ,

SONBAHAR

Perşembe, Eylül 22, 2011

Bundan yıllar önce ben liseli bir öğrenciyken bir gün Turizm dersinde öğretmenimiz (Hoca demek yasak!) "Şehirlerin cinsiyeti vardır çocuklar." demişti. Tam İstanbul'un cinsiyetinin ne olduğunu düşünürken cevap geldi: - İstanbul, mimari olarak kadın bir şehirdir çocuklar...

Şehirlerin de bir ruhu ve bir cinsiyeti vardı. Aslında mühim olan cinsiyet değil, tavırdı. Tavrı, dokusu ve duygusu olan bir şehir kuşkusuz İstanbul. Yüzyıllarca uğruna kan dökülen, kimselerin paylaşamadığı, şiirlerin dizelerinden taşan, o çok sevdiğimiz şarkılara ilham veren ve arka sokaklarında neler olduğu her zaman merak konusu olan bir kadın İstanbul...

Bana kalırsa mevsim yazsa ve biraz su varsa her yer yaşanılası ve güzeldir. Bizler yazın soyunup dökülürken yaşadığımız bu coğrafyadaki şehirler biz giyindiğimizde soyunmaya başlıyorlar. Bu yüzdendir işte, nasıl ki gerçek güzellik sıfır makyajla belli oluyorsa gerçekten güzel ve ruhu olan şehirler de sıfır makyajla anlaşılıyor. Sizce de İstanbul her hâliyle çok güzel değil mi ya da ben İstanbul'a âşık olduğum için mi biraz abartıyorum? Ne dersiniz?

Yazdan kalma ne kadar kin ve kir varsa sonbahar yağmuruyla yıkanacak. Geçmişten kalan ve acıtan ne varsa izi silikleşecek ve belki tamamen yok olacak. Ağustos böcekleri boyunun ölçüsünü alırken karıncalar bu kış pek bir rahatta ve keyifte olacak. Şarkılar hepimize daha çok dokunacak. Göz kapayıp açıncaya kadar bir de bakmışız ki akşam olacak.

Herkes işbaşı yaptı, okullar açıldı. Asıl hayat şimdi başladı. Çok çalışmak, az konuşmak, çok dinlemek ve dinlenmemek zamanıdır. Artık hırkalarımız, yorganımız, pijamamız bildiğiniz üzere assolistlerimiz ve gece gazinosu evimiz. Pijamamı giyip uslu çocuk oluyorum ve romantik şarkıların prensi çizgime kayıyorum.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com