, , , , ,

HANGİ KAŞARSINIZ?

Perşembe, Temmuz 21, 2011


Küçüktüm... Kaşarın sadece tostu tost yapan kahvaltılık ürünü olduğunu biliyordum. Mutfak kültürüm geliştikçe ve ilerledikçe kaşarın sadece tostta, pizzada ve kahvaltı tabağında yer almadığını gördüm. Güveç mantarda, fırın makarnada, poğaçada... Kaşar her yerdeydi. Bir de eski kaşar vardı. Yıllarca kahvaltı masamızda durdu ve ben ağzıma bile sürmedim. Bir gün, evet bir gün eski kaşarın tadının ne kadar güzel olduğunu fark ettim. Yazları sıcağa dayanamayan ve bir süre beklediyse erimeye başlayan kaşarları buzdolabında muhafaza etmek gerektiğini öğrendim. Kaşarlar erimemeliydi.

Büyümüştüm. Kaşarın sadece bir gıda ürünü olmadığının farkındaydım artık. Kaşar olmak, kaşarlanmak diye terimler öğrenmiştim. Kaşarlanmak, bir işte pişmek ve tecrübelenmek anlamına geliyordu. Sıfat olarak kullanılan kaşar ise tanımlara sığmıyor, başlı başına bir kitap konusu olmakta ısrarcı davranıyordu.

Annem "Kaşarın güzeli, çirkini olmaz. Kaşar, kaşardır." dese de ben kaşarları sizler için kategorize ediyorum efendim.

CÜZDANCI KAŞAR: Cüzdanı dolgun ve genelde de olgun kişilerle birlikte olan bir türdür. Bu kaşarların gözü kara olmakla beraber son derece materyalistlerdir. Yüksek sıcaklığa karşı dirençli olduklarından erimezler ama cüzdanları eritirler. "Zaten çok mutsuzlardı. Her şey benden önce zaten çoktan bitmişti." cümlesi, cüzdancı kaşarların tipik bir cümlesidir. Tüm cüzdancı kaşarlar bir araya toplansa ve her birinden  doğaçlama bağırması istense hepsi bir ağızdan bu cümleleri kuracaktır. Benden söylemesi.

ENİŞTECİ, YENGECİ KAŞAR: Sıra geldi kaleyi içten fethedenlere... En tehlikeli kaşar türümüzde sıra. Zehirleyici özelliği olan bu kaşar türü, arkadaşlarının eski sevgilileriyle flört etmeye ya da mevcut sevgilisini elinden almaya bayılırlar. Görünüş itibariyle pek cezbedici olmasalar da kıtlıkta giderleri vardır. İlk başta "Bunu yapamam. Hayır, olamaz. Suçluluk hissediyorum. Senden de çok etkileniyorum." deseler de sonraki cümleleri "Bu geceyi beraber geçirelim mi?" olacaktır. Hayatta her şey mümkündür ama hem yanlış bir şey yaptığını düşünüp hem de bu yanlışı bile bile yapanlar bizden değildir. Bu yerli kaşarlar, İtalyan mutfağında bile görülmemiştir. Arkadaşlarına kıskıvrak yakalandıklarında suçu karşı tarafa atan ve geri çekilen bu kaşarlar, "Ay ben hiç sevmiyordum zaten." diyerek şaşkınlık yaratabilirler. Sevmemelerine rağmen bu haltı yiyen ve arkadaşına da ihanet eden bu kaşar türüne sormak gerekir "Hem sevmiyordun hem de sevilmiyordun. Neden arkadaşına bunu yaptın?" diye. Cevap "Eee... Şey... Kem küm..." olacaktır. Rivayet odur ki, bu kaşar türü ortaya karışık kaşarlarla benzer özellikler göstermektedir ve grup toplantılarına pek bir düşkündür! Siz mesajımı aldınız.

ORTAYA KARIŞIK KAŞAR: Son kullanma tarihi geçmek üzere olmasına rağmen raflarda bekleyen ve küflenmeye yüz tutan bu kaşarlar, sürekli iade edildiklerinden ve kimseye ait olamadıklarından kendilerini grup kahvaltıların, kokteyllerin ve partilerin ortasına atarlar. Özellikle üç katlı tostlarda, üç-dört kişilik pizzalarda karşımıza çıkan bu kaşarlar ekip ruhunu bünyelerinde barındırmaktan ve grup çalışması yaparak kalabalık ekiplere hizmet etmekten büyük zevk duyarlar.

ESKİ KAŞAR: Geldik en trajik kaşar türüne... Bir zamanlar en lezzetli yemeklerin malzemesi olan ve gurmelerin bile lezzet anlayışına hitap eden bu kaşarlar, şarap olmadıklarından eskimeye yüz tuttukça ve yıllandıkça pörsümektedirler. Yaşadıkları bu deformasyon, dejenerasyon ve kanalizasyon (Sanırım son kelime olmadı ama kafiyesi uydu sanki?) sebebiyle hızla dibe vuran ve bu çaptan düşüşü kendine yediremeyen kaşarlar, bu kaşarı başkasına yedirtmek adına türlü türlü şekillere, kılıktan kılığa girebilirler. Nasıl dikkat çekeceklerini şaşıran bu eski kaşarlar, şöhretini yıllar önce kaybeden ve bunalımdan çıkamayan oyuncuları hatırlatmaktadırlar.

OMLETÇİ KAŞAR: Çift yumurtalı sucuğun üzerine rende olmayı seven bu kaşar türü, kısık ateşte on dakika boyunca kaldığında hemen rengini belli edecek ve eriyecektir. İri iri kesilmiş sucuğu ve çift yumurtayı görünce kendinden geçen bu kaşara dokunurken hijyen acısından muhakkak eldiven kullanınız efendim; çünkü bu kaşara dolapta değen, dokunan kangal sucukların haddi hesabı yoktur. Benden söylemesi.

COOL KAŞAR: Bu kaşar türümüz, buzdolabında muhafaza edilmeyi sevdiğinden midir bilinmez ama pek bir soğuktur. Yerli kahvaltılık ürünlerinin arasında ithal jambon havalarına giren bu kaşar her kahvaltı masasına girmez ve giremez. Bu kaşar türü oldukça sosyetik ve elittir. Sınırlı yerlerde hizmet vermektedir. Tadından ziyade ambalajı nedeniyle rağbet görmektedir. Yılın belli dönemleri indirime girmektedir. Takip ediniz efendim!


KENDİNİ PEYNİR SANAN KAŞAR: Ambalajı uzun zaman önce açılmış olsa da kaşarlığını kabul edemeyen ve bununla barışamayan bu kaşar türü kendini tam yağlı koyun peyniri zannetmektedir. Kimlik bunalımı yaşayan ve mayası bozuk bu ürün, çevresindeki komşu tabaklara "Kaşar! Kaşarsınız!" diye bağırsa da baş kaşarın ta kendisidir. Bu bir zencinin zenci mahallesine gidip solaryum salonu açması kadar vahim, trajikomik ve anlamsızdır. Bu kaşar türü ambalajında ne kadar muhafaza edilse de zamanla mutasyon geçirecek ve başka bir kaşar türüne dönüşecektir.

MASUM KAŞAR: Kahvaltı tabağının en uslu ve en edepli kaşarı olan masum kaşar, kahvaltı öğününü hiç kaçırmayanların en gözde tercihidir. Bu kaşar türünü asla ve asla açık büfe kahvaltılarda göremezsiniz. Masum kaşar kişiye özeldir. Sadece alıcısına özel olan masum kaşar tek eşlilikten yanadır ve bu yüzdendir ki çift kaşarlı tostta kullanılmaz. O sadece sevdiceği için vardır ve sadece onun için erir.



AÇIK BÜFE KAŞAR: Ortalık malı desek yeridir bu kaşar türü için efendim. Bu kaşara dokunanın haddi hesabı olmamakla birlikte bu kaşarımız yıl boyunca indirimdedir. Hangi tabağa tebelleş olacağını şaşıran bu kaşarlar, yemeniz için size her türlü baskıyı yapmaktan geri kalmadıkları gibi çeşitli hastalıklara yol açabilirler. Gülşen'in "Ya Tutarsa?" şarkısının felsefesinden yola çıkılarak süte maya çalınmasıyla üretilirler ama pek hijyenik olduklarından bahsetmek mümkün değildir.

BUNLARA DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ

0 yorum

BUMERANG

Bumerang - Yazarkafe

BLOG ARŞİVİ

İLETİŞİM

info@diliminayariyok.com